Matematik ve Adalet

2012 yılında Bilgi üniversitesinin ev sahipliği yaptığı Oyun Teorisi Dünya Kongresine, çoğumuzun Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) filmindeki şizofren akademisyen olarak tanıdığı, akademik camiada ise ekonomi ve finans gibi bilim dalları başta olmak üzere birçok alanda uygulamaları bulunan Oyun teorisi (Game theory) üzerine çalışmalarıyla tanınan, Nobel ödüllü John Nash’in  sözleri damgasını vurdu. Milliyet gazetesinden Mehveş Evin‘in yazısında[1] belirtiği üzere, John Nash, Türkiye’nin matematik sıralamasında dünyada son sıralarda olduğunu duyduğunda, tepkisini  “İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur” diyerek matematikle adalet arasında bir ilişkiyi ifade ederek gösterdi.

Burada üzerinde durulması gereken iki önemli husus var. Birincisi gerçekten bir toplumun matematik eğitimiyle, o ülkedeki adalet sistemi arasında bir bağ var mi? İkincisinde neden bir matematikçi, matematik eğitiminin kötü olduğunu duyunca ilk verdiği tepki Adalet oluyor.

Matematik, Sosyal bilimler ve Sanat

Sosyal bilimler ve fen bilimleri birbirinden çok farklı gibi gözükseler de aslında birbirlerinin farklı dilde ifadelerinden ve türevlerinden ibarettirler. Bu yüzdendir ki, genel itibarıyla bütüncül bir yaklaşıma sahip olan ve kendi alanı dışındaki disiplinlerde de en azından asgari bazı bilgilere hâkim olan insanların, kendi meslektaşlarına kıyasla daha başarılı oldukları söylenebilir. Örneğin, Paris’te, Louvre müzesinde, herkesin hayranlıkla ziyaret edip incelediği, Mona Lisa gibi yapıtlara hayranlıkla bakıyoruz, ama bu eserleri ortaya koyan Leonardo da Vinci gibi ressamları, diğer meslektaşlarından ayıran, matematik bilgisini de kapsayan eğitimleriyle ilgilenmiyoruz.

Sayı ve şekilleri inceleyen bilim dalı olarak bilinen matematik, sandığımızın aksine hayatımızın her tarafını kuşatmıştır. Örneğin, bir eşyadan çıkan sesin gürültü mü yoksa müzikal bir sanat eseri mi olacağı, çıkan sesin matematiksel bir ahenkle çıkıp çıkmadığına bağlıdır. Bu açıdan denilebilir ki, müzikal bir eserle gürültü arasındaki fark matematiktir, ama matematik sadece bu değildir. Duyma duyusunda problem olmasına rağmen dünyaca ünlü eserler icra eden Beethoven gibi müzisyenlerin olması da müziğin matematikle ilişkisini ortaya koymaktadır. İngiliz matematikçi James Joseph Sylvester de müziği duyunun algının ve hissin matematiği olarak tanımlaması müzik ve matematik ilişkisine dair bir örnek olarak verilebilir.

Eski Yunanda matematiğin henüz cebir elbisesini giymemiş ve daha çok şekil bilimi olarak bilindiği günlerde, kurduğu sosyal bilimler akademisinin giriş kapısına “Geometri bilmeyen içeri girmesin” diye yazdıran Platon, bu hareketiyle aradığı sosyal bilimcilerin, matematiğin onlara kazandıracağı farklı ve sistemli düşünme tarzlarına sahip, çok yönlü kişiler olduğunu gösteriyordu.

Matematik ve Adalet arasındaki ilişki

Günümüzde gerek adalet konusunda gerekse diğer sosyal meselelerin maalesef kendisini matematikten ve dolayısıyla onun insanlara kazandıracağı analitik düşünce sisteminden yoksun sosyal bilimciler tarafından konuşuluyor ve tartışılıyor olması konuların sığ bir zeminde ele alınmasına ve demagojilere hapsedilmesine neden olup, problemlerin tespiti ve çözümü yolunda büyük bir engel teşkil etmektedir. Mantığın dili Matematik, insanlara gerçeği ve doğruyu bulmada kılavuzluk yapar. Bu acıdan konumuza yaklaşacak olursak, adaletin de bilimin de amacı gerçeği bulmaktır ki, bu da bize genel anlamda, adalet ile bilim arasındaki, özelde de mantığın dili matematik ile adalet arasındaki temel ilişkiyi veriyor.

Platonun hocası Sokrates, Atina’da mahkemede, kendisinden aslında suçsuz olduğunu ispatlaması değil, yalvarıp yakarması beklendiği halde, ölmeyi göze alarak, onurlu bir final yapmıştır. Onun bu tavrında, hayatı boyunca edindiği ve kendi düşünme dünyasını geliştiren eğitiminin ne ölçüde katkısı olabilir? Bugün öğrencisi Platon tarafından bizlere nakledilen Sokrates’in savunması, her türlü takdirin üzerindedir, ama asıl önemli husus, Sokrates’in, bilgiyi, tavır almada kullanarak mahkemede bu savunmayı yapabilmiş olmasıdır. Unutulmamalıdır ki, günümüz hukukçuları, siyasiler önünde, olmayan düğmelerini iliklemeye çalışma eylemlerini, doğru bir eylem olarak bildiklerinden dolayı yapıyor değillerdir. Bu büyük hatanın temel sebebi, kendi gelecekleri konusunda yanlış denklemler kurmuş ve mantık hatası yapmış olmalarındandır. Eğitim ve hukukta yapılan hatalar, matematiksel örneklemelerle de ifade edilebilen Kelebek etkisi gibi modellerde de görülen, tetikleyici faktörlerle, toplumlardaki her bir bireyin konforunda ve hata yapan insanların gelecek hayatlarında tsunamilere sebep olacağı aşikardır. Mitolojik olarak ifade edecek olursak, verilen kararlar mantık terazisinde tartılmaz ise, içilmemesi gerektiği halde, herkesin içtiğini veya birkaç yudumdan bir şey olmaz varsayımlarıyla içilen yasaklı nehrin, yasaklı suyu, maalesef, insanlarda bir tahribata sebebiyet verecektir.

“Coğrafya kaderdir” der Ibn-i Haldun. Her ne kadar bireyselleşmeye çalışsak da, içinde yaşadığımız toplumdan kendimizi soyutlamamız veya onlardan etkilenmememiz mümkün değil. John Nash’in verdiği ilk tepkinin, adalet vurgusunu yapmak olması, toplumun eğitim düzeyindeki eksikliğin ortaya çıkardığı çok çeşitli sonuçlarının olmasına rağmen, adaletin, o eksikliğe sahip olmayanları da direk olarak etkileyecek niteliğe sahip olmasından dolayıdır.

Hukuk sistemi ve Matematik eğitimi arasındaki ilişkiye dair bu yazıda şu ana kadar bahsedilen teorik yaklaşımlara ek olarak, istatistiki veriler de bu ilişkiyle alakalı bazı bilgiler verebilir. Bu konuda, Dünya Adalet Projesi (JWP) tarafından hazırlanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi ve   Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından her 3 yılda bir yayınlanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Raporları (PISA) sağlıklı analizler yapılması için önemli ve güvenilir veriler sunmaktadır.

Konuk Yazar: Dr. Muhsin Tamtürk

Leicester Üniversitesi

https://muhsintamturk.academia.edu/

[1] http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/mehves-evin/-iyi-matematik-bilmeyen-toplumda-adalet-olmaz–1571003/

Matematiksel 

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Neden Algoritmalar Bilincin Yerini Alamaz?

Bütün elektronik beyinlerin ve bu beyinleri çalıştıran algoritmaların sorunu hep aynı: döngüseller. Yani çalışabilmeleri için …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');