Astronomi ve Kozmoloji

Proje A119: Ay’ı Bombala! Peki Ama Neden?

1958’de ABD ve Sovyetler Birliği arasında devam eden uzay yarışı, neredeyse bizi sevgili uydumuz Ay’dan mahrum bırakacaktı. O dönemde nükleer güç haline gelen bu iki ülke, birbirlerini alt etme yarışında her türlü nesneye bomba atmaya başlamışlardı. Proje A119 eğer uygulamaya geçseydi bugün çok sevdiğimiz uydumuz Ay’dan da mahrum kalabilirdik.

İlk olarak 1957 yılında Harold C. Urey kıtalararası balistik füzelerin Ay’a atom bombasını taşımasını teklif etti. Bu, ona göre yararlı bir deney olacaktı. Sonuçta Ay’dan kopacak parçalar eninde sonunda dünyaya düşecekti ve bizler de üzerinde araştırmalar yapacaktık. Sonrasında bu fikri destekleyen başkaları da çıkmaya başlamıştı. Elbette bunlar henüz birer teori idi. Çünkü o zamana dek kimse uzaya bir roket fırlatmayı başaramamıştı. Ama bu durum, Sovyetler’in 1957’de dünya yörüngesine Sputnik uydusunu yerleştirmesi ile değişecekti. Sovyetler kısa bir süre sonra da, Sputnik-2’i ile ilk kez uzaya bir canlıyı Laika adlı küçük bir köpeği götürmüştü,.

Bu füze fırlatmaları ABD’ yi bir anda uzay yarışında ikinci sıraya düşürdü. Amerika’nın dünyaya tam olarak yarışta olduğunu göstermesi gerekiyordu. Ve büyük bir şeye ihtiyacı vardı. Bu Ay’a nükleer bomba atmak olabilirdi.

Proje: A119

Bu fikir ile hareket geçen ABD Mayıs 1958’de “Proje: A119” kod adlı çok gizli bir bilimsel araştırma başlattı. Amaç, Ay’da bir nükleer patlamanın etkilerini belirlemek ve böyle bir patlamanın dünyadan nasıl görülebileceğini bulmaktı. Fizikçilerden oluşan araştırma ekibinin başında Leonard Reiffel bulunuyordu. Ona, Gerard Kuiper gibi önde gelen gökbilimciler ve 23 yaşındaki Carl Sagan eşlik ediyordu. Cari Sagan, bir gaz ve toz bulutunun Ay yüzeyinde nasıl yayılacağını modellemekle görevliydi. Bu Ay’daki bir patlamanın dünyadan nasıl görülebileceğini anlamanın ilk adımıydı. Sonuçta, programın bütün amacı büyük bir gösteri yapmaktı. Araştırmacılar bir yıla yakın çalıştıktan sonra nihayet Haziran 1959’da nihai raporlarını sundular.

Neyse ki program sonunda rafa kaldırıldı. Ancak nihai neden hala belirsiz. Kimisine göre bunun nedeni dünyadaki insanlar için potansiyel tehlike oluşturduğunun anlaşılmasıydı. Kimisine göre bilim insanlarının Ay’ı radyoaktif bir malzeme ile kirletmenin ileride gerçekleşecek olan Ay keşiflerinde sorun çıkaracağını söylemesiydi. Kimisi de bu projenin kamu oyunda tepki uyandıracağının anlaşılması ile uygulanmadığını söyledi. Sonuçta ABD hükümeti projeden vazgeçti. Ancak Sovyetlerin de aynı dönemde benzer çalışmalar yaptığını bilseydi muhtemelen A119 projesi uygulamaya geçerdi.

1958’in başlarında nükleer fizikçi Jakov Borisoviç Seldoviç’in ısrarlarıyla bunun gerçekleşme olasılığını araştırmak için Sovyetler E-4 Projesi’ni başlatmıştı. Neyse ki sonunda onlar da caydılar. Onları endişelendiren, roketlerin atom bombasını dünyanın yörüngesinden çıkaramazsa ne olacağıydı? Sonunda ellerinde dünyanın herhangi bir noktasına düşen tam yüklü bir atom bombası bulabilirler ve bu da tuhaf siyasi sorunlara yol açabilirdi. Sonuçta Ay kurtuldu. Ama yetkililer hala bir şeyleri bombalamak istiyordu.

Hidrojen bombasının yaratıcısı Edward Teller alternatif olarak Cebelitarık Boğazı’nı havaya uçurmayı önermişti. Bu elbette Venedik gibi birkaç kıyı kentinin talihsiz biçimde yok olmasına neden olacaktı ama örneğin Sahra çölünün sulanabilmesine olanak sağlayacaktı. 1958’den 1962’ye kadar dört yıl boyunca mücadele verdi; neyse ki düşünceleri onay almadı. Savunma Bakanlığı sonunda yeni hedefi saptamıştı. Uzayın kendisini bombalayacaklardı. Daha doğrusu uzayın Van Ailen kuşağı olarak bilinen özel bir kısmını.

Uzayda Atom Bombaları

Van Ailen Kuşakları Dünya’nın etrafını saran güneş rüzgarının yarattığı elektron ve proton bulutudur. Dünyanın manyetik alanı sayesinde binlerce kilometrelik alana yayılmıştır. Güney Atlantik üzerinde, bir kilotonluk bombalarla bir dizi çok gizli deneme yapıldı. Asıl planlanan bomba 1962 yılında atılacaktı. İzlenmeye değer bir ışık gösterisi bekleyen medya buna “Gökkuşağı Bombası” adını taktı. Bu durum dünyanın dört bir yanındaki bilim insanlarını alarma geçti. Sonuçta böyle bir patlamanın beklenmedik sonuçları olacağı neredeyse kesindi.

Fırlatma alanı olarak Hawaii’nin 1287 kilometre batısındaki Johnston Adası seçildi. Fırlatmanın kod adı, Starfish Prime olarak belirlendi. 400 kilometre irtifaya ulaşıldığında bomba havaya uçuruldu. Hiç ses çıkmamıştı, yalnızca ışık vardı. Sonra parçacıklar atmosfere yağarken gökyüzünde yeşil ve kırmızı ışık huzmeleri belirdi. İnsan yapımı olan bu aurora (kutup ışıkları) yedi dakika gökyüzünde kaldıktan sonra sönükleşip yok oldu.

Denemenin en garip etkileri gökyüzündeki ışıkları değildi. Hawaii’ nin elektrik şebekesinde bir elektromanyetik darbe, dalga dalga yayıldı. Elektrik direklerindeki sigortalar attı. Telefon hatları devre dışı kaldı. Televizyon ve radyolar çalışmadı. Yüzlerce sokak lambası aynı anda yanıp söndü.

Patlamayla oluşan bu elektromanyetik darbe yörüngede bulunan 21 uydudan yedisini devre dışı bırakmıştı. Bu patlama ayrıca dünyanın manyetik alanını da 30 dakika boyunca 1 /3 derece saptırmıştı. Van Ailen Kuşağı’nın pek çok alanının normale dönmesi aylarca sürdü. ABD hükümeti nükleer bomba denemeleri yapmak uydu teknolojisini geliştirmek arasında bir tercih yapmak zorunda olduğunun farkına varmıştı. Tercihini uydulardan yana kullanarak ertesi yıl Sovyetler Birliği ile “Nükleer Denemelerin Kısmi olarak Önlenmesi Anlaşması’nı imzaladı.

Ay’ı Atom Bombasıyla Uçurma Düşüncesi Devam Etti

1990 sonbaharında, lowa Üniversitesi’nden matematik profesörü Alexander Abian, öğrencilerine Ay’ı hava uçurmanın faydaları olacağını öne sürdüğü bir makale dağıttı. Ay’ın çekim kuvveti dünyanın eksenini 23 derece eğdiğini anlatıyordu makalesinde. Ay ortadan kalkarsa dünyanın iklimi çarpıcı biçimde değişecekti. Bu makale aslında öğrencilere gezegenlerin konumunu kavratmak için düşünce deneyi olarak yazılsa da sınıftan bir öğrencinin haberi basına sızdırması ile işler yine karıştı. Ay’ı atom bombasıyla havaya uçurma planı dünyanın dört bir yanındaki gazetelerde manşet oldu. Sonrasında dünya gündemi uzun süre bu konu ile yeniden haşır neşir oldu.

2002’de Ay’ı bombalama çılgınlığı, imao.us ”Ay’ı Bombalayalım (Nuke the Moon)” başlıklı bir makale yayınladı. 2009’da NASA LCROSS (Ay Kraterleri Gözleme ve Radar ölçüm Uydusu’nu) Ay’a çarptırmakla kalmayıp bu olayı kamera ile görüntüleyeceklerini duyurunca nihayet Ay’ı bombalama heveslileri mutlu oldu.

Çarpışma gecesi kalabalıklar gözlerini uzaya kilitledi. NASA spikeri çarpışma öncesi geri saymaya başladı ama hiçbir şey olmamıştı. Bir kez daha Ay’ı patlatma meraklılarının hevesleri kursaklarında kalmıştı. Şu anda ise (neyse ki) Ay’da bir nükleer patlamayı izletmek adına bir çalışma yapılmıyor, ama kim bilir? Belki de bir akşam gökyüzüne bakıp Ay’ın dingin görüntüsünü izlerken yüzeyinde tuhaf bir parıldama görebilirsiniz.

Kaynaklar ve İleri okumalar için:

  • Alex Boese,”Kafası Güzel Filler ve En Acayip Deneyler” Gürer Yayınları, 2011
  • Why the Air Force Almost Blasted the Moon with an H-Bomb; Bağlantı: https://www.history.com/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu