Satranç Ustası Mekanik Türk Tüm Dünyayı Nasıl Kandırdı?

1826’nın başlarında, Avrupa’nın en ünlü satranç ustalarından biri, Amerika’daki ilk maçı için New York’a geldi. Etkinlik, haber makaleleri ve reklamlarda geniş çapta lanse edildi. İlk gösterisine yaklaşık 200 kişi katıldı. Satranç ustası kendisine meydan okumaya cüret eden herhangi bir kişiyi yenmeye başladı. Çok geçmeden, gizemli satranç ustasının hikayeleri New York’taki bütün büyük gazetelerin sayfalarını dolduruyordu. Bu aslında kulağa çok da önemli bir şey gibi gelmeyebilir. Ancak bu satranç ustasının gerçek bir insan olmaması elbette işi değiştirecektir.

İmparatoriçe Maria Theresa için 1770’de Wolgang Von Kempelen tarafından yapılan bu otomat, 120 cm uzunluğunda, 105 cm genişliğinde ve 60 cm yüksekliğindedir.

Aydınlanma çağı aynı zamanda büyük yanıltma ve sahteciliklerin de çağı olmuştur. Bu konuda en ilginç örneklerden biri, Satranç Oynayan Türk ya da Mekanik Türk adı ile tanınmakta olan bir otomattır. Buluş, 1769’da Macar mühendis ve mucit Baron Wolfgang von Kempelen tarafından tasarlandı. Otomatın ilk performansı 1770’de Viyana’da Maria Theresa ve bir grup soylunun önünde gerçekleşti.

O dönemlerde mekanik oyuncak ve aletlere ilgi büyüktü. Bu nedenle büyük merak uyandırdı. Aslında kimse olan biteni tam olarak anlayamamıştı. Bazıları, otomatın bir şekilde manyetizma tarafından kontrol edildiğini iddia etti. Bazıları da içinde bir cüce ya da bir çocuk olduğunu iddia etti. Ancak kimse iddiasını ispatlayamadı.

Satranç Oynayan Otomat Dünya Çapında Ünlü Olmuştu

Kempelen 1774’te gösterilerini sonlandırdı. Ancak ilerleyen yıllarda Maria Theresa’nın halefi II. Joseph’in saltanatı sırasında ilgi yeniden canlandı. 1783’te, Joseph’in emriyle Kempelen, otomatı iki yıllık bir Avrupa turuna çıkardı. O esnada dünyanın en iyi satranç oyuncularından bazıları bu otomat ile karşı karşıya geldi ve kaybetti. Hatta yendiği kişiler arasında, o zamanlar Amerika’nın Fransa büyükelçisi olarak görev yapan Benjamin Franklin bile vardı.

Mekanik Türk’ün mekanizmasının bir kısmı

Kempelen 1804’te öldü. Sonrasında Mekanik Türk’ü Johann Maelzel adlı bir Alman mucit ve şovmen satın alındı. Kendisi reklam ve tanıtım işlerine ağırlık verdi. 1809’da Viyana’da Türk ile Napolyon Bonapart arasında bir maç düzenlediğinde beklediği fırsat oluşmuştu. Napolyon’da Türk’ün gücüne karşı koyamamıştı.

Daha sonra da yazının başında aktardığımız Amerika turneleri başladı. Bunlardan birine tanıklık eden ünlü Amerikalı şair Edgar Allan Poe konuya temkinli yaklaşacak ve ortada bir sahtekarlık olduğunu kaleme alacaktı. Elbette 18. yüzyılda herhangi bir yapay zekâ teknolojisinden bahsetmek mümkün değildi. Dönemin bilim insanları da bunun farkındaydı. 1780’lerde ilk ortaya çıkışından bu yana, şüpheciler, makinenin kendi başına satranç oynayabildiği iddiasını çürütmeye çalışan birkaç broşür ve açıklama yazmıştı. Ancak gerçeğin ortaya çıkması için biraz daha zamana ihtiyaç vardı.

Mekanik Türk Nasıl Çalışıyordu?

Aslında çalışmıyordu. Çünkü her şey bir aldatmacaydı. Üstelik bu aldatmaca 84 yıl boyunca devam etmişti. Otomatın masası ve oyuncusu, gerçek boyutlardaydı. Ancak bu kadar heybetli yapılmasının nedeni biraz da iç hacmini geniş tutmaktı. Çünkü oyuncusu gerçekte bilinçli bir otomat değil, bunun yerine oyun masasının içinde saklanarak oturmuş olan Johann Allgaier (1763-1823) adlı iki bacağından kötürüm bir cüce idi.

Ancak ortada satranç oynayan bir otomat olmasa da yine de tasarım açısından övgüyü hak ediyordu. Çünkü ön taraftan baktığınız zaman solda dişliler ve karmaşık bir mekanizma göze çarpıyordu. Ancak bunların hiçbir gerçek bir mekanizmaya bağlı değildi. Gerçekte, makinenin çarkları ve kranklarının tümü, kabinin yalnızca bir kısmına uzanan, çalışmayan tuzaklardı.

Kempelen veya Maelzel, iç kısımları izleyiciye göstermek için her gösteride tüm kabin kapılarını açarlardı. Bu esnada Johann Allgaier gözden kaybolmak için eski bir numara olan mekanik bir kayar koltuk kullanmaktaydı. Yani kapaklar açık iken sahnenin altına saklanıyor, sonrasında da yerini alıyordu. Bundan sonrada bir mum yakıp, satranç taşlarının tabanındaki mıknatısların çektiği bir dizi sarkan metal diski izleyerek hamlelerini yapıyordu.

Mekanik Türk Adı Günümüzde Halen Hatırlanıyor

1770’ten 1854’te yangınla yok olmasına kadar, otomat çeşitli sahipleri tarafından sergilendi. Hile nihayet 1838’de Maelzel’in Küba’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne bir okyanus yolculuğu sırasında ölmesiyle ortaya çıkmaya başladı. Satranç otomatı alacaklılarından birinin eline geçti ve sonrasında da işleyişi ile ilgili gerçekler açığa çıktı. Sonrasında da bir müzeye bağışlandı.  Müzenin alev aldığı 5 Temmuz 1854 gecesine kadar da burada hareketsiz kaldı.

2005 yılında Amazon.com, veri toplama ve analizi arttırmak amacıyla, Amazon Mechanical Turk’ü (MTurk) piyasaya sürdü. İsmini tarihe “Satranç Oynayan Türk Otomatı” olarak geçmiş olan Mekanik Türk’ten almıştı.


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip not:

Matematiksel, tamamen gönüllü bir ekip tarafından 2015 yılından beri yürütülen, Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmayı hedefleyen, öğretmenler tarafından kurulmuş bir bilim platformudur. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu