Psikoloji

Duygu Nedir? Duygular Beyninizi Nasıl Kandırır?

Duygu nedir ve duygularımız nasıl çalışıyor? Bu soru biraz garip gelebilir; zira hepimiz her an duygularımızı deneyimliyoruz. Duygularımız sanki otomatik gerçekleşiyor gibi. Peki, bilimsel açıdan bakıldığında duygular neyi ifade eder? İnsanlar eski Yunanlılardan beri duygular hakkında tartışıyorlar. Aristoteles, bunların erdem için gerekli olduğunu öne sürdü. Stoacılar duyguları mantığa aykırı olarak nitelendirdi. Charles Darwin, dünyadaki her kültürün altı temel duyguyu paylaştığını düşünüyordu. Bunlar mutluluk, üzüntü, korku, öfke, şaşkınlık ve tiksinti idi.

O zamandan beri, psikologlar bu duyguların izlerini birçok dilde aradılar. Ancak son yıllarda beynimizin zihnimizi nasıl meydana getirdiğini anlamaya çalışan nörobilim alanında ulaşılan gelişmeler, bu konudaki araştırmaların yoğunlaşmasını sağladı. Günümüzde bilim insanları bilgisayarlı görüntüleme teknikleri sayesinde kafamızın içinde güvenle gezinebiliyorlar. Bunun sonucunda da ilginç sonuçlara ulaşıyorlar.

Duygular Zannedilenden Farklıdır

Psikoloji profesörü Lisa Feldman Barrett ve birçok bilim insanına göre duyguların doğası yanlış anlaşılmaktadır. Duygularımız hakkında düşündüklerimiz, nörobilimcilerin beynimizde ve davranışlarımızda gözlemledikleri ile örtüşmemektedir. Yanıldığımız noktanın en başında, duyguların doğuştan ve evrensel olduğu ve tutarlı bir şekilde ölçülebileceği görüşü gelir. Dolayısıyla, örneğin öfke, fizyolojik bir “parmak izi” ile insan doğasının temel bir yapı taşı olarak düşünülür. Ancak bu fikir Barrett’e ve ortaya koyduğu bilimsel verilere göre doğru değil.

Diyelim ki ormanda yürüyorsunuz ve bir ayı gördünüz ve anında korktunuz. Şimdi ne oldu? Duygu nedir sorusuna getirilen geleneksel açıklama şu şekildedir. Ayıyı görür görmez, ilgili organ ya da korku devreleriniz bir anda harekete geçti. Bu da vücudunuzun daha önce belirlenmiş bir şekilde tepki vermesini sağladı. Nabzınız hızlandı, kan basıncınız yükseldi ve yüzünüzde evrensel korku ifadesi oluştu. İşte bu durum,  korku duygusunu diğer duygulardan ayıran belirgin, saptanabilir bir “parmak izi” olarak kabul edilir.
. Bu parmak izinin, evrimsel süreçte sonraki nesillere geçtiği kabul edilir.

Duygular Evrensel Değildir

Duygulara dair bu yaklaşımın asıl problemi, duyguların birkaç evrensel parmak izine sığmayacak biçimde karşımıza çıkmasıdır. Örneğin öfkeye karşı verdiğimiz tepki kültürden kültüre, kişiden kişiye değişir. Aynı şey şaşırtıcı bir şekilde “mutluluk”, “heyecan”, “hayal kırıklığı” için de geçerlidir. Mutlu olduğumuz zamanın sadece yüzde 12’sinde gülümseriz. Ayrıca öfkeli olduğumuz zamanın yüzde 28’inde kaşlarımızı çatarız. Bebekler hakkında yapılan bir çalışma da yüzlerinin korku ve kızgınlık anında aldığı şeklin birbirinden neredeyse ayırt edilemediğini ortaya koyuyor. Hiçbir duygu vücutta bir parmak izine sahip değildir. Normlar değişkenlik üzerine kuruludur. Ayrıca farklı kültürlerde farklı duygular mevcuttur.

Pek çok kültürde dilimize çevrilemeyen duygular vardır. Örneğin, Mikronezya’nın Ifaluk halkı, bağlama bağlı olarak sevgi, empati, acıma, üzüntü veya şefkat anlamına gelen bir duyguya sahiptir. Bu duygu fago duygusu olarak bilinir.

Birinin güldüğünü gördüğünüzde, onun mutlu veya eğlenmiş olduğunu düşünürsünüz ancak Namibya’nın Himba kabilesinde ise gülmek, sadece gülmek demektir. Bunu mutluluk gibi zihinsel aktivitelerle ilişkilendirmezler. Görsel Kaynak: Reddit/r/HumanPorn

O Zaman Duygu Nedir ve Duygular Nasıl Oluşur?

