Tycho Brahe: Çıplak Gözle Gözlem Yapan Bir Garip Astronom

Tycho Brahe adı çoğu insan için tanıdık bir isim değildir. Adını belki de Copernicus veya Galileo ile aynı cümlede duyanlar, bu adamın kendisinin neyle ünlü olduğunu hatırlamakta zorlanabilir. Oysa ki Astronom Tycho Brahe, bilim tarihçileri tarafından bilimsel devrimi yapan beş bilim insanından biri olarak anılır. On altıncı yüzyılın ikinci yarısının en büyük gökbilimcisi olan Tycho Brahe, teleskop öncesi dönemin en keskin gözlemlerini yapmıştır. Bunları yaparken hem gökbilim gözlem yöntemlerinde hem de gözlemlerin kesinlik düzeyinde bir devrim gerçekleştirmiştir.

Hayatı ise gerçekten ilginç detaylarla doludur. Bu ilginç detayların başında da en başta burnu gelir. 20 yaşında bir düelloda burnunun bir kısmını kaybeden Tycho, hayatının büyük bir bölümünde altın – gümüş karışımın bir burun protezi takmıştı. ( Aslında bir değil birden fazla burnu olduğu ve bunları da farklı zamanlarda kullandığı rivayet edilmektedir.) Günümüzde onun adı Ay’da bir kraterde yaşıyor. Astronomiye yeni bir bakış açısı getiren bu astronomu biraz daha yakında tanımalısınız.

Tycho Brahe Kimdir?

Tycho Brahe
Gezegenlerin hareketini çıplak gözle Tycho Brahe kadar doğru şekilde hesaplayabilen çok az gökbilimci vardır.

Brahe, Kopernik’in (1473-1543) ölümünden üç yıl sonra 14 Aralık 1546’da Danimarka’nın, şimdi İsveç’te olan, Scania bölgesindeki Knudstrup kentinde soylu bir ailede doğdu. Kral’ın yakın çevresinde yer alan babası, ona Tyge adını verdi. Tyge iki yaşındayken varlıklı ama bir türlü çocuğu olmayan amcası Jörgen Brahe tarafından kaçırıldı. Sonra ailesinin izin vermesi üzerine amcası ve eşi, onu Tostrup’taki kalelerinde
büyüttü.

Tycho Brahe, hayatının çoğunu astronomiye adadı. Aslında onu astronomiyle ilgilenmeye iten asıl olay 21 Ağustos 1560’da gerçekleşen Güneş tutulmasıydı. Küçük bir çocukken şahit olduğu bu olayın etkisi ile içinde astronomiye karşı büyük bir merak gelişmişti. Tycho tüm hayatını ay, güneş, gezegenler ve yıldızların konumlarını teleskop kullanmadan ölçmeye adadı. Her yıl, her gün ve gece gözlemlerini kaydederek titiz notlar tuttu. Tyge 15 yaşındayken adının Latinceleştirilmiş biçimi olan Tycho’yu kullanmaya başladı.

Tycho Brahe Çıplak Gözle Bir Süpernovayı Gözlemlemişti

1572 yılı yaşamının dönüm noktası oldu. Gözlemleri sırasında Cassiopeia takımyıldızının aslında boş olması gereken bir bölgesinde yeni bir yıldızın parladığını gördü. Bu yıldız bütün yıldızlardan hatta Venüs’ten bile daha parlaktı. İşin ilginç yanı ilk başlarda gündüzleri dahi görülebiliyordu. Yıldızın rengindeki ve parlaklığındaki değişimi 15 ay boyunca kaydetti.

Gözlemlerini ve ulaştığı sonuçları 1573’te Daha Önce Hiç Görülmemiş Yeni Yıldız Üzerine (De nova et nullius aevi memoria prius visa stella) adlı kitapta yayımladı. Böylece gökbilimle amatörce uğraşan genç Danimarkalı kısa sürede Avrupa’da tanınan, ünlü bir gökbilimciye dönüştü. Brahe’nin nova yani yeni olarak adlandırdığı yıldız gerçekte yeni doğan bir yıldız değil, tersine yaşamının sonuna gelen ve patlayarak ölen bir yıldız, bir süpernovaydı. On sekiz ay sonra yıldız tümüyle görünmez oldu.

Brahe’nin bir kuyruklu yıldız gözlemlerini gösteren 1577 tarihli defteri; (Tycho Brahe / Public Domain )

Ne var ki bu durum o dönemde inanılan evren modeliyle çelişiyordu. Modele göre gökler kusursuz ve değişmezdi. Ortaya çıkan bu yeni yıldız, gökyüzünün değişmezliğine olan inancı sarstı. Novadan beş yıl sonra, 1577’de, gökyüzünde bu kez büyük bir kuyrukluyıldız görüldü. Brahe kuyrukluyıldızın, yıldızlara göre konumundan yola çıkarak, Dünya’dan ne kadar uzakta olduğunu hesapladı.

Aristoteles kuyrukluyıldızları bulutların biraz üstünde görülen bir atmosfer olayı olarak tanımlamıştı. Halbuki Brahe, kuyrukluyıldızın Ay’ın ötesinde hatta Venüs’ün de ötesinde yol aldığını ortaya koydu. Bunun da ötesinde Brahe, bu kuyrukluyıldızın yörüngesinin elips şeklinde olması gerektiğini ve bu yörüngenin de gezegenleri taşıyan göksel kürelerden bazılarının içinden geçmesi gerektiğini buldu. Böylece Brahe, Eski Yunan’dan o yana gezegenleri taşıdığı düşünülen kristal kürelerin aslında var olmadığını, gezegenlerin kendi başlarına döndüğünü anladı.

Uraniburg (Göklerin Şatosu): Burada Kullandığı aletler zamanının kat kat ötesindeydi, çok özenli ve dikkatli bir gözlemci olduğu için de kusursuz sonuçlar elde etti.

Tycho Brahe’nin Evren Modeli

Yaptığı gözlemler sayesinde kendinden önceki hiçbir gökbilimcinin fark edemediği bazı gerçekleri de gören Brahe, o dönemde inanılan Dünya merkezli evren modelinin de doğru olmadığını düşünüyordu. Ama hem dönemin fizik anlayışına hem de inançlarına ters düştüğü için Dünya’nın hareket eden bir gezegen olduğu görüşünü bir türlü benimseyemedi. Ona göre Dünya evrenin merkezi olmalıydı.

Tycho Brahe’nin Evreni

Ancak Brahe, Ptolemi’nin evren modelini de yeterli görmüyordu. Bunun sonucunda 1588’de her iki modeli harmanlayarak kendi evren modelini geliştirdi. Bu modele göre Dünya evrenin merkezindeydi ve hareketsiz duruyordu. Ay ile Güneş onun çevresinde dönüyor, öteki gezegenlerse Güneş’in çevresinde dönüyorlardı. Gezegenleri taşıyan kristal küreler yoktu. Yıldızlar Satürn’ün biraz ötesinde yer alıyordu. Bu model 1650’li yıllara kadar kabul gördü.

İlginç Özellikleri Olan Bir Astronomdu

Tycho eğer bir kurgusal karakter olsaydı yaşadıkları size fazla abartılı gelebilirdi. Gözlemevine gelen ve bir şeyler öğrenmek isteyen konuklar için Tycho ideal bir ev sahibiydi Ancak aşırı meraklılara aksi davranıyordu. Onlara oyuncak araçlar verip zayıf zekalarını çalıştırmalarını istiyordu. Gözlem evinde çalışanlar arasında, yarı akıllı Lep adlı bir cüce vardı. Kendisi Tycho’nun favorisiydi. Tycho her zaman batıl inançları olan bir kişi olmuştu. Nedeni tam olarak bilinmese de bu cücenin sözlerinde pek çok gerçek olduğuna ve bu gerçeklerin ileride ortaya çıkacağına inanıyordu.

Tycho, 1598 yılında Danimarka’dan ayrılarak Prag’a taşındı. İmparatorluk Matematikçisi olarak atandı. Ve bu mesleğe başladıktan sonra astronomik araştırma programına asla devam etmedi.

Ölümü de Yaşamı Gibi İlginç Olacaktı

24 Kasım 1601’de 55 yaşında ansızın öldü. Aslında kendisinin ölümü de yaşamı gibi ilginç olmuştu. 16. yüzyılda yemek bitmeden ziyafet sofrasından ayrılmak hakaret kabul edilirdi. Brahe çok içmesiyle bilinen bir adamdı, ama o gece şölene gelmeden tuvalete gitmeyi unutmuştu. Üstelik yemekte de içkiyi fazla kaçırdı. İzin isteyemeyecek kadar da kibardı. Sonunda mesanesi patladı ve 11 gün acı çektikten sonra öldü.

Brahe Prag’dayken gökcisimlerinin yörüngelerine yönelik çalışmalarıyla dikkat çeken genç gökbilimci Kepler’i kendisine yardımcı olmak üzere çağırmıştı. İki gökbilimci 1600’de birlikte çalışmaya başladılar. Brahe ondan, yıllardır yaptığı gözlemlerin sonuçlarını kullanarak gezegenlerin yörüngelerini hesaplamasını istedi. Ne var ki ani ölümü bu hesaplamaları görmesine izin vermedi

Kepler, Brahe’den sonra saray matematikçisi ve gökbilimcisi oldu. Brahe’nin eşsiz gözlem sonuçlarını kullanarak gezegenlerin yörüngelerinin elips şeklinde olması gerektiğini buldu. Özellikle Kepler, astronomiyi tamamen bilim alanına sokmakla tanınır ve bunu Brahe’nin temel çalışması olmadan yapamazdı.

Araştırmacılar, 1901 yılında, ölümünün 300. yıldönümünde mezarını açtığında, kalıntılarda cıva bulduklarını iddia ettiler. Bu nedenle zehirlenerek öldürüldüğü söylentileri ortaya çıktı. Bazıları bu işi yapan kişinin  Johannes Kepler olduğunu iddia etti. 2010 yılının sonlarında, Brahe’nin cesedi tekrar mezardan çıkarıldı.. Ve test sonuçlarıyla, vücudundaki cıva konsantrasyonlarının miktar olarak çok az olduğu ve bunun onu öldürmeyeceği anlaşıldı. Bununla birlikte, Tycho’nun yaşamı boyunca altına çok fazla maruz kaldığını da keşfettiler. Nedeni tam bilinmese de bunun taktığı burun ya da tüm yaşamı boyunca sürdürdüğü simya çalışmaları ile ilgili olduğu düşünülüyor.



Kaynaklar ve ileri okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu