SOSYAL BİLİMLER

Mutluluk Araştırması: Kim Daha Mutlu? Kadınlar mı Yoksa Erkekler mi?

Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha mutlu sorusu tabii ki son derece yüzeysel, sınırlayıcı ve şartlandırıcı bir soru. Araştırmalar da bunun karmaşık bir soru olduğunu; erkeklerin veya kadınların daha mutlu olup olmadıklarını sormanın gerçekten yararlı olmadığını gösteriyor. Çünkü, mutluluğun kadınlar ve erkekler için farklı olduğu düşünülüyor.

(Yine de buradaki ”çünkü” kısmını da yüzeysel varsayabiliriz. ”O maç seyrederken mutlu, çünkü o bir erkek” demek saçma artık.. Her şey herkeste, herkes her şeyde farklıdır.)

***

Son istatistiklere göre kadınlarda mutluluk son 30 yıldır azalıyor. Araştırmalar kadınların depresyon yaşama olasılığının, erkeklerin depresyon olasılığından iki katı kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Depresyondaki cinsiyet farklılıklarının temelinde biyolojinin yanı sıra psikolojik ve sosyal faktörlerinin de bu eşitsizliğe sebep olduğu düşünülüyor.

Ancak araştırmalar, kadınların erkeklere kıyasla sevinç ve mutluluk gibi yoğun olumlu duygular yaşamalarının da daha olası olduğunu göstermektedir. Yani kadınların daha yoğun olumlu duygular yaşamaları, daha yüksek depresyon risklerini dengeliyor gibi görünüyor.

Ek olarak araştırmalar kadınların depresyon noktasında yardım ve tedaviye daha açık olduğunu gösteriyor ve bu da daha erken iyileşmelerine izin veriyor.

Psikolog Ferhat Aydın’ın etkinliğinde kendisinden de bu noktada paralel bir açıklama duymuştum. Ferhat Bey de psikologlara ve terapilere kadınların daha çok geldiğini söylemişti.

***

Mutluluk Üzerine Yapılan Beyin Araştırmaları

Son araştırmalar, mutluluk ve depresyon arasındaki farklılıkların beyinde de olduğunu göstermektedir. Bu noktada yapılan çalışmalarda; duygu tanıma, sosyal duyarlılık ve empati testlerinde kadınlar erkeklerden daha yüksek puan almaktadır.

Nörogörüntüleme (Neuroimaging, Brain Imaging) çalışmalarında dişilerin duyguları işlerken beyinlerinde ayna nöronları içeren alanları, erkeklerden daha fazla kullandığı gözlemlenmiştir.

Çalışmada ayna nöronlar, dünyayı diğer insanların bakış açısından deneyimlememiz olarak ele alınıyor ve kadınların neden daha derin bir üzüntü yaşadığını açıklayabileceği düşünülüyor.

Öfke Konusu

Bu çalışmalarda önemli bir kör nokta bulunmakta. Kadınların mutluluğu daha yoğun hissetmelerinin yanında, öfke konusunda sınırlandırıldıkları için erkekler kadar öfkelenmezmiş gibi varsayılıyor.

Halbuki, kadınlar da genellikle erkekler kadar öfke hissetse de sosyal olarak kabul edilebilir olmadığı (!) için açıkça ifade etmezler. Bu da sosyolojinin konusu gibi görünüyor.

Çalışmaya göre erkekler öfkeli hissettiklerinde, seslendirmeleri ve başkalarına yönlendirmeleri daha olası iken kadınların öfkeyi içselleştirmeleri daha olası varsayılıyor.. Kadınlar öfkeyi dışavurum yerine ruminasyon -yani içsel olarak sürekli tekrarlama- yapıyorlar. Yine çalışmaya göre kadınların stres ve depresyona karşı problem yaşamalarının kaynağı bu noktada yatmaktadır.

Öncelik Vermek

Sosyal rollerde yaratılan bu saçmalığa göre kadınların her zaman kendilerinden çok başkalarının mutluluğuna ve refahına hizmet etmesi bekleniyor.

Kadınların sosyal beklentiler ve kısıtlamalarla karşı karşıya kaldıklarında mutlu bir durumu sürdürmekte daha çok zorlanıyorlar.

Stres üzerine yapılan araştırmalar, kadınların erkeklere kıyasla sosyal reddetme ve dışlamaya fiziksel olarak daha fazla tepki verdiğini göstermektedir. Dünyaya sadece diğerleri için kendinizi paralamazsanız size ”tüüü” yapmak için gelmiş bir amaçsızlar ve boş işler ordusu var ya.. Onların yarattığı bir şey bu durum. (Gerçi burada onların amaç konusu siz oluyorsunuz. Siz gidersiniz, başkasını bulurlar.)

Bu sebeple kadınların başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirme olasılıklarının daha yüksek olduğu kabul ediliyor ve zamanla bu durum kadınlarda kızgınlığa ve tatminsizliğe yol açabiliyor.

Kadınların mutlu olma konusunda doğru olanı yapmaya öncelik vermeleri ve erkeklerin hedonizm peşinde koşmaları beklendiğinden; çalışmalar ayrıca kadınların erkeklerden daha etik davranma eğiliminde olduklarını ve “doğru olanı” yapmadıkları takdirde utanç duygusuna maruz kalma olasılıklarının daha yüksek olduğunu bulmuştur.

(Toplumsal aforizmaların saçmalıklarına son vermek şart. Bir şeyi, çok kişi söylüyor diye içselleştirmek zorunda değil hiç kimse. Saçma olan saçmadır. Bu kadar basit aslında. İçselleştirdiğiniz her şeyi sorgulayın. Ağrısız baş için uyum sağlamaktansa kafa karışıklığı yeğdir.)

***

Gördüğünüz gibi, durum hala karmaşık.. Çalışmalara göre kadınlar stres, depresyon ve travmaya karşı daha yoğun duygular yaşıyorlar ancak erkeklere kıyasla daha esnek ve travma sonrası gelişim konusunda önemli ölçüde daha yeteneklidirler.

Bunun sebebinin, hem erkek hem de kadınlarla daha derin bir düzeyde bağlantı kurma yeteneklerinden kaynaklanabileceği düşünülüyor.

Bu farklılıklara rağmen mutluluğun kaynakları, faydaları, niteliği hem kadınlar hem de erkekler için geniş kapsamlı ve araştırmaya açıktır. Bu araştırma mutluluk ve mutsuzluk grafiğinin sadece bireysel deneyimlerle değil, aynı zamanda sosyal ağlar yoluyla dalgalandığını gösteriyor..

Yine de unutmayalım.. Her duygu kendine has bir nitelik ve geri bildirim içerir. Her duygumuz bize aittir. O yüzden ”mutluluk fetişliğine” kapılmayalım ve ”mutluluk satıcılarına” malzeme olmayalım. Ruhsal kan emicilerin en karlı dönemi.. Dikkatli olmakta fayda var.

Daha iyi bir sıçramaya vesile olacaksa, neden dibe vurmayalım ki zaman zaman??

Ne demiş Frank Sinatra: THAT’S LIFE..

Hayat bu ve göründüğünce eğlenceli.
Bazıları tekmelerini bir hayalin üstüne üstüne atar.
Ama izin vermem bunun moralimi bozmasına,
Çünkü bu güzel eski dünya, devam ediyor dönüp durmaya.

Bir kukla, bir yoksul, bir korsan, bir şair, bir piyon ve bir şah oldum
İyi oldum (yükseldim), kötü oldum (düştüm), bittim ve çıktım ve tek bir şey biliyorum:
Kendimi her yüz üstü buluşumda,
Topladım kendimi, ve döndüm yine yarışa.

Kaynak Çalışma: https://www.bmj.com/content/337/bmj.a2338

Düzenlenmiş İçerik: https://www.inverse.com/article/52929-men-vs-women-who-s-happier-psychological-social-factors

Matematiksel

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan; filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim.. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Spora, sanata (özellikle resim sanatı), müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara, filmlere düşkünüm.. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Küçük yaşlardan itibaren birikmiş 9 adet günlüğüm var. Amaçlı ve amaçsız yaşamanın çeşitli noktalardan artı ve eksileri olduğunu düşünsem dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğuna inanıyorum. Yine de -her şeye rağmen- ben uzun süredir amacı olanlardanım.. Buradan enerji sağlayabiliyorum.. Çoğunlukla enerjik, dışa dönük olsam da yeri geldikçe oldukça içe kapanmaya ve yalnızlığa susayabiliyorum. İkisi de keyifli ve öğretici.. Matematiksel sitesinin öncelikle hayranı olan bir okuruyum sonra Matematiksel’e katkı sağlamaya çalışan enfes ekibin bir parçasıyım. Özetle bu dünyayı bir rüyaymış gibi (Is this the real life? Is this just fantasy?) hissedip iyi bir insan olarak '‘kalmaya'’ çabalayan, sonsuzmuş gibi üretmeye çalışan insanlardan olarak; bahsettiğim 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum. Yaşam keşifle canlanıyor..
Kapalı