Virginia kırsalında, milyonlarca dolar değerinde altın ve gümüşten oluşan bir hazine hâlâ keşfedilmeyi bekliyor. Bu servete ulaşmanın tek yolu ise, neredeyse iki asırdır çözülemeyen Beale Şifrelerini çözmekten geçiyor.

Beale şifrelerinin öyküsü Ocak 1820’de başlar. Uzun boylu, esmer tenli, siyah saçlı ve dikkat çekici bir yabancı, Virginia’nın Lynchburg kentindeki Washington Oteli’ne atıyla gelir. Otelin sahibi Robert Morriss’a kendini Thomas Jefferson Beale olarak tanıtır. Kışı burada geçirmeyi planladığını söyler.
Beale, kısa sürede otelin sevilen bir konuğu olur. Her konuda uzun hikâyeler anlatır, ancak ailesi, geçmişi ve nerede yaşadığı hakkında tek kelime etmez. Mart sonunda sessizce ayrılır. Yaklaşık iki yıl boyunca ondan haber alınmaz. Ocak 1822’de aniden geri döner.
Daha bronz, daha güçlü görünür; uzun bir doğa yolculuğundan çıktığı bellidir. Bahar geldiğinde yine ortadan kaybolur. Bu kez Morriss’a kilitli bir demir kutu emanet eder. Aynı yıl yaz aylarında Morriss’a St. Louis’ten bir mektup yollar. Ne kadar süre uzak kalacağını bilmediğini, bunun en az iki yıl sürebileceğini söyler. Kutunun kendisi ve ortakları için hayati önemde belgeler içerdiğini vurgular. Morriss’tan onu büyük bir titizlikle korumasını ister.
Beale, mektubunda önemli bir koşul da ekler. Eğer kendisi ya da ortakları on yıl içinde kutuyu almaya gelmezse, Morriss kutuyu açabilecektir. Ancak içindeki bazı belgeler anahtar olmadan anlaşılamaz. Bu anahtarı St. Louis’te bir dostuna bıraktığını, 1832’den önce teslim edilmeyeceğini belirtir.
Beale Şifreleri Nedir?
Beale’dan bir daha haber gelmez. 1832’de anahtar da ulaşmaz. Morriss, yetkisi olmasına rağmen kutuyu hemen açmaz. Yoğunluğu nedeniyle bunu 1845’e kadar erteler. Kutuyu açtığında kendisine hitaben yazılmış iki mektup, bazı eski makbuzlar ve üzerinde sayı dizileri bulunan birkaç sayfa bulur. Beale efsanesini başlatan gizem tam olarak bu noktada doğar.
Mektup, Beale ile yirmi dokuz maceraperest arkadaşının Nisan 1817’de batıdaki düzlüklerde iki yıllık bir av yolculuğuna çıktığını anlatır. Anlatıya göre, Beale ve macerayı seven yirmi dokuz arkadaşı, Nisan 1817’de iki yıllık bir av yolculuğuna çıkar. 1818 baharında, Santa Fe’nin kuzeyinde, yorgunluk ve kötü hava koşulları kamp kurarlar. Bu esnada içlerinden biri kayalardaki bir yarıkta altını fark eder.

Sonraki on sekiz ay boyunca altın ve gümüş çıkarırlar; bu süreçte dost Kızılderililerden de yardım alırlar. Ardından Beale ve birkaç arkadaşı ganimeti Virginia’ya taşımaya karar verir. Bedford County’de, Buford’s Tavern yakınlarında daha önce gördükleri bir mağarayı saklama yeri olarak düşünürler.
Ancak mağaranın güvenli olmadığını kısa sürede fark ederler ve Beale hazineyi gizlemek için başka bir yer seçer.
Beale, kutudaki üç belgenin yalnızca sayılardan oluştuğunu açıklar. Söz verdiği anahtar geldiğinde bu şifreler, hazinenin tam yerini, içeriğini ve otuz maceracının adlarıyla adreslerini ortaya çıkaracaktır. Morriss’ten hazinenin otuz bir eşit paya bölünmesini ister.
Bir payı, verdiği emeklerin karşılığı olarak kendisine ayırmasını özellikle belirtir. Kalan paylar ise diğer ortakların yakınlarına dağıtılacaktır. Beale, bu payın bir nezaket değil, ortaklarının ortak kararı olduğunu vurgular.

Morriss, yaşamının kalan on dokuz yılını hazineyi bulmaya adadı. Ancak gizemli belgelerin anahtarı elinde olmadığı için ilerleme kaydedemedi.
Ölümünden kısa süre önce, 1863’te, kutunun içeriğini James Ward adlı, bir barmene anlattı. Ward şifrelere takıntı hâline geldi. Özellikle ikinci metni çözmeyi başarması bu saplantıyı derinleştirdi. Metin, hazinenin büyüklüğünü ortaya koyuyordu. Altın, gümüş ve mücevherlerin toplam değeri devasa idi. Ancak gömüldüğü yeri yine söylemiyordu.
Beale Şifreleri Hakkında Ne Biliyoruz?
Ward, çözüm arayışıyla geçen 20 yılın ardından bu hikâyeyi ve şifreleri “The Beale Papers” (Beale Belgeleri) adlı bir broşürde yayımladı. Bu broşür, Beale hikâyesinin ve şifrelerin geniş kitleler tarafından duyulmasını sağladı ve zamanla efsanenin büyüyüp yayılmasına katkıda bulundu.
Bugün bu metin, hem şifreler hem de sözde hazine hakkında sahip olduğumuz tek kaynaktır. Beale’ın görünüşünden Morriss’in kişiliğine, avcıların başına gelen tehlikelere kadar aktarılan tüm ayrıntılar Ward’a dayanır.
Bunları doğrulayan bağımsız hiçbir belge yoktur. Ne mektuplar, ne günlükler, ne vasiyetler, ne de hazineye dair başka bir kayıt bulunur. Beale’ın Morriss’e verdiği söylenen kutu da günümüze ulaşmamıştır. İçinde olduğu iddia edilen mektuplar ve şifreli metinler de kayıptır.
1960’larda kriptoanalizin önde gelen isimlerinden bazıları, Beale şifrelerini çözmek için Beale Cypher Association adlı gizli bir topluluk kurdu. Amaçları bilgiyi ve kaynakları birleştirerek sözde hazineye ulaşmaktı. Topluluğun önemli üyelerinden Hammer, çözülememiş Beale metinlerindeki sayıların dağılımını istatistiksel olarak inceledi. Sonuçta sayıların rastgele olmadığını ve bir İngilizce metni gizlediğini savundu.
Çoğu kriptograf bu değerlendirmeyi kabul eder. Ancak ortada bir mesaj olması, hikâyenin gerçek olduğunu kanıtlamaz. Mesajın aldatıcı ya da alaycı bir içerik taşıması da mümkündür.
Sonuç olarak
Kriptologlar, Beale Şifreleri’nin gerçekten bir hazineye işaret edip etmediği konusunda görüş birliğine varabilmiş değil. Bazı uzmanlar şifrelerin çözülebileceğine inanırken, bazıları bunun bir aldatmaca ya da şaka olduğunu öne sürüyor.
Aldatmaca bile olsa, Beale Şifreleri, sayısız insanı bir araya getiren büyüleyici bir hikaye olmaya devam ediyor. Bu gizem, tarihin ve maceranın sınırlarını zorlamaya hazır olanların ilgisini çekmeyi sürdürüyor.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Two Centuries. Three Puzzling Cryptograms. One Ungodly Fortune. Yayınlanma tarihi: 22 Kasım 2024. Kaynak site: Popular Mechanics. Bağlantı:Two Centuries. Three Puzzling Cryptograms. One Ungodly Fortune.
Matematiksel





