
Bir savaş uçağını hareket hâlindeki bir uçak gemisine indirmek, havacılığın en zor manevralarından biridir. Pilot yalnızca dar ve kısa bir güverteye yaklaşmaz. Aynı zamanda dalgalarla hareket eden bir gemiye, doğru noktada ve doğru hızla temas etmek zorundadır.
Uçaklar hızlanıp ağırlaştıkça bu manevra daha tehlikeli hâle geldi. Mühendisler buna bir çözüm için, önce daha güçlü durdurma telleri ve güvenlik bariyerleri kullandı. Ancak kalıcı çözümü daha güçlü bir makine değil, basit bir geometrik değişiklik sağladı. İniş pistini geminin merkez hattından yaklaşık 9 derece yana çevirmek, uçak gemilerinin tasarımını kökten değiştirdi.
Uçak Gemisine İniş Neden Bu Kadar Zordur?
Uçak gemisinin üst bölümündeki uçuş güvertesi, uçakların iniş ve kalkış yaptığı alandır. Bu alanı denizin üzerinde hareket eden küçük bir havaalanına benzetebiliriz. Ancak karadaki havaalanlarının aksine uçak gemileri uzun pistlere sahip değildir. Üstelik güverte rüzgâr, dalga ve geminin hareketi nedeniyle sürekli konum değiştirir.

Gemilerden uçak kaldırmaya yönelik ilk önemli denemeler 1910’da başladı. Sivil pilot Eugene Ely, 14 Kasım 1910’da USS Birmingham kruvazörüne kurulan ahşap platformdan havalandı. Ely, 18 Ocak 1911’de bu kez USS Pennsylvania gemisine yerleştirilen platforma başarıyla indi. Bu denemeler, uçakların savaş gemilerinden kalkıp yine gemilere dönebileceğini gösterdi
İngiliz Kraliyet Donanması daha sonra yapımı tamamlanmamış bir yolcu gemisini HMS Argus adlı uçak gemisine dönüştürdü. 1918’de hizmete giren Argus, baştan sona kesintisiz bir uçuş güvertesine sahip ilk uçak gemisi oldu. ABD Donanması da 1922’de USS Langley’i ilk uçak gemisi olarak kullanmaya başladı.

Amerikan Donanması’nın İlk Uçak Gemisi – USS Langley (CV-1). Tasarımda bir hata dikkatinizi çekiyor mu?
Uçaklar Kısa Bir Güverteden Nasıl Kalkar ve İner?
Katapult kullanan uçak gemilerinde uçak, güverteye yerleştirilen bir mekik sistemine bağlanır. Pilot motorları çalıştırırken geri tutma mekanizması uçağı yerinde tutar. Kalkış komutu geldiğinde sistem uçağı birkaç saniye içinde yüksek hıza çıkarır. Böylece uçak, kısa güverte sona ermeden havalanmak için gereken hıza ulaşır.
İniş sırasında ise farklı bir sistem devreye girer. Pilot, uçağın arkasındaki kuyruk kancasını açar. Bu kanca güverte boyunca uzanan durdurma tellerinden birini yakalar. Tel, uçağın hareket enerjisini sönümleyerek onu kısa mesafede durdurur.
Ancak düz güverteli eski uçak gemilerinde, kuyruk kancasının tellerden hiçbirini yakalayamaması ciddi bir sorun yaratıyordu. Uçak güverte boyunca ilerlemeyi sürdürüyor ve ön bölümde kalkışa hazırlanan ya da park hâlinde bekleyen uçaklara doğru yöneliyordu.
Donanmalar çarpışmaları önlemek için güverteye güvenlik bariyerleri ve ağlar yerleştirse de, bu kesin çözüm değildi. Mühendislerin yalnızca durdurma sistemini değil, güvertenin biçimini de yeniden düşünmesi gerekiyordu.
Soruna Basit Bir Geometrik Çözüm: Açılı Güverte
Kraliyet Donanmasından Kaptan Dennis Cambell, 1951’de soruna farklı bir açıdan yaklaştı. İniş pistinin geminin merkez hattıyla aynı doğrultuda uzanması gerekmiyordu. Mühendisler iniş alanını birkaç derece yana çevirirse, telleri yakalayamayan uçak güvertenin önündeki uçaklara doğru ilerlemek zorunda kalmayacaktı.

Yeni tasarımda iniş pisti, geminin merkez hattından yaklaşık 9 derece sola sapıyordu. Pilot durdurma tellerinden birini yakaladığında uçak her zamanki gibi duruyordu.
Telleri kaçırdığında ise karşısına güvenlik bariyerleri veya park hâlindeki uçaklar çıkmıyordu. Pilot motor gücünü artırıyor, açılı pistin ucundan yeniden havalanıyor ve inişi tekrar deniyordu. Havacılar bu manevraya bolter adını verdi.

İngilizler 1952’de HMS Triumph gemisinin güvertesine açılı çizgiler çizerek ilk denemeleri yaptı. Pilotlar bu çizgileri izleyerek yaklaşma ve yeniden havalanma manevraları gerçekleştirdi. ABD Donanması aynı yıl USS Midway üzerinde benzer denemeler yaptı.
Mühendisler daha sonra USS Antietam gemisinin sol tarafına gerçek bir güverte uzantısı ekledi. Gemi, 1952’nin sonunda gerçek açılı uçuş güvertesine sahip ilk uçak gemisi oldu. Başarılı denemelerin ardından İngiltere ve ABD başta olmak üzere birçok ülke bu tasarımı benimsedi.

Sonuç Olarak
Açılı uçuş güvertesi, karmaşık bir mühendislik sorununu basit bir geometrik fikirle çözdü. Yaklaşık 9 derecelik bu yön değişikliği güvenliği artırdı, uçuş operasyonlarını hızlandırdı ve jet uçaklarının gemilerde kullanılmasını kolaylaştırdı. Bazen büyük bir sorunu çözmek için daha güçlü bir makine değil, yalnızca doğru açı gerekir.
Okuma Önerisi: Matematik Aracımızı Park Etmek İstediğimizde de İşe Yarar
Kaynaklar ve İleri Okumalar:
- JOHN D. BARROW; 100 Essential Things You Didn’t Know You Didn’t Know about Math and the Arts
- How Do Aircraft Take Off Ships When The Runway Is So Small? Yayınlanma tarihi: 12 Ağustos 2022; Bağlantı: https://www.scienceabc.com/
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel




Merhabalar, aslinda icerikten anladigim 9 derecelik egim acisi degil, 9 derecelik yon degistirme verilmis. Basligin buna gore guncellenmesi daha dogru olur diye dusunuyorum.