Tarihte ekonomik balon olarak değerlendirilen en eski örneklerden biri, 17. yüzyılda Hollanda’da ortaya çıkan Lale Çılgınlığı (Tulip Mania) olarak bilinen olaydır.

Kapitalizm herkes için zenginliğe giden bir yol değildir. 1990’lardaki dot-com balonu ve ardından gelen çöküş, 1929 borsa krizi ve önceki on yıllarda yaşanan bir dizi yıkıcı durgunluk bunun açık örnekleridir.
Bunlara, 18. yüzyılın başlarında Avrupa’yı sarsan ve Güney Denizi Balonu olarak bilinen spekülatif piyasa felaketini de eklemek gerekir. Bir de 1636 yılında Hollanda Birleşik Eyaletleri’nde yaşanan ve “Lale Çılgınlığı” adıyla tarihe geçen tuhaf vaka vardır.
Lale Çılgınlığı Nasıl Başladı?
Avrupa’da bazı türleri bulunsa da, bugün laleyle özdeşleştirilen Hollanda bu bitkiyi 16. yüzyıla kadar tanımıyordu. Hollandalılar, laleyle tanışmadan çok önce, Anadolu’da insanlar bu çiçeği yüzyıllardır yetiştiriyordu.
Bu sürecin merkezinde botanikçi Carolus Clusius yer alır. Clusius, 1593 yılında Konstantinopolis’e yaptığı ziyaret sırasında laleyi gördü, inceledi ve Leiden Üniversitesi’ne tıbbi araştırmalar amacıyla götürdü. Botanik alanındaki çalışmalarıyla olduğu kadar tıp ve farmakoloji yazılarıyla da tanınan Clusius, elindeki nadir laleleri satmayı bilinçli olarak reddetti. Bahçelerinde bu yeni ve egzotik bitkiyi görmek isteyen komşularını geri çevirdi.

Laleler kolay çoğalmaz. İnsanlar tohumu kullandığında yıllarca beklemek zorunda kalır. Üstelik ortaya çıkacak türü önceden kestiremez. Soğanla çoğaltma daha hızlıdır ama sınırlıdır. Bir soğan yılda yalnızca birkaç yeni soğan verir ve kısa sürede tükenir. Bu üretim kısıtı, laleye olan ilgiyi daha da artırdı.
Sonunda Clusius’un komşularından biri bu değeri fark etti ve bilim insanının bahçesinden lale soğanlarını çaldı. Bu hırsızlık, masum bir botanik merakını aşıp kısa sürede tüm Hollanda’yı saracak büyük bir ekonomik çılgınlığın ilk adımlarından biri oldu.
Kısa süre sonra laleler, Hollandalı tüccarların bahçelerinde boy göstermeye başladı. Hollandalı yetiştiriciler bu göz alıcı çiçekleri hızla çoğalttı. Kısa sürede Coeurleren, Bizarden, Violetten, Marbrinen ve Rosen gibi adlar taşıyan on üç yeni lale grubunu piyasaya sürdü.
Lale kısa sürede bir moda nesnesine dönüştü. Bu nadide çiçeklerden oluşan bir koleksiyona sahip olmak, zenginler arasında zarafet göstergesi sayıldı. Bu imajdan geri kalmak istemeyen orta sınıf da hızla bu tutkuya dahil oldu. Böylece 17. yüzyılın ilk yarısı boyunca lale soğanlarının fiyatları istikrarlı biçimde yükselmeye başladı.
Lale Çılgınlığı Balonu Nasıl Patladı?

Lale sahibi olma arzusu ve daha da önemlisi laleleri büyük paralar ya da değerli mallar karşılığında satma tutkusu, bir anda üst sınıflardan aşağıya doğru yayıldı. Bu tutku kısa sürede her şeyi gölgede bırakan bir çılgınlığa dönüştü.
Cebinde az da olsa parası olan herkes lale kervanına katılacaktı. İnsanlar kulaktan dolma bilgilerle hareket etti, resmi olmayan bir ağ içinde alım satım başladı. Hollanda’nın dört bir yanında, yüzlerce meyhanede ve geçici pazarda lale ticareti döndü. Lale, artık yalnızca bir çiçek değil, kolektif bir takıntının merkezine yerleşmişti.

1636–1637 kışına gelindiğinde Hollanda, lale çılgınlığının zirvesini yaşadı. İnsanlar, çoğu hâlâ bir evde ya da bahçede toprak altında duran lale soğanlarını, bir gün içinde defalarca alıp sattı. Laleler yılda yalnızca birkaç gün açtığı için ortada ne gösterişli çiçekler vardı ne de somut bir ürün. İnsanlar, görünüşü soğanı andıran bir nesneye tüm birikimlerini yatırıyordu.

Sonra 5 Şubat 1637 geldi. Alkmaar’ın en zengin isimlerinden biri olan Wouter Bartelmiesz Winkel’in mal varlığı açık artırmaya çıktı. Winkel, akıllı ve hesaplı ticaretle son derece değerli bir lale koleksiyonu toplamıştı. Müzayedeci fiyatları tekrar tekrar düşürdü, ancak kimse satın almaya yanaşmadı.
Bu haber hızla yayıldı ve bir panik dalgası başlattı. Sağduyu bir anda geri dönse de artık çok geçti. Süreç kontrol dışına çıkmıştı ve lale piyasası çözülmeye başladı. Fiyatlar bir anda çöktü. Şubat başından önce 5.000 gulden eden bir lale soğanı, kısa süre sonra 50 guldenden alıcı buldu. En şanslı spekülatörler yatırımlarının yüzde 5’ini kurtarabildi; çoğu kişi koyduğunun yüzde 1’ini bile geri alamadı.
Sonuç Olarak
Lale Çılgınlığı baştan sona bir hayal üzerine kuruluydu. Arz ve talep, aylar boyunca birbirini yukarı doğru kışkırttı; sonunda ikisi de bu yükü taşıyamadı. İşin ironik yanı şuydu. Spekülatörlerle fırsatçıların son sözü söylediğini sandığı yerde, doğa devreye girdi.
Doğada laleler tek renklidir; kırmızı, sarı ya da beyaz olur. Hollanda’daki o büyüleyici çizgiler, alevler ve yoğun renkler — en değerlisi sayılan Semper Augustus dâhil — bir üstünlük değil, bir virüsün sonucuydu. Yani lale piyasasını zirveye taşıyan şey, aslında bitkinin hastalığıydı.

Sonuçta lale çılgınlığı, pek çok spekülatörün, koleksiyoncunun ve lale tüccarının bir daha telafi edemeyeceği kayıplar yaşamasına yol açtı. Buna rağmen daha sonraki spekülatif balonların aksine ülke ekonomisinin merkezine nüfuz etmedi. Kayıplar esas olarak bireysel servetlerle sınırlı kaldı.
Günümüz yorumcuları bu örneği sık sık modern spekülasyonlarla karşılaştırır. Bir yandan sınırlı üretim oyuncaklara ya da nadir koleksiyon kartlarına hücum edenleri eleştirirken, öte yandan Lale Çılgınlığı hikâyesini tekrar tekrar anlatma fırsatı bulur. İnsan değişmez; yalnızca spekülasyon nesneleri değişir.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- History of the Dutch Tulip Bulb Market Bubble. Yayınlanma tarihi: 22 Ağustos 2022; Bağlantı: https://www.investopedia.com
- Was Tulip Mania really the first great financial bubble?. Yayınlanma tarihi: 4 Mart 2020; Bağlantı: https://www.bbc.com/news
Matematiksel





