Psikoloji

Yasak Deneyler: Vahşi Bir Çocuktan Ne Öğrenebiliriz?

Yasak deneylerin birkaç farklı türü vardır, ancak bunların çoğu, bir çocuğun temel toplumsal etkileşimlerden yoksun bırakılarak büyütülmesini içerir.

Modern psikolojiye dair anlayışımız, büyük ölçüde geçmişte yapılan araştırma ve deneylere dayanır. Ancak her deney, insan zihnini anlama çabamıza katkı sunamamıştır. Bazıları aksine, deneysel yöntemlerin kimi zaman faydadan çok zarar verebileceğini ortaya koymuştur. Hatta bu deneyler zamanla “yasak deneyler” olarak anılmaya başlanmıştır.

1980 yılında Amerikalı akademisyen Roger Shattuck, The Forbidden Experiment adlı kitabını yayımladı. Bu eser, 19. yüzyılda Fransa’da yaşamış Victor de l’Aveyron adlı bir çocuğun hayatını inceleyen bir araştırmadır. Kitap, Victor’un öyküsünü ve bu öykünün psikoloji, eğitim ve zihinsel gelişim alanlarında ortaya çıkardığı soruları ele alır.

  • Uygun toplumsallaşmadan yoksun kalan bir çocuğa ne olur?
  • Dil becerilerini çocuklukta nasıl ediniriz?
  • Bir çocuğu, ona rehberlik edecek bir dil olmadan eğitmek mümkün müdür?

Aveyronlu Victor’un hikâyesi, bu sorulara net cevaplar vermenin ne kadar güç olduğunu gözler önüne serer.

Yasak Deneyler Neden Yasaktır?

1799’da, Fransa’nın güneyindeki Aveyron bölgelerinde yaşayan bazı köylüler, tarlalarda ve ormanlarda tek başına dolaşan çıplak bir oğlanla karşılaştı. Çocuk konuşmuyordu ve Fransızcayı hiç anlamıyor gibiydi. Yanlış biçimde, sağır olduğu olduğu düşünüldü ve Paris’teki Sağır ve Dilsizler Enstitüsü’nün başkanı Abbé Sicard’ın bakımına verildi.

Paris’te artık “vahşi çocuk” olarak anılan ve Victor adı verilen bu çocuk, başlangıçta büyük bir merak uyandırdı. Ancak kamuoyu ilgisini hızla yitirdi. Araştırma ekibi herhangi bir ilerleme umudu görmedi; çocuğun doğuştan zihinsel engelli ya da akıl hastası olma ihtimalinin son derece yüksek olduğu sonucuna vararak ondan vazgeçti

Ardından yeni bir eğitimci ortaya çıktı. Hekim Jean-Marc-Gaspard Itard, Victor’un bakımını üstlendi ve onunla iki yılı aşkın süre boyunca her gün çalıştı. Yiyecek ödülleri ve bedensel cezaları bir arada kullanan Itard, Victor’u ardı ardına tasarladığı dil alıştırmalarından geçirdi.

Sonunda Victor bazı temel işaretleri öğrenmeyi başardı. Ancak konuşmayı hiçbir zaman öğrenemedi. Itard 1806’da vazgeçti. Victor, 1828’deki ölümüne kadar bir vasi olan Madame Guerin’le birlikte, gözlerden uzak bir yaşam sürdü.

Roger Shattuck, Victor’un öyküsünü inceledi ve şu sonuca ulaştı. Victor gibi bir özneyi kontrollü koşullarda incelemek mümkün değil. Benzer şartları yeniden oluşturmak isteyen araştırmacıların, bir çocuğu dil ve sosyal etkileşim gibi insanı insan yapan temel unsurlardan mahrum bırakması gerekir. Shattuck bu yüzden, çocuklarda dil yoksunluğunu araştırmayı “yasak deney” olarak tanımladı.

Dil Yoksunluğu Deneyleri İle İlgili Sorun Nedir?

1970 yılında bilim insanlarının Victor ve Itard’a duyduğu ilgi yeniden canlandı. Bu ilginin nedeni, Los Angeles’ta aşırı derecede yalıtılmış bir kız çocuğunun ortaya çıkmasıydı. Genie adıyla bilinen bu çocuk on üç yaşındaydı; yürüyemiyor, konuşamıyordu ve hayatının büyük bölümünü ailesinin evinde, tek bir odaya kapalı biçimde geçirmişti.

Araştırmacılar başlangıçta Genie’yi “vahşi çocuk” olgusunu incelemek ve eğitmek için benzersiz bir fırsat olarak gördü. Onu bir psikoloğun evine yerleştirdiler ve yoğun bir eğitim süreci başlattılar. Ancak çabalar beklenen sonucu vermedi. Dört yıl boyunca sürdürülen çalışmalar, Genie’nin yalnızca birkaç kelime öğrenmesiyle sınırlı kaldı.

1975’te federal destek sona erdi. Yetkililer onu bir koruyucu aileden diğerine aktardı; bu süreçte yeniden ihmal ve fiziksel istismarla karşılaştı. Zaman içinde kazandığı sınırlı becerileri yitirdi ve sonunda tamamen konuşmayı bıraktı.

Genie Wiley
Genie Wiley ya da gerçek adı ile Susan Wiley, 1957 yılında Kaliforniya’da doğdu. Ailesinden ciddi istismar ve ihmal gördü. Doğumda bazı sağlık sorunları olan bu kız çocuğunun babası onun zihinsel olarak hasta olduğuna karar vermiş ve kızını tüm dünyadan izole etmişti.

Vahşi çocuklar her zaman merak uyandırmış ve insanları büyülemiştir. Ancak tarih boyunca bu “doğal” yasak deney hiçbir zaman beklenen sonuçları vermemiştir. Konuya dahil olan bilim insanları, filozoflar ve eğitimciler, geride yalnızca hayal kırıklığı yaratan belgeler bırakmıştır. Bu çocuklar ya erken yaşta hayatlarını kaybetmiş, ya izlerini tamamen yitirmiş, ya da tekrar ihmal ve istismara maruz kalmıştır. İnsanın doğasına dair büyük sorular ise yanıtsız kalmaya devam etmiştir.

Victor’un yaşadığı dönemden bu yana psikoloji bilimi önemli ilerlemeler kaydetti. Bugün artık “doğa mı, yetiştirme mi?” ikileminin yetersiz kaldığını biliyoruz. Sağlıklı çocuk gelişimi, biyolojik yapı ile çevresel koşulların birlikte etkileşim içinde olmasıyla mümkün hâle gelir.

Sonuç Olarak

Günümüzde araştırmacılar, yasak deneylerin doğurabileceği etik sonuçların tamamen farkındadır. Ancak bu farkındalık, modern çağın bir kazanımıdır. Geçmişte bilgiye duyulan merak, çoğu zaman etik sınırların önüne geçmiştir. Dil yoksunluğunu incelemeye yönelik deneyler de şaşırtıcı derecede sık uygulanmıştır.

Kayda geçen her yasak deney örneği, deneklerin gelişimini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu durum, söz konusu deneylerin neden haklı gerekçelerle yasaklandığını açıkça ortaya koyar. Aynı zamanda toplumsallaşmanın, en az beslenme ve barınma kadar temel bir ihtiyaç olduğunu da gözler önüne serer.


Kaynaklar ve ileri okumalar


Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.