Tarih

Planlı Eskitme: Neden Satın Aldığımız Şeyler Bozulmak İçin Tasarlanıyor?

Yüzyıldan daha uzun bir süre yanan bir ampul mümkün mü? Ya da bir otomobili çekecek dayanıklılıkta bir kadın çorabı? Hatta 25 yıl garantili bir buzdolabı. Hepsinin cevabı evet, olur; olmuştur da. Sizi planlı eskitme ya da eskime olarak bilinen kavramı ile tanıştıralım, tarihçesinde kısa bir yolculuğa çıkartalım…

Kabul edelim bir tüketim çılgınlığı evresindeyiz. Her gün yeni bir ürün piyasaya sürülüyor daha doğrusu sürülüyormuş gibi geliyor. Çünkü bu yeni ürünler genellikle onlardan önce gelen ürün serisinde bazı güncellemeler ile bize pazarlanıyor. Ancak elbette insanlar yalnızca kullandıkları ürün arızalanırsa veya şirketin yaptığı yeni yükseltmelerle uyumsuzsa, aynı ürünün daha güncel bir modelini satın almak isteyeceklerdir. Aldığımız ve memnun biçimde kullandığımız bir telefonun devamına gelen bir uygulama güncellemesi sonrasında, işlevselliğini yitirmesi ve bize yeni bir telefon alma ihtiyacının dayatılması buna bir örnek olarak verilebilir.

Güncelleme çağında yaşıyoruz.

ABD’nin Kaliforniya eyaletine bağlı Livermore kenti İtfaiye Müdürlüğü’nün önemli bir demirbaşı var. 1901 yılından beri sürekli yanan ve halen yanmaya devam eden bir ampul. İsterseniz göz atabilirsiniz. 1895’te üretilen bu ampulün içinde yer alan ve ışık veren filaman isimli iletken tel, Adolphe Chaillet tarafından icat edildi. Chaillet, icat ettiği filamanı uzun süre dayanacak biçimde tasarlamıştı. Aslında bir zamanlar üreticiler ömrü 2 bin 500 saati bulan ampuller üretmekle övünüyorlar, reklamlarında da buna dikkat çekiyorlar­dı. Peki bunu niye söyledik, gelin kısaca tarihte bir yolculuk yapalım.

Planlı Eskitme Tarihi

Phoebus isimli dünyanın ilk küresel karteli 1924’te kurul­du. Amaç, ampul üretimini idare altına almak, dünya pazarını bölüşmekti. İlk karar ampul­lerin ömrünü bin saatle sınırlandırmak oldu. Devamında da kartelin baskısı altındaki üreticiler, daha kısa ömürlü ampuller geliştirmeye çalıştılar. 1940’ta, bin saatlik bir ömür, ampuller için standart haline geldi. İlerle­yen yıllarda, mucitler yeni ampuller için onlarca patent başvurusunda bulunsalar da hiçbiri tüketiciye ulaşamadı.

Ürünlerin daha kısa süre kullanılacak biçimde tasarlanması Sanayi Devrimi’nin sembollerinden biri haline geldi devamında. Seri üretim pek çok ürünü ulaşılır kılmış, satın alınan ürünlerin fiyatları düşmüş ve insanlar artık zevkinden alışveriş yapmaya başlamışlardı. Ancak takvim 1929 yılını gösterdiğinde işler değişmeye başladı. Ekonomik kriz baş göstermişti Amerika’da. İşsizlik korkutucu boyutlara ulaştı. İnsanlar artık alışveriş için değil, iş ve yiyecek bulabilmek için çabalıyorlardı. Ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmak için New York’tan bir öneri geldi: Emlakçı Bernard London, Planlı Eskitme’nin kanuni zorunluluk haline getirilmesiyle krizden çıkılabileceğini öne sürdü.

Teklif kabul edilmese de planlı eskitme hayatımıza başka alanlarda da dahil olmaya devam etti. I940’ta kimya devi Dupont devrim niteliğin­deki bir kumaşı duyuru­yordu: Naylon. Dupont kimyagerleri tarafından üretilen ilk çoraplar, bir otomobili çekebilecek kadar dayanıklıydı. Ancak bu tüketici dışında kimin işine gelirdi ki? Sonuç malum, tek kullanımlık kadın çorapları raflarda uzun süredir yerlerini koruyor.

Günümüzde Planlı Eskitme Nasıl Çalışıyor?

Hepimizin başına gelmiştir. Aldığımız elektronik aletimiz arızalandığı için tamirciye götürdüğümüzde, tamir için ödenmesi gereken bedelin neredeyse sıfır cihaz parasına yakın çıkar. Bu durum da planlı eskitmenin bir parçasıdır. Elbette her şey zaman içinde çürür ya da bozulur. Bu nedenle sonsuza kadar tam işlevini yerine getiren hiçbir ürün tasarlanamaz. Ancak bazı ürünler bilinçli olarak ömürlerini kısaltacak şekilde tasarlanmaktadır. Bu kararlar, o ürünün her bileşeninin tasarım aşamalarında üretim öncesinde alınır. Bir ürünün dayanıklılığının azaltılması ürünün yıpranma hızını artırır.

Bazı eski telefon modellerine güncelleme gelmemesi bir planlı eskitme stratejisidir.

Trendler, belirli ürünlerin satışında çok önemli bir rol oynar ve bazen elimizdeki cihazımız eskimese bile modanın dışına çıkması nedeniyle bize eskimiş gibi gelir. Bunun gibi ürünler, genellikle “moda döngüsü” olarak adlandırılan bir arzu döngüsünden geçer. Sürekli olarak yeni stiller ortaya çıkaran üreticiler, trendi takip eder. Bu durum özellikle giyim ve teknoloji gibi iki ana tüketim sektöründe bariz bir biçimde devam etmektedir. Bazı durumlarda da ürünler, belirli sayıda kullanıldıktan sonra tekrar satın alınmaları gerekecek şekilde tasarlanır. Örneğin, mürekkep püskürtmeli yazıcılar, yazıcı hala dayanıklı ve teknik olarak işlevsel olsa bile, belirli sayıda sayfadan ve belirli bir süreden sonra yazıcının kullanılmasını engelleyen akıllı çipler yüklü biçimde gelir.

Büyük Resme Bakarsak

Ampulle başlayan Planlı Eskitme sistemi, yarattığı tüketim ekonomisini gün geçtikçe içinden çıkılmaz bir duruma sürükledi. ‘Bozulmak için tasarlanmış teknoloji’ ürünlerini satın alıyor, çoğu kez almak için borçlanıyor ve kullanıp atmaya odaklanmış bir yaşam biçimini sürdürüyoruz. Planlı eskitme, şirketlerin düzenli gelir elde etmesine yardımcı olurken, paranın gölgesinde sermaye sahipleri güçlenirken bizler de giderek doyumsuzlaşıyor ve mutsuzlaşıyoruz. Diğer yandan bu durum daha fazla atık, kirlilik ve daha fazla doğal kaynak kullanımı anlamına geliyor.

Giderek daha fazla elektronik atık üretiyoruz.

Bu stratejileri sınırlandırmak için düzenlemeler gerekiyor. Avrupa Birliği, 2015 yılında, cihaz üreticilerinin ürünlerinin amaçlanan kullanım ömrünü ve ürünün yedek parçalarına ne kadar önce ihtiyaç duyulacağını beyan etmelerini gerektiren bir yasayı kabul etti. Ancak atık miktarını azaltmak ve daha sürdürülebilir bir yaşam istiyorsak bu yasaların yaygınlaşması gerekli. Bir ampul ile başlayan bu stratejiden kurtulmak mümkün olmasa da en azından bilinçli tüketiciler olmamız ve haklarımızı aramamız önemli.

Kaynak: Planned Obsolescence: Why Are Things Built To Fail?; https://www.scienceabc.com/

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu