İsmail: Bir Zihin ve Ruh Macerasının Sıradışı Öğretmeni

Bir gazetenin ilanlar sayfasında böyle bir duyuruyla karşılaşsaydık ne yapardık bir düşünün. Belki anlık bir dehşet, dünyanın sonuna mı geldik düşüncesi, belki korku, şaşırma ya da ciddiyetsiz bir gülüş ve sayfayı geçiş..

“Modern zamanlar” dediğimiz günleri yaşamaktayız. Çağın özeti, artık normal olarak görülen büyük ve yoğun yerleşimli şehirler, istemediğimiz kadar çok sayıda iletişim ve haber aygıtları, günlerce, haftalarca sürebilecek yolculukları birkaç saatin bile altına indirebilen hava, kara, yer altı ve denizden ulaşım mekanizmaları, güvenle barınabileceğimiz dip dibe üst üste inşa ettiğimiz apartmanlar, kat sayıları sayılamayan ultra lüks teknolojik gökdelenler, hemen her malzemenin bir kalıba sokularak işlevselleştirilip insanlığın hizmetine ürün olarak sunulurken atıklarının umursamazca atmosfere, okyanusa karıştığı fabrikalar, tonlarca kâğıdın paraya dönüşerek canlandığı ekonomik sistem ve bankalar, savaşlarda el değiştiren stratejik petrol kuyuları, gözdağı veren küçük atom bombalarımız, bilgi üstüne bilgi yığdığımız sayfalarca kitaplarımız, dünya internet ağımız ve yorgun, dolu, “analitik” Homo sapiens zihinlerimiz..

İşte yukarıdaki gazete ilanıyla çağrısını yapan zihin ise belli ki bu biraz önce saydığım ileri düzeyde gelişmiş ve gayet insani addedilen ilerlemelerle tıka basa dolu günümüz dünya gerçeklerini, yeryüzündeki hikayemizin sonunda ulaştığımız güvenli duraklar olarak görmeyip meseleyi genel insan aklından aykırı bir felsefeyle, idealistçe ele alıyor. Üstüne çok da düşünmemeyi tercih ettiğimiz bin yıllık yaşam biçimlerimizde, belki de körelen hislerimizden dolayı hissedemediğimiz, kötü bir gidişat olduğunu algılıyor ve biliyor ki bildiklerini aktaracak hevesli, içten, açık fikirli öğrenciler arıyor böylesine basit denilebilecek bir ilanla.

Bu öğretmen alışageldiğimiz okullarımızda bulunabilecek türden de değil. Özverili, merak etmeye inatla teşvik eden, sürükleyici, duyarlı, hatta ve en ilginci: Her şeye rağmen insancıl.

Milyon yıllık tarih ve bugünler.. Öğretmen, yeryüzündeki hikayemiz nasıl başladı, nasıl devam edecek ve sonlanacak diye biraz etraflıca düşünerek sorular soralım istiyor kendimize. Ya baştan itibaren hikayeyi yanlış kurgulayarak yol aldıysak? Kültürümüz nedir ve bize ne öğretmiştir? Özgür müyüz? İnsanlık, her yönüyle doğayı şekillendiren egosuyla yeryüzünde binlerce ve milyonlarca yıldır var oluşundan beri ürettikleriyle, doğadan aldıklarıyla, kendi kendine ve doğaya dayattıklarıyla ne yapmaya, esasında nereye ulaşmaya çalışıyor? Anlamımız nedir? Klişe mi geliyor bütün bunlar? Dünya, insanların keşfetmesi, ekip biçmesi ve fethetmesi için sonuna kadar kullanılabilecek bir kaynak mı? Efendisinin bürokratik elinin ve emrinin altındaki itaatkâr bir köleden başka bir şey değil mi? Kurulan yüzlerce ülke, binlerce şehir, yüzbinlerce şirket, holding içinde insanlar hangi zihinsel ve ruhani misyonlar ve vizyonlar altında birleşerek hareket ediyorlar? Bilim ne söylüyor? Doğal evrim mekanizmaları, bu doğadan kopukluğumuz sonucunda bizi ve dünyayı nereye götürecek? Böyle sürüp giden soruların hepsine yanıtlar bularak uygulamaya dökebilecek düşünce ve yaşam biçimlerinden artık geri dönüşsüz bir biçimde uzaklaştık mı? Hep almaya devam mı edeceğiz dünyadan ve diğer canlılardan? Ya da yaşamsal gereklilikler haricindeki yıkıcı uğraşlarımızı bırakmayı öğrenebilecek miyiz?

İsmail, içinde hızla ve güvenle uçmakta olduğumuzu sandığımız bu yüksek teknolojili uçağın aerodinamik ve yer çekimi kanunlarıyla -yani doğa kanunlarıyla- bakıldığında çakılmaya çok yaklaşmış olduğunu biz insanlara bildirmek arzusuyla dolu, dobra, değer bilen, alçakgönüllü belki ilk bakışta korkulan bakışları ve cüssesi olan ancak esasında ince fikirlere sahip bir öğretmen ve primat ailemizin bir üyesi olarak yaşam alanlarını parsel parsel azalttığımız için soyu tükenme noktasına gelen bir goril. Gidiş yolumuz üzerine düşünmemiz ve (çoktandır) bir şeyler yapmamız konusunda insan ile goril arasında yaşanan kıyasıya beyin fırtınasının doğa ve özlediğimiz dünya tarafındaki azimli savunucusu, düşünürü ve anlatıcısı.

Birçok anlamda etrafımızda oluşturduğumuz ve kendimize yaşam alanı olarak şekillendirdiğimiz genel dünyanın ve bireysel dünyalarımızın yörüngelerinde dönen uydular misali köleleri olmuş haldeyiz, çoğu zaman geldiğimiz noktadan övünç duyduğumuz bu modern zamanlarımızda. İsmail de kendisinin ve türünün oluşturmadığı bu insan ürünü dünyada bir köleden farksızca kapana kısılmasına rağmen bir şekilde hayatta kalarak direniyor ve özgür bilinci, yaptığı ince gözlemler, insanlık tarihine dair ansiklopedik bilgisiyle muhakeme gücünü geliştirerek durumu belki de biz insan kuzenlerinden çok daha cesurca bir anlayış ve öz farkındalıkla irdelemeye girişiyor ve tek yaşam kaynağımız olan dünya için sorgulatıyor düzenimizi, bakış açılarımızı karşısındaki tek “öğrenci” modern insana. Doğa karşısında aslında sadece bir öğrenci olduğumuz gerçeğini hatırlatırcasına.

Einstein’ın “Doğaya yakından bakarsanız, her şeyi daha iyi anlarsınız” sözünün altında yatan derinliği kavratmak istercesine..

Hiçbir zaman anlayamayacağız belki de veya her zaman anlıyoruz, yaptığımızı biliyoruz fakat doğamız(?) gereği susuyoruz ellerimizle yarattığımız bu fevri gidişata.. Doğaya bir şey vermeden üstünkörü almakla, tüketmekle, nüfusumuzu durmaksızın artırmakla, dünyanın ve diğer tüm canlıların efendisiyiz rolleriyle “yaşamak”tan kendimizce ne anladığımızı ortaya koyuyoruz her coğrafyada. Bencil, tatminsiz, haritalarda birbirine sınırlar çizip kendi sınırını bilmeyen “insan” tarafımızla kök söktürüyoruz dünyadaki milyar yıllık yaşamsal döngüye. Yine de İsmail, yazarı Daniel Quinn’in üslubunda bir zihin ve ruh macerasının başrolü olarak ortaya çıkmış özel varlığıyla; 20 ve 21. yüzyıllarda daha da hız kazanan bu insansı sorumsuz yaşayışa, doğadan fütursuzca kopuşa, tarih bilincinden yoksunluğa, gezegen çapında yüzyıllardır gerçekleşen ekosistem talanına karşı duyarlı ve inatçı devrimsel duruşlu öğretmenlik yapıyor bize kitap boyunca.

Ve bir yerlerde bir gün karşımıza İsmail gibi bir öğretmen çıkmayacaksa da, biz insanlar kendi hikayemizin öğretmeni, anlam arayıcısı, düşünürü olarak ve tüm dünyadaki canlıların yaşamı için doğru olanı yaparak hızla uçurduğumuz uçağı yere çakılmaktan kurtaralım. Yok oluş da var oluş da birlikte adımladığımız bu yeryüzünde..

İNSANLAR OLMASA GORİLLER İÇİN BİR UMUT OLUR MU?
GORİLLER OLMASA İNSANLAR İÇİN BİR UMUT OLUR MU?

KAYNAK: İSMAİL – Bir Zihin ve Ruh Macerası, Daniel Quinn, Maya Kitap, 6. baskı.

A. Caner Sönmez

MATEMATİKSEL

Hazırlayan: Caner Sönmez

Avatar
Yaşamı anlamlandırma yürüyüşündeki insanlardan birisiyim. Bilim ve müzik bu yolda benim çok değerli eşlikçilerim. Nazilli Anadolu Lisesi ve Muğla 75. Yıl Fen Lisesi’nin devamında Ankara Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesiyle 2013’te mezun oldum. Tezimi Salmonella suşlarının genetik farklılıklarının belirlenmesi üzerine verdim. İyi düzey İngilizce, orta düzey Almanca, başlangıç düzeyinde Fransızca biliyorum. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi AÖF Sosyoloji öğrencisiyim. Gitar ve piyano çalmaktayım. Tarihî, felsefî ve sanatsal konular okumaktan zevk alırım. Bilimsel gelişmeleri ve yayınları takip ederim. Doğa aşığıyım. Doğa gözlemlerinde zaman kavramım yiter gider. Mikro ya da makro düzey fark etmez... Eğitimin ve toplumsal bilinçlenmenin yaşamsal önemine yürekten inanmışım. Küçük yaştayken geçirdiğim beyin ameliyatının etkisi midir bilmem; dünyada bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalimdir. Bir de çocukların hepsinin birlikte gülmesi… Son olarak: “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” sözü için Albert Einstein’a; “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” sözü için de Bertrand Russell’a sonsuz şükranla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.