Tarih

Zamanı Ölçme Kolay Değil: Zamanın 20.000 Yıllık Kısa Tarihi

Zaman en iyi şartlarda bile anlaşılması zor bir olgudur. Bazen akıp gide, bazen ağırlaşır, bazen de hepten durmuş gibi olur. Biz zamanı değiştirilemez bir şekilde geçmişten geleceğe uzanan bir şimdiler akışı olarak deneyimlesek de gerçekte var olup olmadığından bile emin olamayız. Zaman evrenin uzam ve kütle gibi temel özelliklerinden biri de olabilir, beynimizin yarattığı bir yanılsama da. Fakat bu bu belirsizlik yine de bizi zamanı ölçme için çabalamaktan geri koyamamıştır. İnsan insan olalı, zamanı doğru biçimde ölçmenin yollarını icat etmekle uğraşıp durmuştur. Günümüzde hayatımızın merkezinde yer alan ve hepimizin eksikliğini en hissettiğimiz şeylerin başında gelen zaman insan eliyle mükemmel bir biçimde şekillenmiştir. Peki tüm bu süreç nasıl işledi ve gelişti? Maddeler halinde zamanı ölçme çabalarımıza göz atalım.

M.Ö 18000 / 8000 – İlk Toprak Takvimler

Uzak atalarımız günlerin, mevsimlerin ve yılların öngörülebilir döngüsel çevrimini elbette fark etmemiş olamazlar. Fakat tarih öncesi dönemin büyük bir kısmında gün doğumu, gün batımı, Ay’ın evreleri gibi doğal zaman göstergeleri yeterli olmuştur. Stonehenge gibi megalit yapılar mevsim geçişlerini öngörmek için kullanılan bir tür takvim görevi görmüş olabilir. Ancak bu konudaki görüşlerimiz spekülasyondan öteye geçemez. Günümüzde Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin Semliki Vadisi’nde bulunan üzeri çentikli İşango kemiği günleri saymak yani bir nevi zamanı ölçmek için için ilk girişim olarak kabul ediliyor.

M.Ö 2000 – Gölgeler Yardımıyla Saati Ölçmek

Resmi bir zaman ölçüm sistemi oluşturmaya yönelik ilk girişim yaklaşık 4000 yıl önce Mısırlıların günü daha küçük birimlere bölme fikrini ortaya atmalarına dayanıyor. Krallar vadisinde bulunan ilk güneş saatleri büyük olasılıkla mezarları inşa eden işçilerin çalışma süresini izleyebilmek amacı ile yapılmıştı. Sonrasında insanlar çubukların ve dikilitaşların gölgesiyle güneşi takip ederek, günü küçük parçalara ayırmaya başladılar. Daha sonraları ise güneş saatinin Babil, Yunan, Çin ve Orta Amerika versiyonları ortaya çıkmıştı.

M.Ö 1500 – Hava Kararınca Zamanı Ölçmek

Güneş saatleri ile ilgili çeşitli sorunlar vardı. Öncelikle bu saatler hava kararınca güneş işe yaramıyordu. Üstelik bu saatlerin süresi muhtemelen mevsimlere göre tutarlılık göstermiyordu. Sonuçta yaz ortasındaki bir saat ile kış ortasındaki bir saat aynı uzunlukta değildir. Eski Mısırlılar belki de bu sorunu çözmek için günü Güneş’ten bağımsız olarak parçalara bölecek olan su saatini icat etmişlerdi. Suyu bir kaptan diğerine yavaşça akıtıp, sıvı düzeyini işaretleyerek geçen zamanı güneş ışığı olmadan da ölçmeye başladılar. Kum, tütsü ve ölçekli mum kullanan benzer yöntemler de vardı.

150 – Saniye İle Tanışıyoruz

Zamanı ölçme için bir sonraki adım alt birimlerin oluşturulması oldu. Bunu ilk olarak MÖ 300 civarında Babilliler uygulamaya geçirdi. Günün 60’ın katlarına bölerek 24 dakika, 24 saniye gibi zamanlara karşılık gelen birimler oluşturdular. Şimdi kullandığımız sistem, MÖ ilk bin yılın sonlarında İranlı bilgin Biruni’nin Mısırlıların 24 saatlik gün kavramını alıp 60 sayısına iki kez bölerek dakikayı ve saniyeyi oluşturması ile ortaya çıktı.

725 – Mekanik Saat zamanı

Zaman ölçümü söz konusu olduğunda bir değişiklik için 800 yıl kadar beklemek zorunda kaldık. Bilinen ilk mekanik saati Çinli rahip Yi Xing ve bilge Liang Lingzan yaptı. Bu saatte, akan su bir çarkı döndürdükçe, iç içe geçmiş çubuklar ve manivelalardan oluşan sistem her on beş dakikada bir davul, her saat başı çan çalıyordu.

1267 – Saniyenin Yeni Tanımı

Saniye günümüzde de temel zaman ölçüm araçlarımızdan biridir. Ancak saniyeyi ölçmek kolay olmaz. Çünkü bir gün her zaman aynı uzunlukta değildir. Ay’ın ve Güneş’in çekim gücü Dünya’nın dönüşünü yavaşlatmaktadır. Bu nedenle 13. yüzyıla gelindiğinde Jülyen takvimiyle ekinoks arasındaki sapma 11 güne çıkmıştı. Hatayı düzeltmek için İngiliz felsefeci Roger Bacon, bir saniye,1/ 86.400 güneş günü olarak belirledi.

1430 – Yaylı Saatler

Dişlileri yayla dönen ilk saatin sahibi bir 15. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. Watch 1505 ( PHN1505 veya 1505 Pomander saati olarak da adlandırılır) dünyanın ilk saatidir. Alman mucit, çilingir ve saatçi Peter Henlein tarafından 1505 yılında, erken Alman Rönesansı döneminde yapılmıştır.

1656 – İşin İçine Sarkaç Karışıyor

Yaylar gevşedikçe hassaslığını yitirir. Bu nedenle farklı bir ölçüm biçimine ihtiyaç duyulur. İlk sarkaçlı saati, Hollandalı fizikçi ve astronom Christiaan Huygens (1629-1695) yaptı. Bu tarihten 20 yıl kadar sonra, sarkaçlı saatlerde büyük gelişme sağlandı. Saatlerde bir günde 15 dakikayı bulan hata payı 15 saniyeye indi. Huygens’in 1675 yılında saatlerde denge çarkını icat etmesi, cep saatlerine giden yolu açtı.

1927 – Kuvars Saati

Yerçekimi sarkaçları yavaşlatır. Ama Bell Laboratuvarlarındaki araştırmacılar elektrik verilen kuvars kristalinin sarkaçtan daha tutarlı biçimde titreştiğini ortaya çıkardılar. Kuvars saat, zamanı belirlemek için bir kuvars kristali tarafından düzenlenen elektronik bir osilatör kullanan saattir. Bu kristal osilatör çok hassas frekanslı bir sinyal oluşturur ve böylece kuvars saatler mekanik saatlerden en az bir derecede daha doğru ölçmektedir. Genellikle, bazı dijital mantık türleri bu sinyalin döngülerini sayar ve genellikle saat, dakika ve saniye birimleri ile sayısal bir zaman görüntüsü sağlar. İlk modeller her yıl saniyenin üçte biri kadar yanılmasına yol açıyordu.

1967 – Saniye Son Halini Alıyor

Atom saatleri saniyeyi daha hassas biçimde tanımlamaya izin verdiyse de, bilim insanlarının bir standart üzerinde anlaşması neredeyse yirmi yıl sürdü. Uluslararası Ağırlık ve Ölçüm Komitesi yıllarca süren gizli tartışmaların ardından 1967 yılında saniyenin yeni tanımı üzerinde anlaştı. Sonunda, bir saniye, sezyum atomunun elektronları atladığında serbest bıraktığı kesin enerji frekansıyla eşleşti. Bu karar gökbilim ile zaman arasındaki tarihsel bağda kesin bir kırılma anlamına geliyordu.

1949 – Atom Çağı

İnsanların bakış açısından bakıldığında, yüzyılda 2 ya da 3 dakikaya karşılık gelen fark fazla önem taşımaz. Ancak bilim açısından bu çok önemli bir farktır. Bu nedenle zamanı iyileştirme çabaları devam etmiştir. Atomlar kuvarstan daha güvenilir biçimde titreşiyor. Bu titreşimleri takip ederek ABD Ulusal Standartlar Bürosu, sekiz ayda sadece bir saniye şaşan bir zamanlayıcı yaptı. Atomik saatler şaşırtıcı düzeyde doğrudur. Günümüzün en gelişmiş sezyum saati her 300 milyon yılda bir sadece bir saniye geri kalıyor

2013 – Optik Saatler

Bu arada zamanın daha küçük evrelerini ölçme çabalarımız hala devam ediyor. Titreşimleri, daha hızlı saptamamıza izin veren görünür ışık, her 140 milyon yılda sadece bir saniye şaşan optik saatlerin önünü açtı. Bu saatler her 300 milyon yılda sadece 1 saniye kaybederek zamanın halihazırda kullanılan atom saatlerinden 3 kat daha doğrhesaplanmasına olanak tanıyor. Yani bu yeni nesil saatler günümüzden 13.8 yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama’da çalışmaya başlamış olsalar bile hala dakik olmaya devam edecek kadar kusursuz olacaklardır. Sonuçta insanlığın zamanı doğru tanımlama arzusu hiç bitmeyecek bir yolculuk gibi gözüküyor…



Matematiksel

Başa dön tuşu