Felsefe

Marcus Aurelius’un Zamansız Sözleri ve Düşündürdükleri

Binlerce yıl öncesinde, Marcus Aurelius tarafından kaleme alınan zamansız sözler günümüzde daha bir anlamlı gelebilir.

“Kötülük nedir?” diye sorar ünlü İmparator, filozof Marcus Aurelius. Cevabı da kendisi verir. “Pek çok kez gördüğün şeydir.” ve der ki “Bu yüzden meydana gelen her şeyi daha önce pek çok kez gördüğünü unutma! Yukarıda, aşağıda, her yerde aynı şeyleri bulacaksın; eski zamanların tarihi, daha sonraların tarihi ve daha yakın tarih hep onlarla dolu.”

Bunu yazan adam bizden 2100 sene önce yaşadı ve o günlerde yazdı tüm bunları. İçinde yaşadığımız sonsuz uzay boşluğunda, içinde yuvarlandığımız zamanın sonsuz uçurumunda, yaşadığımız her an ve her şey nasıl eşsiz ve tekmiş gibi görünse de aslında nasıl bir döngünün içerisinde olduğumuzu gösteriyor bu satırlar. Marcus Aurelius’un Roma’daki sarayında yazdığı bu cümleler az önce yazılmışçasına canlı. Marcus Aurelius da sizlerin şu an dilinize gelen cümleleri düşünüyor ve şöyle devam ediyor. “Şimdi de şehirlerimizi ve evlerimizi dolduran şey aynı kötülük. Güneşin altında yeni hiçbir şey yoktur; her şey aynı ve geçici.”

Marcus Aurelius’un Düşündürdükleri

İnsanın bitmek tükenmek bilmez karanlığı ve insanın bitmek tükenmek bilmez aydınlığı bizi bu günlere getirdi. Günümüz dünyası insanın doğaya hükmettiği, doğayı ve çevresini yalnızca kendi arzusunca düzenlediği bir dünya. İnsanlığın bilgeliği iletişimi hızlandırdı teknolojiyi geliştirdi, insanların bir kısmı korunaklı evlerinde kışın ısınıp yazın serinleyebiliyor. Büyük ve güçlü bir medeniyet kurdu insanlık. Fakat insanlığın kazandığı zaferlerin pek çok kısmı doğaya rağmen oldu. Hatta bunlar doğaya karşı kazanılan zaferlerdi.

marcus-aurelius
Hem güçlü bir Roma imparatoru hem de bir filozof olan Marcus Aurelius (121-180) döneminin en önemli felsefi metinlerinden birini yazmıştır. İmparatorun Doğu Avrupa’daki savaşlar sırasında yazdığı Meditations kişisel erdem ve kadere boyun eğmenin önemini vurgulayan Stoa felsefesinin en bilinen metinleri arasında yer almaktadır. Tam adı Marcus Annius Verus olan filozof, Roma İmparatorluğu gücünün doruğundayken ülkeyi yöneten Beş İyi İmparator’un sonuncusu olarak tanınmaktadır. Marcus’un, Meditations ’ı on iki kitapçıktan oluşan bir derlemedir. Hem imparatorun otobiyografisi hem de Stoacılık üzerine yazılmış eserlerin en ünlüsüdür.

Tüm bunları yeniden hatırlamamızı sağlayan ise elbette elektron mikroskobuyla bakılmadıkça görülemeyen bir virüs oldu. Hiç şüphesiz yaşananlar insanlığın yolculuğunda yeni olan şeyler değil. Buna benzer süreçler belki bundan da büyük sıkıntılı süreçler insanlığın daha önce de karşılaştığı sonuçlar. Ortaçağ Avrupa’sını perişan eden veba salgınları daha 100 yıl öncesinde 50 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan İspanyol gribi bunlardan en bilinenleri. Aurelius’un da dediği gibi “Güneşin altında yani hiçbir şey yoktur.” Fakat yaşanan her yeni süreç karşısında ilk günkü kadar çaresiz kalabiliyor insanlık. Ve yaşanan her büyük felaket her salgın hastalık herkesin kafasında şu soruyu oluşturuyor.

Acaba doğa bizden intikam mı alıyor?

Yıllar önce not defterime şu an hatırlamadığım, gün boyu ne kadar araştırsam da bulamadığım bir kaynaktan alıntıladığım şu cümleleri aklıma getirdi bu: “Doğaya çok büyük kötülükler ettik ve ona karşı zafer kazandığımızı düşünüyoruz. Ama yeterince zamanı olan herkes doğanın acı intikamını görecek. Doğanın gösterişsiz sade zaferini.” Halbuki bu böyle değil. Doğa elinde hançerle sessizce intikam saatini bekleyen bir düşman değil. Fakat biz doğaya ihanet ettik. İnsanlık doğaya ihanet etti! Ve yüreğimizde yani her insanın yüreğinde öyle büyük bir suçluluk duygusu uyandırdı ki bu durum her an doğanın intikamını bekler olduk.

Doğa intikam almaz. “Olan şey zaten olması gerekendir.” diyor Marcus Aurelius ve ekliyor. “Yolun götürdüğü yeri unutan adamın söylediklerini hatırla: İnsanlar en kesintisiz ilişki içinde oldukları şeyle hep uyumsuzluk içindedir. Evrenin özüyle.”. Yani insanın yapması gerekenin doğanın kendisiyle uyum içinde olmak olduğunu söylüyor. Doğa ile uyum içinde yaşamayı öğrenmeden asla gerçek bir zafer kazanamayız. Son sözü yine imparator olduğu için değil filozof olduğu için hatırlanan Marcus Aurelius’a bırakalım. “Ufacık bir parçası olduğun evrenin, sana sadece kısacık bir anını bahsedilmiş zamanın bütünlüğünü ve payına düşen yazgıdaki küçücük rolünü unutma!” Sevgiler.

Matematiksel

Hasan Huseyin Akis

Kendimi bildim bileli bir sorunu çözmek durumunda kalıyorum ve ya düzenli olarak çözülmesi gereken problemler yaratıyorum. Sanırım matematikte beni büyüleyen şey de bu. bir çözüm bulma çabası... Öyle ki bu çözüm bulma çabası çoğu kez anlamsız bir çabaya dönüşüyor. Bir çözümü gerçekten bulmak çoğu zaman bir insan ömrüne sığmıyor. Ama matematik o arada hiç durmadan aramaya devam ediyor. Bana öyle geliyor ki matematik insanoğlunun dünyada karşı karşıya kaldığı tüm problemleri çözme çabasının tamamını temsil ediyor hem de tüm yönleriyle. Beni matematiğin içine sokan da, matematikte görmüş olduğum o bizi aşan güzellik de sanırım matematiğin bu yönüyle ilgili... Matematiğin bu yönünü belki diğer insanlara anlatabilirim ve diğer insanların da matematiği benim gördüğüm haliyle görebilmelerini sağlayabilirim umuduyla buradayım. Bunun dışında İzmir'in Ödemiş ilçesinde doğup Matematik Bölümünü Çanakkale'de okumuş olmak gibi bir özgeçmişim var. Halen Çanakkale'de yaşıyorum, bir özel okulda Matematik Öğretmeni olarak çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu