Bir şeyi kişisel olarak kabul etmeseniz bile, etrafınızdaki insanların kabul ettiğini düşünerek onay verirseniz çoğulcu cehalet ( Pluralistic Ignorance) adı verilen durumu deneyimlersiniz.

Bir sınıfta ya da bir toplantıda olduğunuzu düşünün. Konuşmacıyı dikkatle dinliyor, anlatılan kavramlara ayak uydurmaya çalışıyorsunuz; ama yine de zihninizde bazı noktalar netleşmiyor. Tam bu sırada beklenen soru geliyor: “Anlaşılmayan bir yer var mı? Varsa lütfen el kaldırın.” Ne yaparsınız?
Çoğu insan gibiyseniz, önce etrafınıza bakarsınız. Herkesin anladığı izlenimi veren bir konuda zorlandığınızı kabul etmek kolay değildir. Eğer başkalarının da tereddütlü olduğunu fark ederseniz elinizi kaldırmanız mümkün olabilir. Ama kimse elini kaldırmıyorsa, siz de büyük olasılıkla sessiz kalırsınız. Bunun üzerine konuşmacı, her şey yolundaymış gibi bir sonraki konuya geçer.
İşin ilginç yanı şudur: O anda sınıf arkadaşlarınızın ya da iş arkadaşlarınızın zihnine girebilseydiniz, çoğunun sizinle aynı kafa karışıklığını yaşadığını görürdünüz. Herkes, yalnızca kendisinin anlamadığını sanarak başkalarına bakmış ve aynı nedenle elini kaldırmamıştır. Sonuçta kimse gerçekten anlamadığı hâlde, herkes anlamış gibi davranmıştır. Bu da çoğulcu cehaletin tam karşılığıdır

Çoğulcu Cehalet Nedir?
Çoğulcu cehalet, “Abilene paradoksu” da anılır. Bu durum, gündelik dilde “kral çıplak” diyememekle aynı anlama gelir. Kavram ilk kez 1931 yılında Daniel Katz ve Floyd H. Allport tarafından ortaya atılmıştır. Araştırmalarında bu olguyu şu çarpıcı ifadeyle açıklarlar: “Kimse inanmaz, ama herkes herkesin inandığını düşünür.”
Başka bir deyişle, insanların büyük bir kısmı içten içe aynı düşünceyi paylaşır. Buna rağmen, başkalarının çoğunun farklı düşündüğünü varsayar. Bu yanlış algı, bireylerin kendi görüşlerini dile getirmemesine ve gerçekte var olmayan bir çoğunluk görüşüne uyum sağlamasına yol açar.

Çoğulcu cehalet, pek çok farklı biçimde karşımıza çıkar. Bu düşünce hatası, insanların adaletsizlik karşısında sessiz kalmasına ya da riskli davranışlara yönelmesine yol açabildiği için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Aynı zamanda, bireylerin içten içe desteklemediği hâlde toplumda yaygın biçimde benimsendiği sanılan görüşlerin varlığını sürdürmesine neden olur. Bu durum, gerçekte paylaşılmayan fikirlerin, yalnızca paylaşıldığı zannedildiği için yaşamaya devam etmesini sağlar.
Çoğulcu Cehalet Neden Kaynaklanır?
Çoğulcu cehalet çoğu zaman sosyal normlara yaygın biçimde uyma eğilimiyle başlar. Bir sınıfta, partide, toplantı odasında ya da hastanede yazılı olmasa da herkesin bildiği ve uyduğu bazı kurallar vardır. Bu normlar, kimi zaman arkadaşlara ve meslektaşlara destek olunmasını, başkalarının kişisel tercihlerinin sorgulanmamasını ve her koşulda sakin, kontrollü bir görüntü sergilenmesini dayatır.
Bu beklentiler, bireylerin kendi düşüncelerini geri planda tutmasına ve aslında paylaşmadıkları tutumlara uyum göstermesine zemin hazırlar.

Psikologlar, çoğulcu cehaletin eğitim yoluyla azaltılabileceği hatta ortadan kaldırılabileceği konusunda büyük ölçüde hemfikirdir. İnsanlar, başkalarının da aynı belirsizlikleri yaşadığını fark ettiklerinde, sessiz kalma ihtiyacı duymadan soru sormaya ve görüş bildirmeye daha yatkın hâle gelir. Bu farkındalık, hem bireysel öğrenmeyi hem de grup içi iletişimi güçlendirir.
Sonuç olarak
Dijital çağda çoğulcu cehalet, özellikle sosyal medya üzerinden sanal bir biçimde ortaya çıkar. Araştırmalara göre kullanıcılar, tartışmalı bir konuda görüşlerinin takipçileri tarafından paylaşılmadığını düşündüklerinde, bu görüşleri sosyal medyada dile getirme konusunda çok daha isteksiz davranmaktadır. İlginç biçimde, sosyal medya dışında, yüz yüze yapılan sohbetlerde bile, arkadaşlarının çevrimiçi ortamda karşıt görüşlere sahip olduğunu bilmek, bireylerin bu konuyu açma olasılığını azaltmıştır.
Bu dijital sessizlik sarmalının önemli bir kısmı çoğulcu cehaletle açıklanır. Kamusal tartışmaların giderek daha fazla dijital platformlarda şekillendiği bir çağda, kolektif düşünceye dair varsayımlarımızı fark etmek ve sorgulamak her zamankinden daha büyük bir önem taşır.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Şen, G. (2021), Çoğulcu Cehalet ve Algı Değişimi Bileşenlerinin Saldırganlık Üzerinden Anlaşılması. Karma Yöntemli Çalışma, ARHUSS, (2021), 4(2): 212-240. DOI: 10.54186/arhuss.836339
- Sargent, R. H., & Newman, L. S. (2021). Pluralistic Ignorance Research in Psychology. A Scoping Review of Topic and Method Variation and Directions for Future Research. Review of General Psychology, 25(2), 163-184. https://doi.org/10.1177/1089268021995168
- How to spot “pluralistic ignorance” before it derails your team. Yayınlanma tarihi: 8 Mart 2024. Kaynak site: Big Think. Bağlantı: How to spot “pluralistic ignorance” before it derails your team
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





