Kendimizi Geliştirelim

Sturgeon Yasası: Her Şeyin %90’ı Aslında Çöptür

Sturgeon Yasası, herhangi bir alanda üretilen bilgi, eser ya da içeriğin büyük bölümünün değersiz olduğunu ileri süren mizahi bir özdeyiştir.

Sturgeon yasası

Bu ilkeyi, bilimkurgu yazarı Theodore Sturgeon (1918–1985) gündeme getirdi. Sturgeon, 1958’de yazdığı bir köşe yazısında, o dönemde hâlâ ucuz ve niteliksiz edebiyat olarak görülen bilimkurguyu savunmak zorunda kaldı.

Eleştirmenlerin, türü en kötü örneklerine bakarak yargıladığını düşünüyordu. Bu nedenle şu tespiti yaptı.“Bilimkurgunun yüzde 90’ı çöp deniyorsa, aynı ölçütle filmlerin, edebiyatın, tüketim ürünlerinin de yüzde 90’ının çöp olduğu ileri sürülebilir.” Böylece Sturgeon Yasası ortaya çıktı: “Her şeyin yüzde 90’ı çöptür.”

Theodore Sturgeon ( 1918- 1985). Sturgeon, kariyeri boyunca 200’den fazla kısa öykü yayınladı, birçok ödül kazandı. 2000 yılında Bilim Kurgu ve Fantezi Onur Listesi’ne girdi.

Sturgeon Yasası Nedir?

Sturgeon bu sözü sanat ve ürünler için kullandıktan sonra, özdeyiş kısa sürede kendi başına bir hayat kazandı. Anlamı şuydu: Tükettiğimiz, okuduğumuz, izlediğimiz ya da değerlendirdiğimiz şeylerin büyük bölümü niteliksizdir. Bu yüzden bunlara takılıp kalmak ya da aşırı önem atfetmek yerine, gerçekten anlamlı, ufuk açıcı ya da bize bir şekilde fayda sağlayan yüzde 10’a odaklanmamız gerekecektir.

Sturgeon Yasası, iki şekilde işler. İlk olarak, bir şeyi değerlendirirken başvurduğumuz bilgilerin çoğunun gereksiz, zayıf kurulmuş, önemsiz ya da düpedüz yanlış olduğunu fark etmemizi sağlar. İkinci olarak ise bu niteliksiz kısımlara takılıp kalmamamız gerektiğini hatırlatır. Asıl yapılması gereken, dikkatini gerçekten iyi olan fikirlere ve işe yarayan düşünme süreçlerine yöneltmektir.

Sturgeon Yasası, Pareto İlkesi’nin daha renkli ve daha katı bir yorumudur. Pareto İlkesi gibi hayatın hemen her alanına uygulanır; ancak daha yüksek bir seçicilik ölçütü koyar. Bu yasa, nicelikten çok niteliğe odaklanmayı zorunlu kılar.

Bu Bilgiyi Öğrenmek Ne İşinize Yaradı?

Sturgeon Yasası son derece işe yarar bir yaklaşımdır. Bu zihinsel model, zaman ve enerjiyi seçici kullanmayı ve hayatınıza neyi aldığınız konusunda sürekli şüpheci olmayı öğütler.

Bir sorunu çözmeye ya da bir konuyu anlamaya çalışırken, en kritik unsurlara ve en güvenilir, bilgilere odaklanmalıyız. En yaygın hatalara ya da sıkça eleştirilen parçalara gereğinden fazla enerji harcamak genellikle anlamlı bir katkı sağlamaz.

Sturgeon Yasası, düşük nitelikli içeriğin zaten önemsiz olduğunu belirtir; bu nedenle görmezden gelmek mümkündür. Occam’ın Usturası da benzer bir noktaya dikkat çeker. Gereksiz ayrıntılara fazlaca odaklanmak, esas fikri zayıflatır ve düşünceyi rayından çıkarır.

Elbette Sturgeon Yasası’nın istisnaları vardır. Herkesin değerlendirme ölçütü farklıdır. Birinin “çöp” olarak nitelendirdiği bir içeriğin, başkası için değerli olması olasıdır.

Ayrıca oran da sabit değildir. Bazı durumlarda bu oran yüzde 90 değil, yüzde 75 olabilir. Dahası, “iyi” kabul edilen yüzde 10’un tamamı da kusursuz değildir. Bunun bir kısmı yalnızca ortalamanın biraz üzerindedir.

Ancak yine de düşünceyi netleştirmek, sadeleştirmek ve zihnin önemsiz ya da alakasız yönlere savrulma eğilimini dengelemek için Sturgeon Yasası son derece işe yarar bir yaklaşımdır.

Sonuç Olarak

Bu noktadan sonra bir performandan keyif almadığınızda, bir toplantıda zaman kaybettiğinizi düşündüğünüzde, bir sohbetten sıkıldığınızda ya da bir kitabı veya yazıyı sonuna kadar okuyamadığınızda bu yasayı hatırlayın. Büyük olasılıkla karşılaştığınız şey, zaten elenmesi gereken kısmın ta kendisidir.

Alberto Brandolinin’de dediği gibi bir şeyi çürütmek veya tartışmak için gereken zaman, çaba ve kaynaklar, her zaman herhangi birinin istediği saçmalığı dile getirme kolaylığından daha uzun sürecektir. Üstelik bunların yüzde 90’ı da zaten saçmalıktır.

Zamanınızı boşa harcamayın. Bunun yerine, gerçekten değecek yüzde 10’u arayın. Ve son bir kural. Bir şeyin iyi mi yoksa saçma mı olduğundan emin değilseniz, büyük olasılıkla saçmadır.

Bu noktada benzer bir ilkeyi de anmak gerekir. İtalyan bilgisayar programcısı Alberto Brandolini’nin 2013’te formüle ettiği Brandolini Yasası, yani Saçmalık Asimetri Prensibi. Bu yasaya göre bir saçmalığı üretmek çok az enerji gerektirirken, onu çürütmek çok daha fazla çaba ister. Bu yüzden neyle uğraşacağınıza karar vermek, çoğu zaman tartışmanın kendisinden daha değerlidir.


Kaynaklar ve ileri okumalar


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.