Renkler Aslında Kimler?

Her Yerde Ama Hiçbir Yerde

Renkler… Kulağa ne kadar da basit geliyor değil mi?

Size en sevdiğiniz rengi sorsam, muhtemelen çoğunuz gözünüze hoş gelen ve karakterinize uygun bulduğunuzu düşündüğünüz rengin en sevdiğiniz renk olduğunu söyleyeceksiniz. Burada bir şeyi, hatta çok önemli bir şeyi ihmal ediyoruz: Renklerin psikolojisini. Evet, renklerin her biri çok karmaşık olmasa da bir psikolojiye sahip ve her rengin kendisine has bir karakteri ve yansıttığı bazı duygular var. Yani renklerin hayatımıza renk katmalarından başka özellikleri de var. Bu yazıda sizlere renklerin “kim” olduklarından bahsedeceğim.

Renkler hayatımızın her yerinde. Oysaki sokaktayken, evdeyken veya işyerindeyken kısacası her yerdeyken, renklerin ne kadar farkındayız? Bazı bariz durumlar dışında çoğumuz yürürken, orada, baktığımız yerlerde renklerin olduğunu görmüyoruz. Onlara o kadar çok alışmışız ki artık dikkatimizi kasten oraya vermeden onlara göremez duruma gelmişiz.

Karakterleri

Renklerin de bir insan kadar çok yönlü ve derin olmasa da psikolojileri var demiştik. Yani renkler, toplumlarda ve toplumların kültürlerinde, tarihten bu yana kullanıldıkları alanlara göre bazı anlamlar kazanmışlardır. Bu anlamları kullanıldıkları alandan mı kazandıkları, yoksa bu anlamları içerdikleri için mi o alanda kullanıldıkları ise ayrı bir tartışma konusu olabilir. Örneğin Batı ülkelerinde siyah renk matemi çağrıştırdığı için cenazelerde siyah giyilirken, Japonlar cenaze törenlerinde beyaz giyerler. Biz bu yazıda bu tartışmaya değinmek yerine renklerin anlamlarından bahsedeceğiz. Renklerin çok da derin olmayan bu karakteri, insanların bilinçaltlarının derinliklerine kadar inip aldığımız kararları, yaşadığımız duyguları, psikolojimizi ve genel olarak hayatımızı nasıl etkiliyor bunlara değineceğiz. Üstelik bu etkilerden faydalanmak isteyen firmalar ise ürettikleri ürünlerin ambalajlarını ve reklamlarını bu renkleri dikkate alarak nasıl yapıyorlar, bilinçaltımızı yöneterek, biz farkında olmadan bu şirketleri ve ürünleri sevmemizi nasıl sağlıyorlar bunlara da ayrıca değineceğiz.

Şimdi renklerin anlamlarından ve hayatımıza etkilerinden ve bu etkilerin nerelerde ve nasıl gerçekleştiklerinden bahsedelim.

Tüm renkleri içeren “Beyaz” ile başlayalım.

Beyaz: Saflığı, temizliği ve sürekliliği, yani istikrarı simgeliyor. Kullanıldığı alanda odaklanma konusunda orada bulunana adeta yardım ediyor ve konsantrasyon düzeyini arttırıyor. Aynı zamanda enerji sistemini dengeliyor ve beraber kullanıldığı diğer renklerin etkilerini arttırıyor.

Siyah: Gücü, tutkuyu, esrarengizliği ve birçok ülkede yası simgeliyor. Işığı absorbe etmesinden dolayı dikkati dağıtabilecek etkenleri aza indiriyor.

Mavi: Sonsuzluk ve özgürlük simgesi olarak görülüyor. Çok fazla derecede pozitif özelliği bulunuyor. Konsantrasyon arttırıcı, zihinsel arınmaya ve dinlenmeye yardımcı, huzur verici… Güven ve sadakati de simgeliyor. Yapılan bazı araştırmalarda mavi odada çalışmanın verimi arttırdığı da kanıtlanmış. Ayrıca mavi renk sakinleştirici bir etkiye de sahip.

Yeşil: Doğanın ve huzurun rengidir. Psikolojik ve bedensel olarak kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Önceki incelediğimiz renkler gibi yeşil de dikkat konusunda bize yardımcı oluyor.

Kırmızı: Canlılığın, hareketin ve fiziksel gücün rengidir. Azim ve kararlılığı simgeliyor. Hareketi ve canlılığı çağrıştırdığı için mutfak, çocuk odaları ve topluma açık alanlarda tercih edilebilir.

Sarı: En parlak ve dikkat çekici renk olmakla birlikte neşeyi, zekâyı, inceliği ve pratikliği simgeliyor. Vurgulanması ve dikkat çekmesi istenen yerlerde kullanılabilir. Ayrıca alçakgönüllülüğü, bilgiyi ve bilgeliği de simgeliyor.

Mor: Asalet, lüks ve itibarın rengidir. Kendine güveni simgeler. Hastanelerde ve kliniklerde bekleme odaları için açık tonları tercih edilebilir. Mor renk ayrıca zekâ, bilinç ve içgörü düzeyiyle paralellik taşır.

Pembe: Neşeyi ve rahatlığı simgeliyor.

Turuncu: Dışa dönük olmayı ve güveni simgeliyor. Heyecan verici bir renktir. Canlılık, yaratıcılık ve iletişimin temsilcisidir. Aynı zamanda mutluluk vericidir. Dışa dönük, cana yakın, mutlu ve çocuksu bir algı yaratır.

Lacivert: Sonsuzluk, otorite ve verimliliği simgeliyor. Ciddi bir renktir ve emin olma hissi verir.

Kahverengi: Toprağın ve doğallığın rengidir. Kişide güvenlik duygusunu pekiştirir. Genelde olumlu bir etki yaratırlar. Sosyal dengeyi ve toplum içinde rahatlığı sağlar.

Gri: Alçak gönüllülüğü ve dengeyi ifade eder.

Renklerin Reklamlarda ve Pazarlamada Kullanılması

Satış süreci önce bilinçaltında başlar. Yani ilk olarak algıda başlar. Ürünü nasıl algıladığınız sizin satın alma sürecinizi etkiler. Bu nedenle, tüketicinin dikkatini çekmek, aklında kalmak ve belirli ürün ve markalara karşı istenilen tutum ve davranışları yaratmak; pazarlama ve reklam stratejilerinin temel hedefleridir. Ambalajda, tanıtım standında ve reklamlarda kullanılan renkler, bu hedefler doğrultusunda en önemli ve etkili araçlardandır (Eiseman, 1998).

Görüldüğü üzere renklerin bilinçaltımıza olan etkilerini kullanan firmalar, bizlerin hangi ürünleri almamıza, hangi giysileri giymemize ve hangi yemekleri yediğimize kadar karar vermemizde etkili oluyorlar. Bu yolla ustaca kullandıkları renklerden ve bunları ne amaçla kullandıklarından bahsedelim.

Beyaz: Saflık ve temizlikten olsa gerek çocuk ve sağlık ürünlerinde sıkça kullanılır. Beyaz renk, gözün algıladığı en parlak renkler arasında olduğundan, işaretlerde, paketlerde ve satış noktalarında zıtlık oluşturarak dikkati çekmek için kullanılır.

Siyah: Karanlık ve geceyi çağrıştırdığı için esrarengiz, güçlü, prestijli, klasik ve şık bir renk olarak algılanır. Siyah, daha çok fiyatı yüksek ürünlerde kullanılan bir renktir. Bazı markalar ürünlerinde siyahı bilinçli olarak o ürünün elit bir ürün olduğu ve ucuz bir ürün olmadığı algısı yaratmak için kullanırlar.

Mavi: Gözün retina tabakasının hemen önünde oluştuğundan dolayı, bakıldığında sizden uzaklaşıyormuş ve derinleşiyormuş gibi hissedersiniz. Bilinçaltında sağlam ve kendinden emin bir duygu yarattığı için sosyal medya sitelerinin çoğunlukla bu rengi kullandığını görebiliriz.

Yeşil: Tazeliği ve şifayı çağrıştırdığı için organik ürünlerin pazarlanmasında bu renge rastlayabiliriz. Koyu yeşil ise para ve itibar rengidir. Bu yüzden bazı bankaların renklerinde bu rengi ve tonlarını görebiliriz. İtibarın ve güvenliğin önemli olduğu sektörlerde kullanılır.

Kırmızı: Gözün retina tabakasının hemen arkasında oluşur. Bu nedenle rengi algılarken, sanki üstünüze doğru geldiğini hissedersiniz. Kırmızı satışın rengidir. Bilinçaltını en fazla uyaran, seksi, hareketli, tutkulu ve dikkat çekici bir renktir. Özellikle dikkat çekmesi istenilen satış noktalarında ve iştah açtığı için gıda sektöründe çok sık kullanılır.

Sarı: Yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinin yanında altının, zenginliğin ve lüksün de sembolüdür. Kırmızıyla birlikte gıda sektöründe kullanılabilir. Dikkat çekmek için uygun bir renk olduğundan uyarı amaçlı yerlerde kullanılır.

Mor: Asalet, imparatorluk ve kraliyet rengi olduğu için şıklığı ve zenginliği hatırlatır. Duygulara hitap edici ürünlerde bu renk kullanılabilir.

Turuncu: Mutlu ve çocuksu bir algı yarattığından dolayı hedef kitlesi çocuklar ve gençlerin olduğu iş kollarında tercih edilebilir.

Lacivert: Ciddi bir renk olduğundan bahsettiğimiz lacivert, polis ve pilot üniformalarında güvenilir, sağlam, emin izlenimini verir. Ayrıca banka ve finans sektörlerinde de tercih edilmektedir.

Kahverengi: Toprağın rengi olan kahverengi ev ve yemek sektörü için önemli bir renktir. Sağlıklı, doğal ve organik ürünleri çağrıştırır, bu yüzden bu sektörde tercih edilebilir.

Renklerle ilgili yapılan bir araştırmaya daha değinip yazımı sonlandıracağım. Kansas Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada sanat müzesindeki halının altına donatılan bir sistemle duvarın rengini beyaz ve kahverengi olarak değiştiriyorlar. Beyaz renk duvar arka planda olunca insanlar müzede yavaş hareket ediyorlar ve daha uzun süre kalıyorlar. Kahverengi duvar arka planda iken ise müzede hızlı hareket ediyorlar ve daha az süre kalıp, kısa sürede müzeyi terk ediyorlar. Bu nedenle fast food restoranlarının hepsinin sandalyeleri ve masa rengi kahverengi iken, duvar boyaları ise kahverengi ile pembe ve şampanya renklerinin karışımından oluşur. Bu restoranlar, gelen diğer müşterilere daha çabuk yer açılması için bizlerin bir an önce yemelerini ve orayı terk etmemizi isterler. Bu şekilde birilerinin bizleri yönlendirmesi maruz kalmaktayız.

Renklerin insan hayatında ne denli etkili olduklarını ve başkaları tarafından renkler kullanılarak manipüle edildiğimizi öğrendikten sonra umuyoruz ki çevremizdeki renklerin biraz daha farkına varırız. Aldığımız kararlarda başkalarının bizi istedikleri şekilde yönlendirmelerinden bir nebze de olsa kurtulabilmek için renkleri tanıyalım ve onların farkında olalım. Unutmayalım ki manipüle edilmekten kurtulmamız, manipüle edildiğimizi anlamamızdan geçer.

            “İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarını ikna etmekten kolaydır.” Mark Twain

 

Atakan YÜCEL

Faydalanılan Kaynaklar:

[1]       [2]       [3]       [4]       [5] 

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Atakan YÜCEL

Merhaba!

Edirne Keşan Anadolu Öğretmen Lisesi’nden 2014’te mezun oldum. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünde son sınıf öğrencisiyim.

Kendimi geliştirebileceğim her alanda geliştirmek için çaba harcıyorum. Bireylerin özgelişimlerinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini ve herkesin kendisini geliştirmesi için farklı alanlarda birtakım fırsatları olduğunu düşünüyorum. Fırsatların olmadığı zamanlarda ise gerçekten gelişim isteyen bireylerin, kendilerine fırsatlar yaratabileceğine inanıyorum.

İlerlediğim bu özgelişim yolunda birçok çalışma yapmak için çaba sarf ediyorum. Kitaplar okuyor ve yazılar yazıyorum. Alanım olan matematik ile sınırlı kalmayıp, felsefeye ve sanata da vakit ayırıyorum. Bakış açımı genişletmek için farklı ülkelerden, farklı kültürlerden insanlarla tanışıyorum ve bunun için zaman yaratıyorum. Yeni diller öğrenmek için ise KPSS’den sonrası için planlar yapıyorum.

Bireyin özgelişimini gerçekleştirirken alması gereken güç, her zaman kendi içindeydi ve hala da içinde. Bu gücü kullanmaya giden yol, tamamen zihnimizde bitiyor.

İyi gelişmeler dilerim!

Bunlara da Göz Atın

Bize Ne Kadar Matematik Lazım?

Tolstoy’ un “İnsan Ne İle Yaşar?”adlı ünlü öyküsünde sıradan bir hayat yaşarken daha zengin olma …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');