YAŞAM

Beden Dili: Sözsüz İletişim Becerimiz

Telefonda konuşurken ne kadar çok el kol hareketi yaptığınızın farkında mısınız? Ya da hareket etmenize izin verilmediği zamanlarda konuşmanın ne kadar zor olduğunu deneyimlediniz mi?

Gün içinde ağzımızdan çıkan neredeyse her sözcüğe bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde eklediğimiz gizli, ikinci bir dilimiz var: Beden dili.

Yalnızca sözcüklerin olmadığı ya da yetersiz kaldığı durumlarda imdada yetişmek için değil, kimi zaman ağızdan çıkanı değillemek, duyguları belli etmek ya da gizlemek, sözel ifadeyi vurgulamak ya da zayıflatmak için de kullanılan bir dil bu.

Psikologlar, kişinin belli bir zaman aralığındaki ifade gücünün % 10 oranında ne söylediğine, % 30 oranında nasıl söylediğine, % 70 oranında beden diline bağlı olduğu görüşündeler.

Neden Beden Dilimizi Kullanıyoruz?

Sabah kalktığımız andan akşam yatana kadar farkında olmadan binlerce sözsüz mesaj alışverişi yapıyoruz. Araştırmacıların hemfikir göründükleri düşünce, bedensel iletişim sinyallerinin bir kısmının doğuştan ve içgüdüsel, bir kısmının öğrenilen türden, bir kısmının da ikisinin karışımı olduğu.

Ancak kaynağı ne olursa olsun, beden, duyguları iletmede farklı bölüm ve yöntemlerden yararlanıyor; sonuçlar da kişiye, alışkanlıklarına, etkilenimlerine, bazı durumlarda da seçimlerine bağlı.

Beden Dili Sınıflandırılması

Kafasını kaşıyan birinin düşünceli olduğunu, volta atan birinin büyük olasılıkla huzursuz olduğunu, zıplayan bir çocuğun sevinçli olduğunu anlayabiliyoruz. Sinirlendiğimizde yumruğumuzu sıkabiliyoruz ya da bir iç geçirme uygun mimikle birlikte küfür yerine geçebiliyor bazen…

Kabul edilen sınıflandırma da şu şekilde oluyor:

Amblemler: Bunlar sözcük ve cümleler yerine kullanılanlar işaretler: Örneğin işaret parmağını kıvırarak yapılan ‘gel’ ya da avuç içi öne uzatılarak yapılan ‘dur’ hareketi ya da zafer işareti.

Bu grup altında toplanan beden hareketlerimiz ülkeden ülkeye değişiklik gösterebiliyor. Bu nedenle evrensel olarak kabul edilemiyor. Bu işaretler bedenin doğal çıktıları olmaktan çok, simgesel gösterimler.

Tanımlayıcılar: Sözlü mesajlara eşlik eden ve anlamlarını güçlendiren beden dili işaretlerimiz bu gruba giriyor. Evet derken başın yukarı-aşağı sallanması gibi.

Duygusal Gösterimler: Yüz veya bedende duygu ifadesine neden olan hareketlerimiz bu grupta yer alıyor. Bir habere sevinildiğinde yüzün aldığı şekil buna bir örnek olabilir.

İletişimin akışını denetleyen hareketler: iletişime son vermek istendiğinde geri çekilmek ya da gözü başka yere çevirmek gibi…

Gerilimi denetleme hareketleri: Otururken ayağını sallamak, parmak tıklatmak.

Nörofizyolog Duchenne du Boulogne, yüze yerleştirdiği ve yüz kaslarını uyarıcı elektrodlar yardımı ile, yüz ifadeleri üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.

Yüz İfadeleri

Yaşamın olağan akışı içinde sürekli bir arada bulunduğumuz ya da karşılaştığımız insanların yüz ifadelerini, farkında olmasak bile üç aşağı beş yukarı okuyabiliyoruz.

Yüz ifadeleri, beden dilinin hem anlamı en açık sözcüklerini, hem de ne-den-sonuç ilişkisine oturtması en güç bölümünü oluşturuyor. Yüz ifadesiyle ilgili olarak modern anlamda yapılan çalışmaların 19. yüzyılda Charles Bell‘le, özellikle de ifadenin anatomi ve fizyolojisiyle ilgili olarak yayımladığı kitabıyla başladığı kabul ediliyor.

Konu üzerine yaptığı çalışmaları ile tanınan psikolog Paul Ekman ise konuya ilginç bir bakış açısı getiriyor. Ona göre bir kişi, korku ya da öfke gibi bir duyguyu uzun süre yaşadıysa, o duygunun yüzünde sıklıkla çalıştırdığı kasların etkisiyle, ifadesi yüzüne kazınabiliyor.

Okuma Önerisi: Düzgün Bir Duruş Matematik Dersinde Yüksek Notlar Almanızı Sağlayabilir

Biriyle ilk karşılaşmamızda bile onun duyarlı, sinirli ya da pısırık kişilikli olduğu damgasını, hata payıyla da olsa, büyük olasılıkla bu şekilde vuruveriyoruz.

Kinesics: Beden Dili Bilimi

Beden dili, İngilizcesi kinesics olarak ifade edilen, vücut hareketlerini ve dilini analiz eden bilim dalının alanına girer. Bu sözcük, hareket anlamına gelen Yunanca kinesis kelimesinden gelir. 1952’de Ray Birdwhistell tarafından kurulan mimik, jest ve beden dili kapsamında araştırmalar içeren bir bilim dalıdır.

Beden dili, hayvan davranışının incelenmesi olan etolojiye de yakındır. İlk model etolog, “İnsanlarda ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi” adlı kitabı alanında birçok araştırmacıya ilham veren ve etkileyen Charles Darwin’dir.

Sırtını kabartarak bacağını­za sürünen, kulakları öne doğru eğilmiş bir kedi de anlayana kendisi hakkında çok şey söyleyebilmektedir. Sözsüz dilin ilk kullanıcılarıysa bundan 3,5 milyar yıl önce dünyanın ilk canlı formlarından biri olarak ortaya çıkan mavi-yeşil algler olarak kabul edilmektedir.

Birbirle­riyle iletişim kurmak için moleküller­den başka aracıları olmayan bu canlı­larla kıyaslandığında bizler donanım bakımından hiç de fena durumda sayılmayız. Bu beceriyi kullanmadaki başarımız ise biraz kuşkulu…

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu