18. Yüzyılda Satranç Ustası Bir Otomat: Mekanik Türk

Günümüzde satranç oyununda insanlar makinelere karşı direnmekte zorlanıyor ama acaba bu başımıza ilk defa mı geliyor?

Hayır…

1800’lü yıllara geri dönün ve bir satranç karşılaşması canlandırın gözünüzde. Tahtanın bir kenarında, matematik ve satranca ilgisi bilinen Napolyon Bonapart olsun diğerinde ise bir Türk. Üstelik Türk Bonapart’ı yensin…

Hemen Türk gibi güçlü boşuna dememişler, yenecek elbette demeyin bu Türk biraz farklı, çünkü o bir insan değil bir otomat, adı da Mekanik Türk.

Aydınlanma çağı aynı zamanda büyük yanıltma ve sahteciliklerin de çağı olmuştur. Bu konuda en ilginç örneklerden biri, Macar mekanikçi Wolfgang Ritter von Kempelen (1734-1804) tarafından gerçekleştirilen “Satranç Oynayan Türk” (1769) diye nitelenen otomattır.

İmparatoriçe Maria Theresia’nın desteği ile Kempelen, yalnızca konuşan değil, aynı zamanda düşünen bir otomat yapımına yöneldi. Bu düşüncesini, yapay bir satranç oyuncusuyla gerçekleştirmek istedi. Bu otomat, bir insanla satranç oynayacaktı. Böylece, “Satranç Oynayan Türk”ü 1769’da ortaya çıktı.

Bu, tenekeden yapılmış, içi silindir ve çarklarla döşeli bir otomattı. Otomatın masası ve oyuncusu, gerçek boyutlardaydı. Oyuncusu gerçekte bilinçli bir otomat olmayıp aldatmaya dayalı olarak oyun masasının içinde saklanarak oturmuş olan gerçek bir satranç oyuncusu cüce idi.

Satranç tahtasının üzerindeki figürler oynatıldığı zaman bunların her hareketinin, otomatın bir karşı hareketini sağlaması gerekiyordu. Satranç figürlerinin her biri tahtadaki bir deliğe oturtulmuştu; her delik dişli çarklarla satranç figürlerinin hareketlerini makineye iletiyor ve karşı hareketi oluşturuyordu.

Kempelen’in yaptığı satranç makinesinde masanın bir yanında tahtadan yapılmış, ayakta duran, yarı boyda Osmanlı giysili bir insan duruyordu. Hamlelerinde taşların yerini değiştiriyordu. Şahı tehdit edecek bir hamle yapmışsa, ağzından uyarıcı bir ses çıkarıyordu. Başında sarık vardı. Elindeki upuzun bir sigara çubuğu da “Türk” görünümünü pekiştiriyordu; çünkü o dönemde Avrupa’da “Türk gibi sigara içmek” deyimi modaydı.

Kimler onu yenmeye çalışmamış ki..

Voltaire, satranç ustası François Dunnican Philidor, Napoleon Bonapart, Charles Baggage ve onlarcası. Ancak hiçbiri başarılı olamamıştı.

Hiçbir aldatmaca sonsuza kadar gizli kalmaz elbette…

İşin foyası günün birinde ortaya çıkmış ve gerçek satranç oyuncusu Johann Allgaier (1763-1823) adlı iki bacağından kötürüm bir cüce, Kempelen’in suç ortağı olduğunu ortalığa yaymış.

Otomat 1820 de Amerika’ya gönderilmiş ve 1835 Aralığında onu gören ünlü Amerikalı şair Edgar Allan Poe, hayran kalarak bu konuda bir de makale yayımlamıştır. Makinenin hayranları arasında bulunan fizikçi David Brewster (1781-1868) ise, 1833 yılında bu aletin resimlerini, metinler eşliğinde Letters on Natural Magic adlı kitabında yayımlamıştır.

“Satranç Oynayan Türk” otomatı, 1850 yılı dolayında Philadelphia’da ya da 187l’de Chicago’da bir yangın sırasında kül olmuştur.

Kaynak: Ö. Acar, Satranç Ustası ‘Derin Mavi’nin Atası Bir ‘Türk’tü, Cumhuriyet Bilim Teknik, 476, 6-7 (1996).

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı