Kuantumla Aldatma

Üzerinde en çok aldatmaca çıkartılan, yanılgı oluşturulan ve hatta örselenen kavram, kuantum kavramıdır dersek yanlış olmaz. 

Kuantum kavramının yanına düşünme/düşünce/olumlama/sıçrama (kuantum beslenme bile var) gibi kelimelerin eklendiğini sıkça görmekteyiz.

Kuantum İngilizcesi quantity  olan ve anlamı da miktar, zerre olan kelimeden türemiş bir kelimedir. Kullanım olarak ise zerrecik/tanecik/paketçik anlamındadır. Hatta hep kullandığımız ve nicel ve ölçülebilen anlamına gelen kantitatif kelimesi de bu kökten türemiştir.

Herşeyden önce bilinmesi gereken nokta kuantum kuramı bir fizik kuramıdır. Felsefe, ahlak ya da psikoloji kuramı değildir. Bu durumda “kuantumun özü, sürekli pozitif olmaktır” ya da “olumlu düşünmek hep olumlu sonuçlar getiriyor” gibisinden cümlelerin kuantum fiziği ile hiç mi hiç ilgisi yoktur.

Kuantum olumlama/düşünme/sıçrama ile ilgili olarak ise insan beynindeki süreçler mikro-dünyaya (nöronlar, atomlar, atom altı parçacıklar) ait süreçlerdir. Kuantum fiziğinin ilgi alanına girmesi açısından düşüncenin ve bilincin açıklamasında mutlaka kuantum kuramı kullanılmak zorundadır demek yanlış olmaz. Bu böyleyken, atomlardaki (örneğin beynimizdeki atomlar) elektronların enerji seviyelerini değiştirmesi düşüncemizde bir “sıçramaya” yol açacak ve biz hayatta bir sıçrama yapacağız diye bir şey yoktur. Böyle birşey olmaz. Atomlarda gerçekleşen olaylar mikro-dünya ile ilgilidir ama düşüncenin oluştuğu boyut artık makro-dünyadır ve burada kuantum kuralları geçerli değildir.

Fikrime göre, yukarıda kısaca vermeye çalıştığım örseleme ile ilgili olarak iki adet senaryo vardır. Bunlardan ilki (daha iyi niyetli olanı) pozitif bilim olan kuantum fiziği konusunun iyi anlaşılamamasıdır denebilir. İkincisi ise ürettikleri ve aslında pozitif bilimler açısından çok da doğru olmayan ve karşılığı da olmayan düşüncelerine pozitif bilimlerden bir arkalık bulma gayreti olsa gerek. İşte bu iki nedenden dolayı aslında ilgisi olmayan kavramların önüne “kuantum” kelimesi koyuluveriliyor (ekleniveriliyor).

Bu eklenivermenin en önemli nedenlerden biri verdiğim linkte de anlatılan Heisenberg Belirsizlik ilkesidir. Bu ilke, aslında, kimyada herkesin bildiği elektronların bulunması olasılığı olan bölge anlamında kullanılan elektron bulutu ve orbital kavramlarına kadar gitmektedir. İşte bu ekleniverme sürecinde şu şekilde düşünüldüğünü zannetmekteyim.Yani madem bir belirsizlik, bilinmezlik ve kompleks bir mevzu var, zaten kuantum olumlama/düşünce/düşünme/sıçrama dediğimiz olay da oldukça kompleks ve bilinmez.  O halde bizimkisi de kuantumdur sonucuna varılıp ekleniveriyor kuantum sözcüğü. Halbuki kuantum sözcüğü ile yapılmaya çalışılan sadece atom altı olayları açıklamaya çalışmaktır. Yukarıda verdiğimiz örneklerden biri olan “kuantum yemek yeme” hikayesi küçük porsiyonlarla yemek yemedir (kuantumda küçük ya !!!) bir pozitif bilim olan kuantumla hiç mi hiç ilgisi yoktur.

Kuantum mekaniği herşeyden önce bir bilimsel kuram olup bütün kuramlar gibi gözlemleri açıklamak için geliştirilmiştir. Günlük hayatta gözlediğimiz basit doğa olaylarından, kontrollü laboratuvar ortamlarında geliştirilen hassas deneylere kadar her türlü gözlem kuantum kuramı ile açıklanabilmektedir.

Mesela üzerinde en çok spekülasyon yapılan Heisenberg Belirsizlik ilkesi bir şeyin olup olmaması noktasında yazı tura atar gibi olasılıklı olması anlamına gelmemektedir. Olasılık düşüncesi kuantum fiziğinin nesneleri olan atomların, atom altı parçacıkların birbirlerine özdeş olmalarından ve parçacık türüne bağlı olarak Bose-Einstein istatistiğine veya Fermi-Dirac istatistiğine tabii olmalarından kaynaklanır.

Özet olarak, klasik fizik ile kuantum fiziğinin nesneleri farklıdır ama ikisi de aynı kesinlikte bilimsel yasalar tarafından şekillenir. Hatta insan yaşamında birçok uygulaması ve faydası da bulunan kuantum fiziğindeki kesinlik şimdiye kadar insanlık tarihindeki bilimsel kuramlar arasında en yüksek kesinlik düzeyindedir bile denebilir.

Son söz olarak kuantum kavramının yanına konulan düşünme/düşünce/olumlam/sıçrama (kuantum beslenme bile var) gibi kelimelerle oluşturulan türedi kavramların bir pozitif bilim olan fizikle ve kuantum fiziği ile hiç mi hiç ilgisi yoktur.

İleri okumalar: http://www.huseyincavus.com.tr/web/kuantum-mekanigi-ve-dalga-mekanigi-nedir/

Doç. Dr. Hüseyin Çavuş

www.huseyincavus.com.tr/web/kuantumla-aldatma/

Matematiksel

Yazıyı Hazırlayan: Matematiksel

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bunlara da Göz Atın

Savunma

Her şey kusursuz bir şeklin insan eliyle kusurlu bir hale getirilmesinden sonra başlamıştı. “Kendi dünyamda …

Bir Yorum

  1. Bence, “hür irade” dediğimiz şeyin temelinde atom boyutlarındaki olaylarda kendini gösteren belirsizlik var. İnsan beyninin karmaşıklığı bu belirsizliklerin makroskopik boyutlarda ortaya çıkmasını sağlıyor. Aksi takdirde, beyin yaratıcı olamazdı, biz de bir makine gibi determinist bir şekilde davranırdık. Hür iradenin temelinde kuantum fiziği var demek o kadar da yanlış değil.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ga('send', 'pageview');