Beyninizin en önemli görevi, vücudunuzu canlı tutmaktır. Bunu başarmak için zamanının çoğunu, başınıza yakın zamanda ne geleceğini tahmin etmekle geçirir. Böylece bir acil durum planı hazır olacak ve vücudunuz hızlı tepki verebilecektir. Araştırmalara göre beyniniz enerjinin %60 ila %80’ini bu tahmin için kullanır. Örneğin, bir sonraki adımı atmak için ayağınızı her kaldırdığınızda, beyniniz ayağınızın nasıl yere ineceğini tahmin eder. Beyniniz bunu yanlış anlarsa, tökezleyebilirsiniz. Daha önce bir havalimanında yürüyen bir yolda bulunduysanız ve inerken tökezlediyseniz (veya son adım size tuhaf geliyorsa), bu tahmin hatasının nasıl hissettirdiğini bilirsiniz.

Beyniniz ayrıca dünyadaki diğer insanlar hakkında tahminlerde bulunur. Araştırmalar, yabancılarla tanıştığınızda, yüz hareketleri (gülümsemeler veya kaşlarını çatma gibi) beyninizin tahminleriyle örtüştüğünde onları daha çok sevdiğinizi ve onlara güvendiğinizi gösteriyor. Beyniniz aynı zamanda, kalbinizin ne zaman hızlanıp yavaşlayacağını, tansiyonunuzun ne zaman yükselip düşeceğini, ne zaman nefesinizin derinleşeceğini ve ne zaman daha fazla tuz, şeker, su veya hormona ihtiyacınız olduğunu tahmin eder. Vücudunuz sanki belirli bir bütçeyi idare etmek istiyormuş gibi çalışır.

Bu bütçeleme süreci tüm hayatınız boyunca devam eder ve çoğu zaman bunun farkında olmazsınız. Ama iyi bildiğiniz bir şey üretir. Bu da ruh halinizdir. Bir şekilde, kimsenin anlamadığı gizemli bir süreçle bedeninizdeki fiziksel hareketler zihinsel hale gelir. Ruh haliniz vücudunuzun sağlığı için bir barometre gibidir. Çoğu zaman arka planda kalsa ve siz fark etmeseniz de, hayatınızın her anında yanınızdadır. Aynı süreç siz farkında olmasanız da duygularınızı üretir.

hormonlar ve duygularımız

Duygularımız Nasıl Çalışıyor?

“Ormandaki ayı” örneğimize geri dönelim. Ormanda yürürken beyniniz her an geçmiş deneyimlere dayanarak binlerce tahminde bulunur. Tempoyu sürdürmek için ihtiyaç duyacağınız kalp atış hızını ve nefes almayı tahmin eder. Hatta beyniniz ayılar gibi ortama uygun hayvanlar hakkında tahminlerde bulunur. Vücudunuzu onlarla başa çıkmaya hazırlar. Tüm bunlar, geçmiş deneyimlerinizin birikimidir. Böylece bir saniye sonra gerçekten bir ayı ile karşılaştığınızda hemen koşmaya ve korku duymaya başlarsınız. İşte bu yüzden korku size otomatik bir durum, bir refleks gibi gelir. Aslında beyniniz, vücudunuzun yaşadıklarını açıklamakta ve bununla ilgili fiziksel davranışı veya hareketi siz daha farkına varmadan başlatmaktadır.

Ama ya ayı yoksa? İşte bu durumda, bir nedeni olmayan tedirginlik hissi ile baş başa kalacaksınız. Geceleri ormanda yürüdüyseniz ve aniden sebepsiz yere ürktüyseniz, bunu deneyimlemişsinizdir. Kısacası duygular, vücudunuzun duyumsadığı şeyleri anlamlandırmak için beyninizin mevcut durumu temel alarak yaptığı en iyi tahminlerdir. Beyniniz, bağlama bağlı olarak aynı duyumdan farklı şekillerde anlam çıkarır. Duygu nedir sorusunun cevabı budur.

Bir anlamda, duygularınız bilinçsizce üç bileşenden oluşur: beden bütçeniz, mevcut durumunuz ve geçmiş deneyimlerden gelen tahminler. Bu bileşenlerden herhangi birini değiştirirseniz, duygularınız üzerinde biraz kontrol sahibi olabilirsiniz. Bunun kolay olduğunu zannetmeyin; ama imkansız da değil.

Duyguları Kontrol Etmek Nasıl Mümkün Olur?

Sağlıklı beslenin, yeterince uyuyun ve düzenli egzersiz yapın. Bu durumda beyniniz vücut bütçenizi dengede tutmak için çok çalışmak zorunda kalmayacaktır. Bu, beyninizin hoş olmayan duygular yaratmak için daha az fırsatı olacağı anlamına gelir. İkinci bileşeni değiştirmek için de çeşitli şeyler yapılabilir. Başka bir yere giderek çevrenizi değiştirebilirsiniz.. Bu mümkün değilse çevrenizdeki diğer şeylere odaklanabilirsiniz. Üçüncü bileşen, geçmiş deneyimlerden edindiğiniz tahminler, değiştirilmesi en zor olanıdır. Çünkü geçmişinizi değiştirmek imkansızdır. Ancak şimdiki zamanda harekete geçerseniz, beyninizin geleceğe yönelik tahminlerini yani gelecekteki duygularınızı değiştirebilirsiniz.

Kaynak ve İleri Okumalar: Dr Lisa Feldman-Barrett; How emotions trick your brain; https://www.sciencefocus.com/

Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.