Teknoloji Mahremiyetimizi Nasıl Yok Ediyor? İşte Bunun 10 Yolu

Mahremiyet, bireyin kendi iç dünyasından dış dünyaya açmak istemediği ve tüm maneviyatını içeren duygu ve düşüncelerinin yer aldığı alandır. Kişi, ancak kendi istediği ölçüde kendi dünyasına ait bilgileri paylaşma hakkına doğuştan sahiptir. Bu öylesine önemli bir haktır ki, bireyin bu hakkı anayasa ile korunmaktadır. Herkes mahremiyet hakkına sahiptir. Bilgi gizliliği ise, kişisel bilgilerinizin nasıl toplandığı ve kullanıldığı üzerinde kontrol sahibi olmanız anlamına gelir.

Işık hızında meydana gelen teknolojik yenilikle, daha fazla veri toplanıyor, değiş tokuş ediliyor. Bu durumda bilgi gizliliği her geçen dakika daha karmaşık hale geliyor. Teknoloji daha sofistike hale geldikçe (aslında istilacı), verilerin kullanımı da karmaşıklaşıyor. Yaygın güvenlik sorunları ise mahremiyetin korunmasını baltalıyor. Teknolojinin birçok faydası göz önüne alındığında, önemine rağmen mahremiyetin genellikle göz ardı edildiğini görüyoruz.

Bugün, tanımı küresel olarak değiştiği için mahremiyetle ilgili pek çok tartışma var. Teknolojinin birçok faydası var; fakat ne yazık ki mahremiyet ihlallerinin getirdiği pek çok kötülüğün çözümüne çok da yardımcı olamıyor. İşte bu yüzden, bu yazıda, teknolojinin mahremiyeti yok ettiği on yolu inceliyoruz. Tabi ki ilk sırada sosyal medya var.

Teknolojinin Mahremiyetimizi Yok Ettiği Durumlar

1. Sosyal Medya Takibi

Halihazırda, dünya çapında 4,2 milyardan fazla insan, farklı sosyal medya platformlarını kullanıyor. Aslında bunların tümü, kullanıcıların mahremiyetlerinden bir dereceye kadar vazgeçmelerini talep ediyor. Minimum gereklilik bir e-posta adresi veya cep telefonu numarasıdır. Ancak mahremiyetinizin ne kadarını istila edebileceklerinin bir sınırı yoktur.

Örneğin, Facebook, kullanıcıların resimlerini yüklemelerine, video göndermelerine ve diğer kişilerin gönderilerine yorum yapmalarına izin verir. Bu zararsız gibi görünse de çoğu kullanıcı genellikle kişisel bilgilerinin paylaşım iznini verdiğinde izlenmenin daha kolay hale geldiğinin farkında değildir. Ne kadar çok gönderi paylaşırlarsa, mahremiyetlerini o kadar çok çöpe atıyorlar.

İşin üzücü yanı, sosyal medyada bir şeyi silseniz bile, asla silinmeyecektir. Her zaman birinin paylaşılan içeriğinizi almasının bir yolu vardır. Sonuç olarak, sosyal medyanın mahremiyeti yoktur. Sadece mahremiyetinizden ne kadar ödün vereceğinizi sınırlamış olabilirsiniz.

2. Ses Kayıtları

Ses kayıt cihazları, teknolojik gelişmeler tarihindeki en büyük mahremiyet istilacılarından biridir. İnsanlar, akranları veya aile üyeleriyle gizli olduğunu düşündükleri konuşmalar yapabilirler. Ancak söylediklerini yanlış ellerde bulmaları çok yüksek.

Ses kayıt cihazları başlangıçta gazetecilerin haberleri kaydetmesine ve işletmelerin müşterileriyle ilgilenmesine yardımcı olmak için oluşturuldu. Ancak zaman geçtikçe, kötü niyetli kişiler bu cihazları kurbanlarını gasp etmek veya tehdit etmek için kullanabileceklerini keşfettiler. Hızlı teknolojik gelişmeler artık WhatsApp gibi bazı iletişim uygulamalarının sesli not kaydetmesine ve göndermesine olanak sağlıyor. Kaydedilen ses, birçok açıdan yüz yüze görüşmelerden farklıdır. Dolayısıyla kayıtlar genellikle yanlış ellere geçtiğinde, bireylerin paylaşmak istemedikleri mahrem bilgilerinin öğrenilmesine ve bu sebeple sorunlara neden olmakta.

3. Uzaktan Masaüstü Uygulamaları

TeamViewer ve AnyDesk gibi uzak masaüstü uygulamaları, özellikle pandemi dünyayı sarstıktan sonra son derece kullanışlı hale geldi. Bu türden uygulamalar, iyi bir internet bağlantısı olduğunda, bilgisayarınıza uzaktan erişmenizi sağlar. Bu sayede iş arkadaşlarınızla uzaktan çalışabilirsiniz. Ya da cihazınız yanınızda olmasa bile siz hayati dosya ve belgelere erişebilirsiniz.

Beklendiği gibi, bu uygulamaların en iyi şekilde çalışması için gizlilikten biraz vazgeçmeniz gerekir. Örneğin, bilgisayarınızı iş amacıyla bir iş arkadaşınızınkiyle eşleştirirseniz, diğer kişi bilgisayarınızdaki çoğu özelliğe (işle ilgili olmayanlar da dahil) erişecektir. Çalıştığınız kişi, bilgisayarınızda bir şey görmemiş gibi davransa bile aslında görecektir.

4. İnternet Servis Sağlayıcılarının Kontrolsüz Ayrıcalıkları

Halk arasında İSS olarak bilinen İnternet Servis Sağlayıcıları, müşterilere belli bir ücret karşılığında internet bağlantısı sağlar. Sonrasında kullanıcılar erişime açılan interneti gezinmek, çalışmak veya eğlenmek için kullanırlar. Ancak bunu İSS’lerin dikkatli gözü olmadan yapamazlar. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, bir siteyi ziyaret ettiğinizde internet bağlantınız açıkken ve diğer platformlarda çalışırken o siteye erişemeyeceğiniz söylenir. Bunun nedeni, muhtemelen İSS’nizin o siteye erişmenizi engellemesidir.

Bu durumda İSS’ler, ekranınızda IP adresinizi ve ziyaret ettiğiniz sitelerin neden göremediğinizle ilgili not gösterebilir. Peki, bu kadarını yapan sağlayıcıların, isterlerse özel bilgilerinize erişemeyeceklerini kim söyleyebilir?

5. GPS takibi

Küresel olarak mevcut olduğu ve dünya uydularından güç aldığı göz önüne alındığında, insanlar istedikleri yere seyahat etmek için Global Positioning System’in kısaltması olan GPS’e güvenmektedir. GPS günümüzün haritasıdır. Bütün gün bu sistemin faydaları hakkında konuşabiliriz. Ancak, mahremiyet penceresinden dışarı baktığımızda endişemiz ortaya çıkmalıdır.

Akıllı telefonunuzu kullanırken, “X uygulaması konumunuza erişmek istiyor” diye soran bir komut istemi görmeniz “normaldir”. Genellikle yetkililer, kişileri bulmak ve hareketlerini izlemek için GPS’i kullanır. Aynı mantıkla, kötü niyetli kişiler de kurbanlarının akıllı cihazlarını dinleyebilir. Basit GPS izleyicileriyle arabalarını ve diğer otomobilleri bile takip edebilirler. Kısaca söylemek gerekirse, GPS ve gizlilik bir arada olamaz. (

6. Video Konferans, Web Seminerleri ve Sohbet Uygulamaları aracılığıyla da mahremiyet ihlalleri oluşmakta.

Zoom, en popüler telekonferans platformlarından biridir. Çoğu insanın evden çalışması gerektiği son zamanlarda ün kazanmıştır. Meslektaşların etkili bir şekilde iletişim kurmasına ve şirketleri hedefleri doğrultusunda tutmasına yardımcı olur. Ancak bildiğiniz gibi her şeyin bir bedeli var. Bu ve benzeri uygulamalar için ödeyeceğiniz bedel, gizliliğinizdir.

Bu telekonferans uygulamaları önemli bir şey haline geldiğinden beri pek çok utanç verici olaya tanık olundu. Örneğin bir aile üyesi, toplantıdayken diğer bir aile üyesinin kameranın açık olduğunu bilmeden arka planda yaptığı küfürlü bir konuşması yüzünden sorun yaşamıştı. Böyle bir durumda kimsenin suçu yoktur. Hâliyle biri çalışmak zorundayken, diğeri de evinde hayatını istediği biçimde yaşamaktadır.

7. Çevrimiçi Çerezler

Hiç internette gezinirken, gezindiğiniz içeriğe benzer bir haber bülteni satın almanızı ya da abone olmanızı isteyen e-postalar veya reklamlar görmeye başladığınız oldu mu? Örneğin, tercih ettiğiniz TV markasının en son modellerini arıyorsanız, size uygun en iyi TV tekliflerinin reklamlarını hemen görmeye başlarsınız. Bu tamamen kötü olmasa da reklam verenler ilgi alanlarınızı nasıl biliyorlardı? Cevap basit: çerezler!

Bir web sitesini ziyaret ettiğinizde ve sizden “çerezlere izin vermenizi veya reddetmenizi” istediğinde, sayfa sahibi yalnızca çevrimiçi etkinliklerinizi izlemek için “izin almak” istiyor. Soru şu: Çerezler başka hangi bilgileri toplar? Ne yazık ki çerezleri kabul etmeden göz atamayacağınız bazı sayfalar vardır.

8. İnternet Unutmaz!

Şov dünyasının ünlüleri, çoğunlukla veri ve belge sızıntılarının etkilerini sonuna kadar yaşadı. Bu durumun yoğun etkisinin sebebi, onların toplum içindeki konumlarından ve göz önünde olmalarından gelir ve ayrıca onların kazanç kapısı da olabilmektedir. Ancak pek çok kişi, kendilerine saklamayı tercih ettikleri resimlerin, videoların veya seslerin çevrimiçi ortamda ve kontrolleri dışında sızdırıldığını gördü.

Muazzam teknolojik gelişmelerden önce, liderler veya nüfuz sahibi kişilerin internete sızdırılmış veri ya da görüntülerinin olması gibi endişe edecekleri bir durum yoktu. Bu noktada, eskiden birisinin biriyle sorunu olduğunda, kirli çamaşırlarını herkesin içinde açığa çıkarmadan tek başlarına çözebilme güçleri vardı.

Hiç şüphesiz teknoloji, hayatın diğer yönleriyle birlikte iletişimi de geliştirmiştir. En yıkıcı kısım, içeriği çevrimiçi olarak “sızdırmanın” çok kolay olması ve neredeyse izinin hiç geçmemesidir. Bir kez orada olduğunda, asla gerçekten silinmez.

9. Kanuni Müdahale

Lawful Interception (LI) yani Türkçesi Yasal Dinleme olan kavramı hiç duydunuz mu? Evet, göründüğü kadar şüpheli bir kavram. LI, kolluk kuvvetlerinin yetkileri olması koşuluyla, iletişim ağlarının kullanıcılarına kulak misafiri olmasına izin verir. Bu, bir devlet görevlisinin bir Mobil Ağ Taşıyıcısına (MNC) girip kanala ve destekleyici verilere erişim talep edebileceği anlamına gelmekte.

Yasal Temsilci, ilgili kişilerin konuşmalarını onların bilgisi dışında dinleyebilir. Yasal dinleme, teknolojik suçların çözülmesine yardımcı olur. Ancak kötü niyetli kişiler ona erişirse istismar edilebilir. Evinizde oturup hayatınızın aşkıyla konuştuğunuzu ve üçüncü bir kişinin konuşmanızı dinlediğini fark ettiğinizi hayal edin. Ya da kritik bilgileri bir iş arkadaşınıza veya ortağınıza iletiyorsunuz.

Ne yazık ki birçok kişi, ses dinleme uygulamaları aracılığıyla paralarını ya da önemsediği insanları kaybetti. Cep telefonları iletişim için mükemmeldir; ancak kullanıcılar cep telefonlarını kullanırken mahremiyet ihlalleri riski taşıdıklarını bilmelidirler.

10. Biyometrik Tarayıcıların Anlatılmayan Yüzü

Son maddemiz kimlik tespiti için kullandığımız biyolojik parametrelerle ilgili. Teknoloji sayesinde artık kimlik tespiti için gözlerinizi, parmaklarınızı veya yüzünüzü kullanabilirsiniz. Biyometrik tarayıcılar şüphesiz hızlı, kullanışlı ve neredeyse güvenlidir. Telefonunuzun kilidini açmanın, iş yerinizi kontrol etmenin ve belirlenmiş alanlara erişmenin yanı sıra, insanlar biyometrik tarayıcılar tarafından sağlanan hizmetlerden yararlanmanın yollarını bulmaya devam ediyor. Örneğin bazı oteller ve fast food zincirleri, ilk kimin sipariş verdiğini ve ne sipariş ettiğini söylemek için biyometrik tarayıcılar kullanıyor.

Bu gelişme, başka bir teknolojik gelişme gibi görünmektedir. Ancak bir sistem sizi geçmiş hareketlerinize göre tanımlayabiliyorsa, kısa vadeli veya uzun vadeli verilerinizi de depolayabilecektir. Depolanan verilere ne olur? Şirketlerin müşterilerinden elde ettikleri bilgi ve verileri yasa dışı yollardan kullanmalarını engelleyen politikalar ve düzenlemeler vardır. Ancak bu tür politikalara her zaman güvenemezsiniz.

Sonuç yerine;

Yukarıda kısaca değindiğimiz, teknolojik gelişmelerin mahremiyet ihlal etme türlerine ilişkin maddelerin önemi gün geçtikçe artmakta. Hatta bu çılgınlık bir süre sonra öyle yorucu olmaya başlayacak ki, güncel yasaların aslında bizi korumada ne kadar aciz kaldığını keşfetmiş olacağız. Dilerim bu keşif, herhangi birimizin canı yanmadan önce gerçekleşir.

Çünkü teknolojik mahremiyet ihlalleri, ne yazık ki bilinçsiz kullanıcılarıyla yeni doğmuş bir bebeğin hayatı için bile artık tehdit! Sadece bunun bir tehdit olduğunu görmeyi seçmiyoruz. Aynı zamanda, bu büyülü dünyanın içinde peri masalı gibi yaşamayı tercih etmek istiyoruz. Ne yazık ki her masal, mutlu sonla bitmiyor!..


Kaynakça: Bu yazı, “10 Ways That Technology Has Destroyed Privacy” kaynak referans alınarak hazırlanmıştır.

Matematiksel

Olgun Duran

Ömür boyu öğrencilik felsefesini benimsemiş amatör tiyatro oyuncusu ve TEGV gönüllüsü; kitaplarından, doğaya hayranlığından, yeni yerleri görmekten, gittiği yerlerin kültürünü keşfetmekten ve bunların uğruna çabalamaktan vazgeç(e)meyen kişi...  

Bu Yazılarımıza da Göz Atınız

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu