Psikoloji

Bronz Madalya Sahipleri Neden Gümüş Madalya Kazananlardan Daha Mutlu Gözükür?

“Karşı-olgusal düşünme”, insanların gerçekleşmemiş ama gerçekleşebilirmiş olan olasılıkları zihninde canlandırması anlamına gelir. Bu durum en çok da spor müsabakalarında belirgindir.

Bronz Madalya Sahipleri Neden Gümüş Kazananlardan Daha Mutlu?
Olimpiyatın en ikonik unsuru altın, gümüş ve bronz madalyalarıdır.

Spor müsabakalarında kazananlar ve kaybedenler nettir. Olimpiyatlarda altın madalyayı alan sporcu yarışmayı kazanır. Gümüş madalya biraz daha düşük bir başarıyı, bronz madalya ise ondan da düşük bir başarıyı temsil eder.

Bu sıralamaya bakıldığında, sporcuların performanslarından duydukları memnuniyetin de aynı sırayı izlemesi beklenir. Buna göre en mutlu olan altın madalyalı sporcu olmalı, onu gümüş madalya kazananlar izlemeli, en sonda da bronz madalya alanlar gelmelidir.

Ancak pek çok sporcu bronz madalyasından çok daha memnun görünmektedir. Bunun nedeni psikologların “karşı-olgusal düşünme” adını verdiği süreçte yatar.

Karşı Olgusal Düşünme Nedir?

Bu düşünme biçiminde insanlar, gerçekte yaşananı değil; yaşanmamış ama yaşanabilirmiş olan ihtimalleri zihninde canlandırır. Bu bakış açısıyla ele alındığında, madalya kürsüsündeki bu tuhaf durumun iki temel açıklaması ortaya çıkar.

Neden Bronz Madalya Sahipleri Gümüş Kazananlardan Daha Mutlu Gözükür?
Yapılan istatistiksel analizler, hem yarış sonrası ilk anda hem de madalya töreninde bronz madalya kazanan sporcuların gümüş madalya kazananlardan belirgin biçimde daha mutlu göründüğünü ortaya koydu. Fotoğrafta kimin daha mutlu olduğunu açıkça görebilirsiniz.

Gümüş madalya alan sporcu için en doğal karşı-olgusal düşünce, altını kıl payı kaçırmış olmaya odaklanmaktır. Zihninde birinci olmakla diğer tüm sonuçlar arasındaki fark büyür. Kendisini sürekli olarak “az daha kazanıyordum” düşüncesiyle karşılaştırır.

Bronz madalya alan sporcu ise karşı-olgusal düşüncesini aşağıya doğru kurar. Dördüncü olmayı ve hiç madalya alamamayı düşünür. Odak noktası, madalya kazanmakla hiç kazanamamak arasındaki farktır.

Bu fark, birinci ve ikinci olmak arasındaki karşılaştırmada yoktur. Çünkü her iki durumda da sporcu madalyalıdır. İşte tam da bu kategorik ayrım, bronz madalyanın gümüşten daha tatmin edici hissedilmesine yol açar.

Mutluluğumuzu Ne Belirler?

“Dünyanın ikinci boksörü ya da ikinci kürekçisi olduğu için utanç duyan bir adam paradoksu vardır. Dünyadaki herkesin bir kişi hariç hepsini yenebilmesi onun için hiçbir anlam taşımaz. Çünkü kendisini yalnızca o tek kişiyi yenmeye şartlamıştır. Bunu başaramadığı sürece başka hiçbir şeyin önemi yoktur.”

Psikolog William James bu satırları 1892 yılında, Psikolojinin İlkeleri adlı kitabında yazdı. James’in bu gözlemi, psikolojide iyi bilinen bir gerçeği açık biçimde ifade eder. İnsanlar için başarının kendisi değil, o başarıyı nasıl algıladıkları belirleyicidir. Nesnel sonuçlar çoğu zaman ikinci planda kalır.

