Beden Dili Nedir? Beden Dilimiz İle Karşımızdaki Kişiyi Etkileyebilir miyiz?

Telefonda konuşurken ne kadar çok el kol hareketi yaptığınızın farkında mısınız? Ya da hareket etmenize izin verilmediği zamanlarda konuşmanın ne kadar zor olduğunu deneyimlediniz mi? Gün içinde ağzımızdan çıkan neredeyse her sözcüğe bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde eklediğimiz gizli, ikinci bir dilimiz var: Beden dili ya da diğer adıyla vücut dili. Birinin size her şeyin yolunda olduğunu söylediği ama kesinlikle aksini hissettiğiniz bir zamanı düşünün. Bu süper gücümüz yani insanları okuma yeteneği neredeyse doğuştan gelen bir beceridir.

En küçük çocuklar bile annelerinin ne zaman kızdığını anlayabilirler. Bu beceri biz yaşlandıkça gelişir. Deneyimlerimiz ve başkalarıyla olan etkileşimimiz, sözlü olmayan iletişim olarak adlandırılan bu becerinin geliştirilmesinde kilit bir rol oynar. Bu tür bir iletişim, insanları anlamak için çok önemlidir. Psikologlar, kişinin belli bir zaman aralığındaki ifade gücünün % 10 oranında ne söylediğine, % 30 oranında nasıl söylediğine, % 70 oranında beden diline bağlı olduğu görüşündeler.

Duygularımızı gösteren yedi farklı yüz ifademiz; Kaynak: https://www.researchgate.net

Yaşamın olağan akışı içinde sürekli bir arada bulunduğumuz ya da karşılaştığımız insanların yüz ifadelerini, farkında olmasak bile üç aşağı beş yukarı okuyabiliyoruz. Yüz ifadeleri tüm duygularımıza açılan bir kapı gibidir ve büyük ölçüde evrenseldir. Başka bir deyişle, bu yüz ifadelerini dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi birine gösterirseniz, duyguyu oldukça doğru bir şekilde tanıyabilirler. Ancak aynı şey beden dili için de geçerli mi? 

Nörofizyolog Duchenne du Boulogne, yüze yerleştirdiği ve yüz kaslarını uyarıcı elektrotlar yardımı ile, yüz ifadeleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.

Beden Dili Kullanımında Kültürel Farklılıklar

Beden dilimizde ağırlıklı olarak amblemleri kullanırız. Bunlar sözcük ve cümleler yerine kullanılanlar işaretlerdir. Örneğin işaret parmağını kıvırarak yapılan ‘gel’ ya da avuç içi öne uzatılarak yapılan ‘dur’ hareketi ya da zafer işareti birer amblemdir. Ancak bu grup altında toplanan beden hareketlerimiz ülkeden ülkeye değişiklik gösterir. Hindistan için geçerli olan bir işaret Afrika’da aynı anlama gelmez.

Sözsüz iletişimin bir başka bileşeni de dokunmadır. Birinin hafifçe sırtına vurma genellikle övgü olarak yorumlanır. Ancak, aynı zamanda onu kimin ve ne zaman yaptığına bağlı olarak saldırganlık anlamına da gelir. Hindistan’da sokaklarda yürürken erkeklerin erkekler ile, kadınların da kadınlar ile elele tutuştuğunu görmek yaygındır. Bu bir arkadaşlık göstergesidir. Bununla birlikte, aynı eylem Batılı bir ülkede tekrarlanırsa, eşcinsellik olarak yorumlanır.

Bazen, merhaba demek bile kültürler arasındaki farktan dolayı sorun yaşamamıza neden olur. Batı kültüründe “Merhaba” demenin genel ve kabul gören bir yolu kısa bir el sıkışmadır. Bununla birlikte, Hindistan’da, eğer aynı şey özellikle yaşlı birini selamlamak için yapılırsa, bu bir sorundur. Çünkü bu kültürde el sıkışma karşınızdaki kişiyle kendinizi eş tutmak anlamına gelir. Hindistan’da birini selamlamanın ideal yolu, el sıkmak değil ayaklarına dokunmaktır.

Japon usulü selamlaşma; Beden dili, İngilizcesi kinesics olarak ifade edilen, vücut hareketlerini ve dilini analiz eden bilim dalının alanına girer. Bu sözcük, hareket anlamına gelen Yunanca kinesis kelimesinden gelir. 1952’de Ray Birdwhistell tarafından kurulan mimik, jest ve vücut dili kapsamında araştırmalar içeren bir bilim dalıdır. Beden dili, hayvan davranışının incelenmesi olan etolojiye de yakındır.

Göz Teması

En çok kullandığımız sözlü olmayan iletişim biçimlerinden biri de elbette göz temasıdır. Çoğu batı kültüründe, konuşmacı ve dinleyici arasında göz teması kurmak çok önemlidir. Ancak doğu kültürlerinde, göz temasını sürdürmek kabalık ve bazen itaatsizlik olarak görülmektedir. Ancak gözlerimiz ile verdiğimiz mesajlar aslında tüm kültürlerde aynı gibidir. Örneğin gözlerinizi odanın etrafında dolandırdığınızda bu ilgisizlik anlamına gelir. Bakışınızı kaçırmak, çatışmayı önlemeye çalışmak demektir. Kısacası vücut dilimiz kültürden kültüre değişir mi sorusunun cevabı hem evet hem de hayırdır. Duygularımızı göstermek için kullandığımız beden dili, dostluk ve sevgiyi belirtmek için yaptığımız dokunuşlar ve göz teması aslında evrenseldir. Nereli olursanız olun, neyi ifade etmeniz gerekiyorsa gereksin, bu herkes tarafından anlaşılır. Sorun, farklı kültürlerdeki bazı mimik veya eylemlerin aynı olması, ancak çok farklı anlamlara sahip olmasıdır.

Beden Dilimiz İle Karşımızdaki Kişiyi Etkilememiz Mümkün mü?

İşte bu kısım biraz karışık. Küçük bir duruş ayarı, stresli durumlarla karşılaştığımızda kendimizi daha güçlü hissetmemizi sağlayabilir mi? Sadece bedenlerimizi belirli bir şekilde konumlandırarak daha güvenli hissedebilir miyiz?

Güç pozu fikri, sosyal psikolog Amy Cuddy tarafından popüler hale getirildi. Kendisi aşağıdaki görselde görmüş olduğunuz gibi duran kişilerin, daha güçlü duygular uyandırdıklarını gösteren bir makale yayınladı. Cuddy’nin bu konudaki 2012 TED konuşması milyonlarca izlenme sayısına erişti. Cuddy, çalışmasında stresli bir görüşmeden önce insanlara güçlü veya zayıf pozlar vermelerini sağlamıştı. Sonrasında diğer insanlar da, görüşmecilerin önceden hangi pozu benimsediğini bilmeden röportajları izlediğinde, görüşmeden önce güçlü pozları vermiş olanların işe alınma olasılıklarının daha fazla olduğunu belirlemişti.

Bu fikir özünde oldukça etkileyici idi. Sonuçta vücut dilini değiştir hayatın değişsin. Popüler medya bu fikri hemen sahiplendi. Devamında da güvenirlikleri sorgulanan benzer çalışmalar yapıldı. Oysa ki Cuddy’nin araştırmasındaki en büyük sorunlardan biri, “yayın yanlılığını” tespit eden istatistiksel bir araç olan p-eğrisi testini geçememesiydi. Bu test, basit bir ifadeyle, araştırmacıların yayınlanabilir bir sonuç üretmesi için, veri noktalarını özenle seçerek verilerinde hatalara neden olup olmadıklarını, için içine şans faktörünün karışıp karışmadığını kontrol etmek için kullanılır. 2018’de Cuddy, duruş biçimi ile güven arasında gerçek bir bağlantı olduğunu iddia eden elli beş çalışmanın bir analizini yayınladı. Ancak daha sonra da bu çalışmada sorunlar olduğu anlaşıldı.

Sonuç olarak, vücudun zihin üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, duruş biçiminiz kendinize duyduğunuz güveni arttıracaktır. Ancak yine de bu konuda fazla hayalci olmamanız önerilir.



Kaynaklar ve İleri Okumalar:

  • Body Language in Different Cultures; https://pdfs.semanticscholar.org/
  • Allan & Barbara Pease; The Definitive Book of Body Language;  ISBN: 9788183220149
  • A decade of ‘power posing’: Where do we stand?; Bağlantı: https://thepsychologist.bps.org.uk
  • Simmons, J. P. and Simonsohn, U. (2017), ‘Power Posing: P-curving the Evidence’, Psychological Science 28, 5, 687–93.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz