Zihinsel Dayanıklılık Nedir? Nasıl Geliştirilir?

Bir kişiyi iyi bir atlet, iyi bir lider ya da iyi bir öğretmen yapan şeyin ne olduğunu merak ettiniz mi? Neden bazı insanlar hedeflerine kolayca ulaşırken bazıları başarısız olur? Bu sorunun cevabını bir çok kişi yetenek olarak verecektir. Ancak cevabı biraz daha araştırmaya başladığınızda, yetenek veya zekanın düşündüğünüz kadar büyük bir rol oynamadığını göreceksiniz. Yetenek veya zekadan daha fazla etki yaratan şey aslında zihinsel dayanıklılıktır.

Aynı zamanda “dişini sıkma yeteneği” olarak da kabaca tanımlayabileceğimiz zihinsel dayanıklılık bir insanın stres, başarısızlık, kötü ya da zor koşullar karşısında sarsılmadan durabilme becerisidir. Yapılan bir araştırmada insanların %90’a yakınının hayatında en az bir ciddi travmatik olayla karşılaşacağı öngörülüyor. Dolayısıyla büyük trajedilerin ya da felaketlerin hemen hemen herkes için kaçınılmaz olduğu bir gerçektir.

Travmatik olaylar hayatlarımızı önceden kestiremeyeceğimiz biçimde etkiler. Bu tür olaylar karşısında her insanın tepkileri kendine özgüdür. Bazıları için olayın neden olduğu stres yıllar boyu sürer. Bu insanlar, zaman içinde asık yüzlü, içine kapanık ve öfkeli bir hâle gelecektir. Ancak bazı kişiler de yaşadıkları zorlu sınavdan sonra bir süre ızdırap çekseler de zamanla toparlanıp hayata devam ederler. Günümüzde birçoğumuz yas, hastalık, iş kaybı ve güvensizlik içinde yaşarken bu dayanıklı bireylerden neler öğrenebiliriz? Gelin birlikte göz atalım. Öncelikle işe tanımı ile başlayalım.

Zihinsel Dayanıklılık Nedir?

Psikologlar, kötü deneyimlerin üstesinden gelme yeteneğini “dayanıklılık” olarak tanımlarlar. Psikologların dayanıklılık hakkında daha fazla şey öğrenmeye çalışmalarının bir yolu, zorluklarla karşılaşmış insan gruplarını incelemektir. Ardından nispeten etkilenmemiş görünenlerin psikolojik yapısında neyin farklı olduğunu anlamaya çalışacaklardır. COVID-19 salgını bağlamında dayanıklılık üzerine çalışmalar yürüten psikologlar, sonucunda cevap olarak esnek dayanıklılık (Resilence) olarak tanımlanan bir sonuca ulaştılar.

Resilence için Türkçe’de tam bir karşılık yer almıyor. Bu nedenle aynı anlamda kullandığımız esnek dayanıklılık bireyin zorluklar karşısında esneklik göstererek ve yeni durumlara uyum sağlayarak normal hayatına geri dönebilmesine vurgu yapıyor.

Önümüzdeki aylar ve yıllar için dayanıklılığımızı geliştirmek istiyorsanız size iyi haberler var. Çoğu psikolog, bunun kısmen de olsa öğretilebilir bir şey olduğu konusunda hemfikir. Bunun içinde aslında odaklanmanız gereken üç şey bulunuyor. İlki bir başa çıkma mekanizması geliştirmektir. İkincisi zorlayıcı duyguları kabul etmek için esnekliğe önem vermek biçimindedir. Ve sonuncusu değerlerinizin farkında olarak, en zor anlarda bile anlamlı bir hayat yaşamayı hedeflemektir.