Örneğin iş yerinde aldığınız yüzde 5’lik bir zam sizi mutlu edebilir. Ancak koridorun diğer ucundaki meslektaşınızın yüzde 10 zam aldığını öğrendiğiniz anda bu duygu hızla değişecektir.

Altın madalyayı Amerikalı Hanna Kearni kazanmıştır. Gümüş madalya Kanadalı Cennifer Hayl’e gitmiştir. Bronz madalyayı ise bir başka Amerikalı sporcu Şennon Bark almıştır

Bu fark spor dünyasında da açıkça görülür. 2010 Vancouver Kış Olimpiyatları’nda kadınlar serbest kayak yarışında kürsüye çıkan sporcular buna iyi bir örnektir. Aynı kürsüde yer almalarına rağmen her biri başarısını farklı bir karşılaştırma noktasından değerlendirir. Duygusal farkı yaratan da tam olarak budur.

İşte bu uyumsuz karşılaştırma yüzünden, nesnel olarak daha düşük bir derece elde eden bronz madalyalı sporcu, kendisinden daha iyi bir sonuç alan gümüş madalyalıdan daha memnun ve daha mutlu görünür.

Bronz Madalya Sahipleri Neden Gümüş Kazananlardan Daha Mutlu?
2016 Rio Olimpiyat Oyunları tenis branşında, tek kadınlar ödül töreni. Soldan sağa Petra Kvitova (bronz), Monica Puig (altın) ve Angelique Kerber (gümüş), madalya kazanmıştı.

İnsanlar kameralar karşısında bilinçli olarak gülümseyebilir. Bazı anlarda ise gariplik ya da rahatsızlık hissi gülümsemeye yol açar. Bu yüzden yüz ifadeleri ile duygular arasında her zaman bire bir ve kesin bir bağ kuramayız.

Kimi zaman içimizden gelmediği hâlde güler ya da gülümsüyormuş gibi yaparız. Ancak bu tür yapay gülüşler gerçek olanlardan kolayca ayırt edilir. Çünkü gülme, büyük ölçüde irade dışı işleyen bir süreçtir ve yüz kaslarının karmaşık, eşgüdümlü hareketlerini gerektirir. İstemli olarak üretilen gülüşler bu karmaşıklığı tam olarak taklit edemez ve kendini ele verir.

Gerçek gülümsemelerde ise durum farklıdır. Bu gülüşlerde yalnızca ağız çevresi değil, göz çevresindeki kaslar da devreye girer. Psikolojide bu tür gülümsemelere Duchenne gülümsemesi denir.

Sonuç Olarak

Bu bulgular yalnızca Olimpiyatlarla sınırlı kalmaz. Bir bilgi yarışmasına girdiğinizde, bir iş görüşmesinden çıktığınızda ya da siyasi bir yarışta yer aldığınızda da ikinci olmak hayal kırıklığı yaratır. Burada belirleyici olan sonuç değil, o sonucu nasıl yorumladığınızdır.

Başarıyı nasıl tanımladığınızı değiştirdiğinizde, performansınızdan daha fazla tatmin duyarsınız. Başkalarıyla kıyaslamayı bıraktığınızda ve beklentilerinizi geri çektiğinizde, dikkatinizi doğrudan kendi emeğinize verirsiniz. Bu bakış açısı, duygusal yükü hafifletir ve memnuniyet duygusunu güçlendirir.

İkinci olmak her zaman bir kayıp anlamına gelmez. Doğru çerçeveden bakıldığında, çoğu zaman içinde güçlü bir telafi payı barındırır.


Kaynaklar ve İleri okumalar:

  • Why Bronze Medalists Are Happier Than Silver Winners; yayınlanma tarihi: 9 Ağustos 2012; Bağlantı: https://blogs.scientificamerican.com/
  • Counterfactuals; Bağlantı: https://plato.stanford.edu/
  • Medvec VH, Madey SF, Gilovich T. When less is more: counterfactual thinking and satisfaction among Olympic medalists. J Pers Soc Psychol. 1995 Oct;69(4):603-10. doi: 10.1037//0022-3514.69.4.603. PMID: 7473022.

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.