Psikoloji

Benjamin Franklin Etkisi: Birinin Sizi Sevmesi İçin Ona İyilik Yaptırın

İyilik yapmak, yalnızca yardım edilen kişinin değil, yardım eden kişinin de bakış açısını değiştirir. Bu ilginç psikolojik etkiye Benjamin Franklin Etkisi denir.

benjamin franklin etkisi

Benjamin Franklin, kendisinden hoşlanmayan insanlarla nasıl başa çıkacağını iyi biliyordu. 1706 yılında Massachusetts’te, sabun ve mum yapan bir zanaatkârın on yedi çocuğundan sekizincisi olarak doğdu. Böyle bir aileden çıkan bir çocuğun beyefendi, düşünür, bilim insanı, devlet adamı, müzisyen, yazar ve yayıncı olması neredeyse imkânsız görünüyordu.

Buna rağmen Franklin bunların hepsi oldu. Bunu başarmasının temel nedeni, insan ilişkilerini ve kişisel siyaseti çok iyi kavramış olmasıydı. Franklin de erken yaşta insanları okuma ve onlarla ilişki kurma becerisi geliştirdi. Önüne başka yollar kapandığında, zihnini insan davranışlarını çözmeye yöneltti.

Böylece insan ilişkilerinde ustalaştı. Küçük yaşlardan itibaren konuşkan, plan yapan, gerektiğinde kurnaz ve ikna edici olabilen biriydi. Zamanla kendine özgü bazı stratejiler geliştirdi. Bunlardan biri, bugün “Benjamin Franklin etkisi” olarak bilinen yöntemdi.

Benjamin Franklin Etkisi Nedir?

Benjamin Franklin

Bu etkiyi anlamak için Franklin’in başlangıç koşullarına dönmek gerekir. Ailesinin maddi durumu zayıftı. On yedi çocuğa bakmak zorunda olan ailesi, Benjamin’e yalnızca iki yıl okul eğitimi sağladı. Daha sonra onu çalışmaya yönlendirdiler. On iki yaşına geldiğinde, Boston’da matbaacı olan ağabeyi James’in yanında çalışmaya başladı.

Matbaada çalışmak Franklin için büyük bir fırsat oldu. Kitaplara ve broşürlere erişimi vardı. Bu durum, sanki çevresindeki herkesin mahrum olduğu bir bilgi kaynağına sahip olması gibiydi. Okuyabildiği her şeyi okudu.

Matbaada çalışmak Franklin için büyük bir fırsat oldu

On yedi yaşına geldiğinde Benjamin Franklin Philadelphia’da kendi matbaasını kurdu. Yirmi bir yaşındayken ise “Junto” adını verdiği bir karşılıklı gelişim kulübü oluşturdu. Franklin, kendisi gibi çalışan sınıftan ama çok yönlü meraklara sahip insanları bu gruba davet etti.

Üyeler kitaplarını ortak kullanıyor, düzenli olarak bir araya gelip dünyaya dair düşüncelerini paylaşıyordu. Elbette bu sistem, Franklin’in almak istediği her kitaba ulaşmasını da sağlıyordu. Sürekli bilgiye erişmesi, zaman içinde onu Philadelphia’da becerikli bir siyasetçi haline getirdi. Ancak genel meclis kâtipliği için aday olduğunda bazı düşmanlar da edinmişti.

Benjamin Franklin, kendisinden hoşlanmayan bu kişiyi bir destekçiye dönüştürmeye karar verdi. Eleştirmeni olan kişiye bir mektup yazdı ve kütüphanesindeki “son derece nadir ve ilginç” bir kitabı ödünç alıp alamayacağını sordu. Karşı taraf bundan oldukça memnun oldu ve kitabı hemen gönderdi. Franklin kitabı bir hafta sonra, kısa bir teşekkür notuyla geri yolladı. Plan bu kadar basitti.

Bir süre sonra meclis yeniden toplandığında, bu adam ilk kez Franklin’in yanına gelip onunla doğrudan konuştu. Franklin’in anlattığına göre, bu kişi o andan sonra her fırsatta kendisine yardımcı olmaya istekli davrandı. Zamanla yakın dost oldular ve bu dostluk, adamın ölümüne kadar sürdü.

Franklin’in burada yaptığı şey, karşısındakini küçük düşürmeden, hatta ona kendini değerli hissettirerek ilişkiyi tersine çevirmekti. Bu yaklaşım, sonradan “Benjamin Franklin etkisi” diye anılacak olan yöntemin temelini oluşturdu.

Benjamin Franklin Etkisi Neden İşe Yarıyor?

Başka bir deyişle, birinin sizi sevmesini istiyorsanız, size iyilik yapmasını sağlayın. Yüzyıl sonra Leo Tolstoy da bu fikri şöyle dile getirdi. “İnsanları bize yaptıkları iyiliklerden değil, biz onlara iyilik yaptığımızda daha çok severiz.”

Benjamin Franklin Etkisi:
Bir kişi sevdiği birine iyilik yaptığında, davranışını kolayca gerekçelendirecektir.

Tutum, psikolojide bir kişiye, konuya ya da fikre karşı geliştirdiğimiz inançlar ve duygular bütününü ifade eder. Bu tutumlar çoğu zaman bilinçli ve ayrıntılı düşünme sürecine girmeden ortaya çıkar. Bir isim, bir nesne ya da bir kavram zihinde anında bir çağrışım ve duygu zinciri başlatır.

Yaygın kanının aksine, psikolojide iyi bilinen bir gerçek vardır: Çoğu durumda davranış, tutumdan önce gelir. Yani insanlar önce bir şekilde davranır, sonra bu davranışı anlamlı kılacak duygu ve düşünceleri geliştirir.

Benjamin Franklin etkisi tam olarak bu noktada ortaya çıkar. Bir kişi, aslında pek de sevmediği birine iyilik yaptığında zihinsel bir uyumsuzluk yaşar: “Bu kişiden hoşlanmıyorsam, neden ona yardım ettim?” Bu çelişkiyi çözmenin en kolay yolu, tutumu değiştirmektir.

Böylece kişi, farkında olmadan, yardım ettiği insan hakkında daha olumlu düşünmeye başlar. Basit bir rica, bu nedenle, ilişkide beklenmedik ama kalıcı bir dönüşüm yaratabilir.

Bu durumun temelinde izlenim yönetimi vardır. İnsanlar, çevrelerine olmak istedikleri kişiyi gösterir. Sahip oldukları ve sergiledikleri şeylerle kim olduklarına dair sinyaller verirler. Bu nesneler ve göstergeler, başta yalnızca bir kimlik ilanıyken, zamanla kişinin kendisini de dönüştürür. İnsan, en sonunda sahip olduklarına ve sergilediklerine benzeyen biri haline gelir.

Birçok psikolog, Benjamin Franklin etkisini bilişsel uyumsuzluk kavramıyla açıklar. Bilişsel uyumsuzluk, aynı anda birbiriyle çelişen iki ya da daha fazla inanç, tutum veya değeri taşıdığımızda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlıktır. Bu gerilimi azaltmak için genellikle çelişen bilgiyi değiştirir, gerekçelendirir ya da görmezden geliriz.

Davranışlar kaygı yarattığında, zihin bu kaygının var olamayacağı bir anlatı kurar. Zamanla bu anlatı gerçek gibi hissedilmeye başlar. Tıpkı Benjamin Franklin’in rakibinde olduğu gibi: Sevmediği birine nadir bir kitabı ödünç vermiş olamazdı. Öyleyse onu seviyor olmalıydı. Sorun böylece çözülmüş olur.

Sonuç Olarak

Kurt Vonnegut’un dediği gibi, “Numara yaptığımız şey oluruz; bu yüzden neyi numara yaptığımıza dikkat etmeliyiz.” Bir gruba katılmak, bir türün hayranı olmak ya da bir ürünü kullanmak, tutumlarımızı sandığımızdan çok daha fazla biçimlendirir. Çoğu zaman inançlarımız bu aidiyetleri belirlemez; aidiyetlerimiz inançlarımızı şekillendirir.


Kaynaklar ve ileri Okumalar

  • Jecker, J., & Landy, D. (1969). Liking a Person as a Function of Doing Him a Favour. Human Relations22(4), 371–378. https://doi.org/10.1177/001872676902200407
  • The Benjamin Franklin Effect: How to Build Rapport by Asking for Favors; Bağlantı: https://effectiviology.com/

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir