Mühendislik

Neden Q (QWERTY) Klavye Kullanmaktan Vazgeçemiyoruz?

Neden QWERTY? Neden ABCD veya ZXYW veya başka bir şey olmasın?

Bilgisayarınızda bir e-posta yazarken ya da telefonunuzdan mesaj gönderirken büyük olasılıkla QWERTY klavye kullanıyorsunuz. Türkiye’de kullandığımız Q klavye de bu düzenin Türkçeye uyarlanmış bir biçimidir. Peki dünyanın büyük bölümünün nasıl olup da benzer bir klavye düzenini kullanmaya başladığını hiç düşündünüz mü?

Adını ilk altı harfinden alan QWERTY klavyenin tarihi; teknolojik gelişme, başarısızlık, uyum sağlama ve hepsinden önemlisi yeniliklerin toplum içinde nasıl yerleşip kalıcı hale geldiğini gösteren ilginç bir hikâyedir.

QWERTY Klavye Nasıl Ortaya Çıktı?

Kullanışlı bir model ortaya çıkana kadar daktilonun onlarca kez yeniden icat edildiği söylenir. Yazı yazmaya yarayan mekanik araçların geçmişi 16. yüzyıla kadar uzansa da modern daktilonun gelişiminde belirleyici adımlardan birini Milwaukee’de yaşayan matbaacı ve mucit Christopher Latham Sholes attı.

19. yüzyılda sanayileşmeyle birlikte şirketlerin ve devlet kurumlarının yazışmaları hızla artıyordu. Sholes da 1867’de Scientific American dergisinde bir “yazı yazma makinesi” hakkında yayımlanan yazıyı okuduktan sonra benzer bir makine geliştirmeye yöneldi.

İlk tasarımlar dikiş makinelerine benzer bir tasarımı takip etti.

Bu çalışmada ona Carlos Glidden ve Samuel W. Soule eşlik etti. Daha sonra yatırımcı James Densmore da projeye katıldı. “Type Writer” adını verdikleri ilk prototipte, alfabetik sırayla dizilmiş 28 tuşlu, piyano benzeri bir klavye bulunuyordu. Tasarım, dönemin Hughes-Phelps baskılı telgraf makinesini andırıyordu.

Sholes, Glidden ve Soule geliştirdikleri yazı makinesi için 1868’de patent aldı. Ancak ilk modeller hâlâ ağırdı ve kullanımı kolay değildi. Ahşap bir gövde içine yerleştirilen piyano benzeri klavye de bugünkü klavyelerden oldukça farklı görünüyordu.

Sholes sonraki yıllarda tasarımı sürekli değiştirdi. 1870’te makine mühendisi Matthias Schwalbach’ın yardımıyla dört sıra üzerine yerleştirilmiş 38 tuşlu bir klavye geliştirdi. 1872’de ise tuş sayısını 42’ye çıkardı. Ancak bugün bildiğimiz QWERTY düzeni henüz ortaya çıkmamıştı.

QWERTY Harfleri Neden Bir Araya Geldi?

QWERTY klavyenin nasıl ortaya çıktığı konusunda birden fazla teori var. 1873’te Remington & Sons daktilonun üretim haklarını aldı ve üretimi şirketin dikiş makinesi bölümünde başlattı. Bu nedenle ilk Remington daktilolarında ayak pedalı gibi dikiş makinelerini hatırlatan bazı özellikler yer aldı.

Yaygın açıklamalardan birine göre Remington mühendisleri, Sholes’un daha önce geliştirdiği dört sıralı ve büyük ölçüde alfabetik klavyeyi mekanik sorunları azaltmak için değiştirdi. Ardışık harflere hızla basıldığında harf kolları birbirine çarpıyor ya da sıkışıyordu. Bu görüşe göre mühendisler İngilizcede sık kullanılan harf çiftlerini inceledi ve bazı harfleri klavyenin farklı taraflarına yerleştirdi.

QWERTY Q klavye
Remington No. 2, shift tuşuyla hem büyük hem de küçük harfleri kullanan ilk daktiloydu.

QWERTY’nin ilk biçimleri de bu dönemde ortaya çıktı. Erken tasarımlardan birinde üst sıra “QWE.TY” biçimindeydi. Remington daha sonra noktayı kaldırıp yerine R harfini koydu ve Y harfinin konumunu değiştirdi. Anlatılanlara göre Sholes, Y harfinin yeniden merkeze alınmasını istedi ve böylece bugün bildiğimiz “QWERTY” sırası ortaya çıktı.

Ancak tarihçiler bu açıklama üzerinde tam olarak uzlaşmış değil. Başka bir teori, “TYPE WRITER” ifadesinin klavyenin tek bir sırasındaki harflerle yazılabilmesini önemli bir pazarlama avantajı olarak görür. Kısacası QWERTY’nin neden tam olarak bu biçimi aldığına dair tek bir açıklama yok. Mekanik sınırlamalar, kullanıcı alışkanlıkları ve ticari tercihler büyük olasılıkla birlikte rol oynadı.

QWERTY Klavye Nasıl Yaygınlaştı?

Remington, 1874’te Remington No. 1’i piyasaya sürdü. Bu model, QWERTY düzenini kullanan ilk seri üretim daktilolardan biri oldu. Ancak daktilo ilk çıktığında büyük bir ticari başarı yakalayamadı.

Remington No. 1’in fiyatı 125 dolardı. Bu, günümüz parasıyla birkaç bin dolara karşılık geliyordu. Üstelik insanlar böylesine pahalı bir makineye neden ihtiyaç duyacaklarını henüz tam olarak bilmiyordu.

19. yüzyıldan kalma bir Remington daktilo

Remington, ilk modelin sınırlı satışlarının ardından 1878’de Remington No. 2’yi çıkardı. Yeni modelde 40 tuş vardı ve kullanıcılar büyük-küçük harf arasında geçiş yapabiliyordu. 1882’de C ve X harflerinin yerleri değişince QWERTY düzeni bugünkü biçimine büyük ölçüde kavuştu.

1890’lara gelindiğinde ABD’de yaklaşık 100 bin QWERTY daktilo kullanılıyordu. Aynı dönemde Remington ve başka şirketler daktilo kursları açtı. Böylece insanlar yalnızca QWERTY daktilolar satın almadı; bu düzen üzerinde eğitim almaya, iş bulmaya ve meslek edinmeye de başladı.

1893’te büyük daktilo üreticileri QWERTY üzerinde uzlaşınca bu düzen fiilî standart haline geldi. Ancak QWERTY’nin yaygınlaşması onun mutlaka en hızlı ya da en verimli klavye olduğu anlamına gelmiyordu.

DVORAK Klavye Neden Başarılı Olamadı?

O yıllarda başka klavye düzenleri de vardı. Örneğin Hammond ve Blickensderfer gibi üreticiler DHIATENSOR ya da “Ideal” klavyeyi kullandı. Bu üç sıralı klavye, Remington makinelerine göre daha küçük ve hafif modellerde yer alıyordu.

Ancak daha verimli bir klavye tasarlamak tek başına yeterli değildi. İşletmeler yeni bir klavye almak istemiyordu, çünkü o klavyeyi kullanmayı bilen yeterince çalışan yoktu.

Daktilo kullanıcıları da yeni bir düzene geçmek istemiyordu, çünkü yeniden eğitim almaları gerekiyordu. Üreticiler ise talep görmeyecek yeni klavyeler geliştirmeye yanaşmıyordu. Böylece QWERTY’nin yaygınlığı kendi kendini güçlendiren bir avantaja dönüştü.

QWERTY’ye ciddi bir alternatif ancak 1930’larda ortaya çıktı. Amerikalı psikoloji profesörü August Dvorak ve eğitimci William L. Dealey, 1932’de “Dvorak Simplified Keyboard” adını verdikleri yeni bir düzen geliştirdi.

Dvorak, İngilizcede en sık kullanılan harfleri parmakların doğal olarak durduğu orta sıraya yerleştirdi. Böylece parmak hareketini azaltmayı ve yazmayı daha verimli hale getirmeyi amaçladı.

II. Dünya Savaşı sırasında ABD ordusunda görev yapan Dvorak, kendi klavyesini deneysel olarak sınama fırsatı buldu. Yaptığı denemelerin ardından kullanıcıları yeniden eğitmenin maliyetinin, artan verim sayesinde kısa sürede karşılanacağını savundu.

Ancak işletmeler, üreticiler ve daktilo kullanıcıları yeni düzene geçmedi. QWERTY artık yalnızca bir klavye değildi. Eğitim kurumları, çalışanlar, üreticiler ve iş alışkanlıkları bu düzenin çevresinde şekillenmişti.

Bu yazının devamında okumanızı öneririz: Telefon ve Hesap Makinesinin Tuş Dizilimleri Neden Birbirinden Farklıdır?


Kaynaklar ve İleri Okumalar:

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İngilizce Matematik Öğretmenliği bölümünden mezun oldum. Matematiksel.org’un kurucusu olarak matematik, bilim ve düşünce alanlarında içerik üretmeye devam ediyorum.

Bunlar da ilgini çekebilir