El-Cezeri “Doğu’nun Leonardo da Vinci’si” olarak bilinmektedir. Bunun nedeni kendisinin, modern mühendisliğin, hidroliğin ve hatta robotik alanının temellerini atmasıdır.

Bediüzzaman Ebû’l-İzz İsmail ibn er-Rezzâz el-Cezerî, 1136 yılında Diyarbakır’da doğdu. Mütevazı bir zanaatkârın oğlu olan El-Cezerî, hem yerel iktidar mücadelelerinin hem de Haçlı Seferleri’nin yarattığı siyasal çalkantıların yaşandığı bir dönemde dünyaya geldi.
Haçlı Seferlerinin yarattığı kargaşa ve Müslüman beylikler arasındaki çalkantılı ilişkilere rağmen El-Cezerî, yaşamını görece huzur içinde geçirdi. Birkaç Artuklu hükümdarının hizmetinde çalıştı ve onlar için yüzü aşkın olağanüstü mekanik düzenek tasarladı.

Dönemin diğer uygulamalı mucitlerinden farklı olarak El-Cezerî, icatlarını yalnızca yapmakla kalmadı. Onları ayrıntılı biçimde belgelemeye ve nasıl çalıştıklarını açıklamaya da büyük özen gösterdi.
El-Cezeri Neden Önemlidir?
1206 yılında El-Cezerî, yirmi beş yıllık çalışmalarının ürünü olan icatlarını bir araya getirerek El-Câmiʿ Beyne’l-İlm ve’l-ʿAmel en-Nâfiʿ fî Sınâʿati’l-Hiyel adlı eserini yazdı. Bu eser, onun “benzersiz makinelerinin” kapsamlı bir kataloğuydu.
El-Cezerî kitabında icatlarının tüm parçalarını ve işleyişini göstermek için ayrıntılı çizimler ve renkli minyatürler kullandı. Eserin tam nüshası günümüze ulaşmamış olsa da birkaç eksik kopyası korunmuştur. Bunlardan biri, bugün İstanbul’daki Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunmaktadır.
El-Cezerî hakkında biyografik bilgi sağlayan tek kaynak, kendi kaleme aldığı kitaptır. Bu eserde kendisinden “Bediü’z-Zaman” (zamanın eşsiz kişisi) ve “Şeyh” (bilge ve saygıdeğer) olarak söz eder. Ancak aynı zamanda “kadim bilginlere ve hikmet sahiplerine” olan borcunu da kabul eder.

İslam’ın 7. yüzyıldaki hızlı yayılışı sırasında Müslüman yöneticiler, fethettikleri bölgelerdeki bilgiye büyük ilgi gösterdiler. Bu birikimi korumak için Beytü’l-Hikme (Bilgelik Evi) adlı bir kurum kuruldu. Bağdat’taki Abbasi halifeleri döneminde bu kurum bir kütüphane ve akademi olarak 8. ve 9. yüzyıllarda altın çağını yaşadı.
Burada yapılan çeviriler ve araştırmalar, Orta Çağ bilimsel gelişmelerine büyük katkı sağladı. Felsefe, tıp, astronomi ve zoolojiyle birlikte İslam dünyasında mekanik mühendislik de olağanüstü bir seviyeye ulaştı.
9. yüzyılda yaşamış Farslı mucit kardeşler Benu Musa (Musa Kardeşler), bu dönemin önde gelen isimlerindendi. Yazdıkları Kitab el-Hiyel (Mekanik Cihazlar Kitabı) El-Cezerî üzerinde güçlü bir etki bırakmış olmalıdır.
Ayrıca El-Cezerî, Müslüman olmayan bilginlerden de ilham aldı. Bunların arasında, MÖ 3. yüzyılın sonlarında yaşamış, geometriye büyük katkılar sunan Pergalı Apollonius da vardı. El-Cezerî, eserinde bu antik bilginin çalışmalarına açıkça atıf yapar.
El-Cezeri’nin Düzenekleri Nelerdi?
El-Cezerî’nin kitabındaki makineler hem işlevsel hem de eğlenceliydi. Saatlerden içecek sunan otomatik kaplara kadar pek çok aygıt tasarladı. Ayrıca kan alma düzenekleri, fıskiyeler, müzikli otomatonlar, su kaldırma makineleri ve ölçüm cihazları geliştirdi.

El-Cezerî’nin en ünlü icatlarından biri, bir filin sırtında sürücüsünü ve içinde çeşitli figürlerin bulunduğu bir kuleyi taşıdığı devasa su saatidir. Basit su saatleri Antik Mısır ve Babil’de de mevcuttu. Ancak El-Cezerî’nin bu karmaşık tasarımı, bu düzenekleri kusursuzlaştırma arzusunu açık biçimde ortaya koyar.
El-Cezerî’nin en dikkat çekici düzeneklerinden biri, tarihçilerin “ilk programlanabilir robot” olarak nitelendirdiği müzik teknesidir. Bu icat, bir arpçı, bir flütçü ve iki davulcudan oluşan dört müzisyenin bulunduğu bir otomatondu. Tıpkı bir müzik kutusu gibi, tekne suya bırakıldığında bu figürler müzik çalardı. Davulcuların hareketi, farklı ritimler oluşturacak şekilde değiştirilebiliyordu.

Bu zarif aygıtlar, her ne kadar büyük bir mühendislik dehasının ürünü olsalar da, genellikle zenginlerin eğlencesi içindi. Ancak mütevazı kökenlerinden gelen bir zanaatkâr olarak, halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak araçlara da yöneldi.
Kitabında, hem tarımda hem de evde su çekmeyi ve sulamayı kolaylaştıran en az beş farklı makineyi ayrıntılı biçimde anlatır. Ayrıca doğrusal hareketi dairesel harekete dönüştüren krank mili, kilitlerin ve açıklıkların hassas ayarı için kullanılan düzenekler gibi son derece işlevsel buluşlar da kitabında yer alır.
Sonuç Olarak
El-Cezerî’nin yenilikleri, Avrupa bilim dünyasından yüzyıllar ilerdeydi. Özellikle hidrolik mühendisliğin temel unsurlarından biri olan konik valfler üzerine yaptığı çalışmalar, Avrupa’da ancak iki yüzyıl sonra Leonardo da Vinci tarafından dile getirildi. Leonardo’nun, El-Cezerî’nin otomatonlarına büyük bir hayranlık duyduğu da bilinir.
Bugün El-Cezerî, bilim tarihçileri için derin bir saygı uyandıran bir isimdir. Genellikle “Doğunun Leonardo da Vinci’si” olarak anılsa da, bu benzetme tam olarak yerinde değildir; belki de Leonardo’yu “Batının El-Cezerî’si” olarak anmak daha doğru olur.
Kaynak ve ileri okumalar: Medieval robots? They were just one of this Muslim inventor’s creations. Yayınlanma tarihi: 30 Haziran 2020; Bağlantı: https://www.nationalgeographic.com
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





