QWERTY klavyenin tarihi, teknolojik gelişme, başarısızlık, uyum ve hepsinden önemlisi yeniliğin toplumsal ve maddi dinamikleriyle şekillenen ilginç bir hikâyedir.

QWERTY klavye yaklaşık 150 yıldır kullanılıyor. Ancak bu, onun en hızlı yazma yöntemi olmasından ya da en iyi tasarımı sunmasından kaynaklanmıyor. El sağlığı açısından da ideal sayılmaz; hatta birçok bakımdan tam tersini söylemek mümkün. QWERTY’nin bu kadar yaygınlaşmasının asıl nedeni, yaklaşık bir buçuk asır önce, dönemin koşulları içinde verilen pratik bir mücadeleyi kazanmış olmasıdır.
Asıl sorun ise bu mücadelenin, bugünün dünyasıyla neredeyse hiçbir ortak noktası olmamasıdır. QWERTY düzeni, mekanik daktiloların teknik sınırlamalarına çözüm olarak ortaya çıktı. Bilgisayarlar, dijital ekranlar ve modern yazılımlar düşünülerek tasarlanmadı. Buna rağmen, alışkanlıkların ve tarihsel sürekliliğin etkisiyle hâlâ varlığını sürdürüyor.
QWERTY Yani Q Klavye Tarihçesi

1860’lı yıllarda ABD’de yayıncılık yapan Christopher Latham Sholes, işlerini kolaylaştıracak bir daktilo geliştirmeye çalışıyordu. Yenilikçi ve kararlı bir karaktere sahip olan Sholes, mevcut daktiloların hem hantal hem de verimsiz olduğunu fark etmişti. Bu alanda ciddi bir gelişme payı olduğunu düşünüyordu.
Mevcut tasarımlardan ilham alarak 1868 yılında Samuel Soule, Carlos Glidden ve John Pratt ile birlikte Amerika’nın ilk daktilosunu başarıyla üretti. US 79265 numarasıyla patentlenen bu erken model, piyano tuşlarını andıran 28 tuşlu bir klavyeye sahipti ve harfler alfabetik sırayla dizilmişti.

Ancak Sholes bu tasarımla yetinmedi. Alfabetik düzenin pratikte sorunlar yarattığını kısa sürede fark etti ve daha iyi bir çözüm arayışına girdi.
QWERTY Harfleri Neden Bir Araya Geldi?
1870’lerde Sholes’un kullandığı klavye düzeni kabaca şöyleydi: Üst sırada sayılar ve bazı işaretler, hemen altında sesli harfler; onların altında ve devamında ise ünsüzler büyük ölçüde alfabetik sırayla yer alıyordu. Bu düzen, önceki denemelere göre daha kullanışlıydı. Sayılar ve sesli harfler tek bir bölgede toplanmış, tuşları bulmak kolaylaşmıştı; ünsüzler de hâlâ belli bir mantık izliyordu.
Buna rağmen Sholes, tasarımın hâlâ geliştirilebileceğini düşünüyordu. Çalışmalarını sürdürdü ve sonunda bugün kullandığımız klavyeye oldukça benzeyen yeni bir prototip ortaya çıktı. Bu tasarımı, ortağı Carlos Glidden ile birlikte geliştirdi. Ortaya çıkan modele QWE.TY adı verildi. Düzen büyük ölçüde tanıdıktı. Tek fark, bugün R harfinin bulunduğu yerde noktanın yer almasıydı.

Bu yeni klavye artık üretime hazırdı. Ancak mali nedenlerle, 1873 yılında prototipin üretim hakları Remington şirketine devredildi. Daha önce silah ve mühimmat üreten Remington, bu hamleyle ev ve ofis makineleri pazarına adım atmış oldu. İşte QWERTY klavyenin kaderini belirleyen süreç de bu noktada başladı.
QWERTY Klavye Nasıl Yaygınlaştı?
QWERTY klavye düzeni aslında verimsizdir. Parmaklar bir harften diğerine gereğinden fazla yol alır. Günlük dilde sık kullanılan bazı harfler, birbirinden uzaktadır. Kısacası QWERTY ne ergonomik bir tasarımdır ne de yazma hızını doğal biçimde destekler.
Buna rağmen QWERTY kendi döneminde son derece başarılı bir çözümdü. Çünkü amaç hız değil, çok daha temel bir sorunu ortadan kaldırmaktı. Daktiloda bir tuşa basıldığında, alttaki metal çubuk yukarı fırlar ve mürekkep şeridine çarpar. Yan yana harflere hızlı ve art arda basıldığında bu çubuklar birbirine dolanır, makine kilitlenirdi.

QWERTY düzeni bu soruna pratik bir çözüm getirdi. Harfleri klavyenin iki yarısına dengeli biçimde dağıtarak, yazanı iki el arasında dönüşümlü tuş vuruşlarına yönlendirdi. Böylece ardışık vuruşların aynı bölgede yoğunlaşması engellendi ve kilitlenmeler büyük ölçüde azaldı. Yazı biraz yavaşladı, ama kesintisiz yazmak mümkün hâle geldi.
Remington şirketi, QWERTY düzeninin yaygınlaşmasında belirleyici bir rol oynadı. Oldukça akıllıca bir strateji izleyerek QWERTY daktilolarına özel yazı kursları düzenledi ve böylece daktilocuları kendi düzenine alıştırdı. Çünkü bir kez belirli bir klavye düzenine alışan birinin başka bir düzene geçmesi yazma hızını ciddi biçimde düşürüyordu.
1893’te Remington dört büyük rakibiyle birleştiğinde, ortaya çıkan yeni yapı QWERTY’yi “evrensel düzen” olarak benimsedi. Bu birleşmeyle birlikte klavye savaşları fiilen sona erdi. Remington pazara hâkim oldu ve piyasadaki daktiloların büyük çoğunluğu onun klavye düzenini izledi.
1880’lerin Amerika’sında, görece kısa süren bu ticari rekabet, bilgisayarlardan tabletlere ve akıllı telefonlara kadar kullandığımız tüm klavyelerin düzenini belirledi. Yani her gün parmaklarımızın altında olan QWERTY, teknik bir zorunluluktan çok tarihsel bir tesadüfün kalıcı mirasıdır.
DVORAK Klavye Neden Başarılı Olamadı?
QWERTY bu kadar baskın olsa da, ondan başka klavye düzenleri yokmuş gibi düşünmek yanlış olur. QWERTY’ye en yaygın alternatif Dvorak klavyesidir.

Eğitim araştırmacısı August Dvorak ve kayınbiraderi tarafından geliştirilen bu düzen, özellikle ergonomi gözetilerek tasarlanmıştır. Parmakların kat etmesi gereken mesafeyi azaltır, yazım hatalarını düşürür ve bu sayede tekrarlayan zorlanmaların ve sakatlanmaların önüne geçmeyi hedefler. Kullanımı daha rahattır ve teorik olarak QWERTY’den daha hızlıdır.
Dvorak, kendi düzenini kullanan bir kişinin yazma hızını yüzde 70’in üzerinde artırabileceğini iddia etmiştir. Dvorak kullanıcılarının bir kısmı ise, QWERTY ile karşılaştırıldığında yazım doğruluğunun yüzde 60’ın üzerinde iyileştiğini savunur. Buna rağmen, alışkanlıkların gücü ve QWERTY’nin tarihsel üstünlüğü nedeniyle Dvorak hiçbir zaman ana akım hâline gelemedi.

2006 yılında Shai Coleman, DVORAK klavyesinin bazı avantajlarını koruyan, ancak QWERTY düzenine daha çok benzediği için geçişi kolaylaştıran bir klavye düzeni geliştirdi. Bu yeni düzen, kendi adı ve DVORAK’ın bir karışımı olan “Colemak” adıyla anılacaktı. Ancak, diğer alternatif klavyelerde olduğu gibi, Colemak da geniş bir popülariteye ulaşmayı başaramadı.
QWERTY ile yazmayı zaten öğrenmiş milyonlarca insanı yeniden eğitmek hem zaman alıcı hem de maliyetliydi. Bu nedenle şirketlerin neredeyse hiçbiri buna yanaşmadı. Remington’un stratejisi tam da burada işe yaradı: İnsanları bir düzene alıştırdığınızda, onlardan vazgeçmelerini beklemek gerçekçi değildir.
Bu yazının devamında okumanızı öneririz: Telefon ve Hesap Makinesinin Tuş Dizilimleri Neden Birbirinden Farklıdır?
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- Why do we all use Qwerty keyboards?; https://www.bbc.com
- Why we use the QWERTY keyboard layout — and why it’s probably not the best design. Yayınlanma tarihi: 6 Haziran 2023. Bağlantı: Why we use the QWERTY keyboard layout. And why it’s probably not the best design/
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