California Üniversitesinde dayanıklılık üzerine çalışan bir sinirbilimci olan Dr. Golnaz Tabibnia, duygu etiketlemesinin sadece o an için değil, uzun vadede de yardımcı olabileceğini söylüyor. Ekibiyle birlikte yaptığı bir araştırmada, üzücü görüntülerin neden olduğu olumsuz duyguları tekrar tekrar etiketlemenin, aynı görüntülerin bir hafta sonra tetiklediği fizyolojik uyarıları azalttığı ortaya çıktı.

Başa çıkma mekanizması söz konusu olduğunda, negatif duyguların etkisini hafifletmek için kullanabileceğiniz psikolojik teknikler bulunuyor. Bunlarda biri “duygusal etiketleme” (yani duygularınızı isimlendirme), diğeri ise bilişsel yeniden değerlendirme (sorunları daha yapıcı bir şekilde düşünme) geliyor. Ayrıca olaylara pozitif bir bakış açısı ile yaklaşmak da başa çıkma tekniklerinden birisi. Bununla birlikte, bu teknikler kendi başlarına yeterli değildir. Psikolojik olarak esnek (ve dolayısıyla dirençli) olmak, hangi tekniklerin ne zaman kullanılacağını bilmekle ilgilidir. 

Nasıl Daha Dayanıklı Olabiliriz?

Dayanıklılık geliştirmek hem karmaşık hem de kişiseldir. Sonuçta süreç, içsel güçlerin ve dış kaynakların bir kombinasyonunu içerir. Bunun sonucunda da daha esnek olmak için evrensel bir formül yoktur. Ancak yine de bazı genel öneriler mevcuttur.

  • Öz farkındalık geliştirin. Strese ve sıkıntıya tipik olarak nasıl tepki verdiğinizi anlamak, daha uyumlu stratejiler öğrenmenin ilk adımıdır. Kişisel farkındalık aynı zamanda güçlü yönlerinizi anlamayı ve zayıf yönlerinizi bilmeyi de içerir.
  • Öz düzenleme becerileri geliştirin. Stres ve zorluklar karşısında odaklanmaya devam etmek önemlidir ancak kolay değildir. Nefes egzersizi ve farkındalık eğitimi gibi stres azaltma teknikleri, bireylerin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını düzenlemelerine yardımcı olabilir. 
  • Başa çıkma becerilerini öğrenin. Stresli ve zorlu durumlarla başa çıkmada yardımcı olabilecek birçok başa çıkma becerisi vardır. Günlük tutmayı, düşünceleri yeniden çerçevelemeyi, egzersiz yapmayı, dışarıda vakit geçirmeyi, sosyalleşmeyi, uyku ve hijyenini iyileştirmeyi ve yaratıcı çalışmalarda yer almayı deneyebilirsiniz.
  • İyimserliği artırın. Daha iyimser insanlar, sonuçlar üzerinde daha fazla kontrol sahibi olma eğilimindedir. İyimserlik oluşturmak için, bir zorlukla karşılaştığınızda neler yapabileceğinize odaklanın. Var olan problemi belirleyin ve bu problemi çözmek için atabileceğiniz adımları atın.
  • Bağlantıları güçlendirin. Bir sorun zamanında etrafınızda size destek olacak birilerinin olması bazen hayati bir rol oynar. Bu nedenle mevcut sosyal bağlantılarınızı güçlendirin ve yenilerini kurmak için fırsatlar bulun.
  • Güçlü yönlerinizi bilin. İnsanlar, yeteneklerini ve güçlü yanlarını belirleyip bunlardan yararlanabildiklerinde kendilerini daha yetenekli ve kendinden emin hissederler. Bu da zihinsel dayanıklılıklarını arttırmaya yarayacaktır.

Sonuç Olarak;

Araştırmacılara göre pandemi sırasında dayanıklılık üzerine yürütülen araştırmalar, ileride bizi bekleyen yeni sıkıntıları aşmamıza yardımcı olacak bulgulara sahip. Elbette bunlara ihtiyaç duymayacağımız zamana erişmek temennimizdir.



Kaynaklar ve ileri okumalar

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir