İlklerin Kadını: Halet Çambel

Halet Çambel, bir röportajında “Mutluluk kişisel çıkar peşinde yakalanmaz, asıl mutluluğa topluma yararlı olarak ulaşılır.” savı ile ülkeye yaptığı hizmetlerinin özünü anlatır…

***

“Siz okuma yazma biliyorsunuz. Bütün bilgi kitaplarda vardır. Ben size yarın değişecek olan bilgiyi belletmekle yükümlü değilim. Ben size bu bilgiyi nasıl öğreneceğinizi ve nasıl kullanacağınızı öğretirim.”

Yukarıdaki sözün sahibi, ilklerin kadını Halet Çambel 1916 yılında Berlin’de dünyaya gelir. Babası Berlin askeri ataşesi ve Atatürk’ün arkadaşı Cemil Bey, annesi Berlin Büyükelçisi İbrahim Hakkı Paşa’nın kızı Remziye Hanım’dır. En büyük ablası Leyla Çambel hukukçu ve gazeteci, diğer ablası Perihan Çambel kanser araştırmacısı ve kardeşi Bülent Çambel de mühendistir. Çambel ailesi 1924 yılında ülkeye kesin dönüş yapmadan önce İsviçre ve Avusturya’da yaşar.

Halet Çambel, 1935 yılında İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun olur. Aynı yıl Fransa hükümetinden aldığı bursla Paris Sorbonne Üniversitesi’nde arkeoloji eğitimine başlar. 1936 yılında Atatürk’ün isteği ile Suat Fetgeri Aşeni ile eskrim dalında Berlin Olimpiyatları’na katılır ve Aşeni ile olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporcu olur.

Bu sürece ilişkin: ”Bizi hazırlık amacıyla Macaristan’a götürdüler. Gayet esnek, etkili bir üslubu olan İstanbul’daki hocamız Nadolsky’i götürmeyip bizi Peşte’deki spor okulunda bir Macar hocaya teslim ettiler. Sert bir stili olan Macar hoca yüzünden kendi stilimizi kaybettik ve yeni teknik kazanamadık.” der ve madalya alamazlar. Fakat Aşeni ile birlikte olimpiyatlara ülkemizden katılan ilk kadın sporcu olarak tarihe geçer.

Olimpiyat oyunları için Berlin’de bulunduğu sırada Hitler ile tanıştırılma teklifini reddeder. Bu olayı ise şu sözlerle anlatır: “Biz dedik ki ‘Hayır, biz Hitler’le tanışmayız ve elini sıkmayız; çünkü eğer devletimiz göndermeseydi, biz zaten gelmezdik. İstemiyoruz!’ O iş öyle bitti. Sonra Jesse Owens isimli bir koşucu kazandı atletizm yarışmasını. Tabii o ari ırk teorileri falan hepsi battı. Kıyametler koptu.”

Suat Fetgeri Aşeni ve Halet Çambel

1939 yılında Yazılıkaya-Midas şehrindeki kazılara katılır. II. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Fransa’ya geri dönmez. 1944 yılında İstanbul Üniversitesi’nden doktora derecesini alır.

 Halet Çambel

Anadolu’da yapılan pek çok arkeolojik çalışma ve araştırmada yer alan Çambel, 1947 yılından itibaren Karatepe-Aslantaş kazılarına başlar. Burada Hititlere ait pek çok eser açığa çıkarılır.

O dönemleri Gökhan Tan’ın anlatımıyla öğrenelim:

1960’ların sonunda Ceyhan üzerine yapılması planlanan Aslantaş Barajı, Karatepe ören yerini baraj gölü içerisinde küçük bir ada haline getiriyordu. Çambel bir yıl boyunca barajın tüm mühendislik planlarını inceledi. DSİ yöneticilerine, barajın kültür varlıkları üzerindeki yanlışlarını ortaya koyan bir rapor sundu. Ve baraj kotunun, Karatepe’yi tehdit etmeyecek şekilde düşürülmesini sağladı.

Çambel bugün Hasankeyf’te, Allianoi’de, Zeugma’da yapılan yanlışı 40 yıl önceden görmüş ve engelleyebilmişti. Bunun yanında bölgede sadece kazılarla ilgilenmemiş, çevre köylerde büyük bir okuma yazma seferberliği başlatmış, yöredeki kilimciliği geliştirmiş, bölgeye Yaşar Kemal’den Âşık Veysel’e birçok aydını çekmiş ve köylüler için “Halet Hoca” olmaktan çok “Halet Abla” olmuş.

halet-çambel

Anadolu’daki yaşamını Çambel şöyle anlatır: “Tarihi eserlere sahip çıkılması eğitimle mümkün. Komşulara ‘Çocuklar sizden, defter kalem bizden. Çocukları gönderin, saat beşten sonra okutalım’ dedik. Çocuklar sabah beşte geldiler, ırmağa gitmemeleri için aşçımızı başlarına koyduk. Mutfağın yanına sıralar kurduk, işten sonra derse giriliyordu. Burada ayrıca geleneksel olarak kilim dokumacılığı yapılıyordu ancak doğal değil kimyasal boya kullanılıyordu. Bunlar da akıyordu.

Biz dedik ki, doğal boya kullanırsanız daha iyi olur. İlk dokunan kilimi biraz yüksek fiyatla biz satın aldık. Bu sefer herkes heveslendi ve doğal boyaları kullanmaya başladı. Buraya ilk geldiğimiz yıllarda köyde doktor yoktu. Burada bir ilk yardım istasyonu kurduk. Bir arkadaş Eczacılar Birliği’nin Genel Sekreteriydi. Evvela ilaç gönderdi. Burada her türlü yara-bereye, yanığa, basit hastalıklara elimizden geldiğince yardımcı olduk. Her gün 5-6 hasta gelirdi.

halet-çambel

1960 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Prehistorya Anabilim Dalı’nı kurar ve kürsü başkanı olur. Çambel askeri darbenin ardından bir süre Almanya’da ders verir. 1963 yılında tekrar Prehistorya Kürsüsü Başkanlığı’nı üstlenir ve emekli olduğu 1984 yılına kadar bu görevi sürdürür.

1963 yılında Chicago Doğu Bilimleri Enstitüsü’nden Robert J. Braidwood’u ve ekibini Türkiye’ye çağırır. Braidwood, dünya arkeolojisinde döneminin en önemli isimlerinden biridir ve savunduğu görüş (geçmişi anlamada, arkeolojinin yetersiz olduğunu diğer tüm bilimlerle işbirliği yapılması gerektiğini savunur.) ile alanında çığır açar.

Çambel 1964 yılında Robert J. Braidwood ve eşi Linda S. Braidwood’la birlikte Ergani’de Çayönü höyüğü kazısına başlar. 1963 yılında Braidwood ile Güneydoğu Anadolu Ortak Araştırma Projesi’ni kurar. Siirt-Urfa arasında Türkiye’nin ilk kapsamlı, çok disiplinli yüzey araştırmasını gerçekleştirirler. 1976’da ise TÜBİTAK’a bağlı bir Arkeometri Ünitesi kurulmasına katkıda bulunur.

Pek çok ödülün yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi Fahri Doktora Unvanı (2005) sahibi olan Halet Çambel, 12 Ocak 2014 tarihinde İstanbul’da hayata gözlerini yumar.

İlklerin Kadını

Çambel sadece kazı çalışmalarıyla kalmaz aynı zamanda kullandığı “Belgeleme Yöntemiyle” Türkiye’de arkeolojinin gelişiminin en önemli ismi olur.

Öğrencisi Prof. Dr. Mehmet Özdoğan onu şu sözlerle anlatır: ”Türkiye arkeolojisinde birçok kavramı ilk kez o dile getirdi. Ama o kadar mütevazıydı ki öğrenciliğimizde onu sıradan biri sanırdık.

Mütevazı olduğu kadar çok yönlü bir insandır. Yine Özdoğan’a kulak verelim:

Çambel akademik dünyanın farklı alanlarında yaratıcı öngörüsü, uygulamadaki başarıları ile öne çıkmıştır; arkeolog, korumacı, çevreci, eğitmen, dilbilimci, mimar, planlamacı, etnograf, düşünür gibi farklı bilimsel kimlikler ile tanınır. Türk akademik ortamında uluslararası açılımların simgesi olarak ünlenmiştir.

Başka bir açıdan bakıldığında ise Çambel sporcu, köycülük önderi, köy öğretmenidir. Karatepe Dağları’nın “Halet Bacısı”sıdır. Bizler için ise Halet Hocamızdı. Bu nedenle Halet Çambel’i Karatepe Aslantaş’ın hafiri, bir arkeolog olarak tanımlamak, O’nun bu uzun ve renkli yaşantısını sığlaştırmak olacaktır.

Çambel her şeyin ötesinde Cumhuriyet’in ilkelerine, çağdaşlaşmaya yürekten inanmış bir aydındı, tüm yaşamını da bu ilkelere göre düzenlemişti. İş’i görev olarak bilmiş, bu nedenle yaptıkları ve başardıkları ile hiçbir zaman övünmemişti. Yeni kurulan dünya ile bütünleşmeye ve çağı yakalamaya çalışan Cumhuriyet’e katkıda bulunmayı, zaten yapması gereken bir görev olarak gördüğünden Çambel bunları hiçbir zaman dile getirmemiştir.

Her türlü zorluğa karşı durmayı ve bürokratik engelleri aşmayı ve yapılmasına gerekli olduğuna inandığı şeyleri yapmayı sıradan bir işmiş gibi sürdürmüştür. Bu nedenle yaklaşık 50 yıl boyunca öğrencisi olmakla övündüğüm Halet Çambel’i, öğrencilik yıllarımızda herhangi bir üniversite hocası olarak görmüştük.

Yaptığı işlerin ne denli önemli ve büyük olduğu, zaman geçtikçe ortaya çıkmış; 1950’li yıllarda çalışmalarına esas olarak aldığı ilkeler, ancak 1980’lerden sonra, önce Dünya’da daha sonra da ülkemizde kabul görmüş ve esas olarak alınmıştır.

Ne var ki Çambel hiçbir zaman ilkelerini sloganlaştırmamış, süslü ve güzel terimlerle değil, herkesin anlayacağı sıradanmış gibi gelen söylemlerle hayata geçirmiştir. Bunların arasında

  • Kültür varlıklarının yerinde, doğal çevre ortamı ile birlikte korunması – “kültürel peyzaj”
  • Kültür varlıklarının orta ve uzun erimli bölge planlaması ile bütünleşmesi
  • Kültür varlıklarının, çevresinde yaşayanlara karşın değil, onlarla birlikte yaşayanlar ile korunması
  • Kültür varlıklarının yalnızca seyirlik olmaması, toplumun sosyal ve ekonomik zenginliğine katkıda bulunması
  • Sürdürülebilirlik
  • Farkındalık yaratmak
  • Restorasyonu gösterişe dayalı bir sahtecilik olarak değil 1964 Venedik Tüzüğü’nde tanımlanan anastylosis (orijinaline en yakın haliyle) düzeyinde tutması
  • Bilimsel yayında “acelecilik değil titizlik ve doğruluk”

gibi birçok ilki örnek olarak sayabiliriz.”

Halet Çambel’in, yakın arkadaşı Ruhi Su’nun ilk plağını çıkarmasında maddi manevi katkısı olur. Türkiye’nin ilk koruma çatısını ve ilk çıplak beton uygulamasını eşi Nail Çakırhan ile yapar.

Aynı yerde ülkenin ilk milli park uygulamasını başlatırlar. Türkiye’nin ilk açık hava müzesi olan Karatepe-Arslantaş Milli Parkının kuruluşuna öncülük eder. Köylüler ile yaşarken onların her türlü gelişimine katkı sağlamak için eğitici kurslar açar.

Adana ilinin tarihi yerlerinden olan Tepebağ mahallesinin tarihi yapıları, evleri ve arkeolojik dolgusunu belgeler. Güneydoğu Anadolu Tarih Öncesi Karma Projesi’nde Braidwood ile 40 yılı aşkın süre ile şu ana kadar bilinen en uzun soluklu projeyi çalışırlar. Çok sayıda bilim insanı yetiştirirler. Yeni bir bakış açısı, yeni yöntemler bilim dünyasına bu proje ile kazandırılır.

Keban Barajı yapımında dönemin ODTÜ Rektörü Kemal Kurdaş’ın da desteği ile baraj gölünün yüzey araştırmasını Braidwood ile yapar ve öncüsü olduğu çok sayıda kazı ile Doğu Anadolu’nun tarihi önemini açığa çıkarır.

Halet Çambel kalıcı eserler bırakmayı da ihmal etmez. İngilizce ve Türkçe eserler yazar. Eserlerinden bazıları; Çok Dilli Arkeoloji Sözlüğü, Midas Kenti Kazıları ve Dağlık Frigya Bölgesindeki Araştırmalar, Frigya, Light on Top of the Black Hill, Karatepeli Fıkraları, Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları I. Cilt, Kumkale: Toros Eteklerinde Bir Haçlı Kalesi’dir.

Yaşar Kemal onun için: ”Halet Çambel’i anlatmak zor, Onu derinlemesine anlamak zaman ister. Yer altını güne çıkarmak Halet’in büyük hüneriydi. Yer üstündeki insanlar da ondan yepyeni bir dünya öğreniyordu. Okuldan kaçan, gönderilmeyen kızları okula gönderiyordu. Halkın içinde o bir büyüydü.” derken eşi ile aynı dönemde cezaevinde kalan ve eşinin yakın arkadaşı olan Nazım Hikmet “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” adlı otobiyografik romanında Çambel için “Bağıran, genç ve güzelliği tuhaf bir kadın. Babası mebus. Kocası komünist…” der.

Halet Çambel, bir röportajında “Mutluluk kişisel çıkar peşinde yakalanmaz, asıl mutluluğa topluma yararlı olarak ulaşılır.” savı ile ülkeye yaptığı hizmetlerinin özünü anlatır.

98 yaşında Arnavutköy’deki evinde ölürken geriye anlatılması sayfalara sığmayacak bir ömür bırakır. Çambel’e Anadolulu dostları şu sözlerle veda eder: “O sizler için bilim insanıydı, arkeologdu, eğitmendi ancak O bizim Karatepelilerin, Torosların Anasıydı.”

*Aşağıdaki linki tıklayarak kendi anlatımıyla Halet Çambel’i izlemenizi tavsiye ederim.

Kaynakça:

Boğaziçi Üniversitesi Arşiv ve Dokümantasyon Merkezi, “Halet Çambel kimdir?”

(Erişim Tarihi: 30.03.2019)

http://arsivmerkezi.boun.edu.tr/collections/halet-cambel.php

Ertuğrul, E., Halet Çambel: “Halkın içinde bir büyü” (Erişim Tarihi: 05.04.2019)

www.arkeofili.com/halet-cambel-halkin-icinde-bir-buyu/

Karpınar, T. (2019), “Bir Cumhuriyet Kadını; Prof. Dr. Halet Çambel” (Erişim Tarihi: 25.09.2019)

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/780275

“Olimpiyatların Öncü Türk Kadınları: Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni” (Erişim Tarihi: 21.03.2019)

Özdemir, İ., “Yaşamak Güzel Şey”, (Erişim Tarihi: 11.11.2019)

www.socratesdergi.com/halet-cambel/

Özdoğan, M., “Halet Çambel: Aydın, Bilim insanı, Eğitmen, Arkeolog*”, (Erişim Tarihi: 21.03.2019)

www.sarkac.org/2018/01/halet-cambel/

Matematiksel

Olgun Duran

O günkü ÖSS sınavındaki tercih döneminde karşılaştığı İstatistik bölümüyle ilgili nedir arkadaş bu İstatistik sorusuyla tercih yapmadan önce soluğu Çukurova Üniversitesi İstatistik Bölümünde almış, Prof. Dr. Fikri Akdeniz ile tanışmasıyla daha sonra aynı üniversitenin İstatistik Bölümü öğrencisi olmuş, 2009 yılında mezun olmasına rağmen bilimden kopamamış, bu uğurda hızını alamayarak 2017 yılından beri yüksek lisansa devam eden, ömür boyu öğrencilik felsefesini her alanda benimsemiş amatör tiyatro oyuncusu, TEGV gönüllüsü ve devlet memuru olarak çalışan bir İstatistikçi; kitaplarından, doğaya hayranlığından, yeni yerleri görmekten, gittiği yerlerin kültürünü keşfetmekten ve bunların uğruna çabalamaktan vazgeç(e)meyen kişi...  

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı