Toplum Bilimi

Hatalı Bir Düşünce Biçimi Olan Sıfır Risk Yanılgısı Nedir?

İnsanlar çoğu zaman, riski bir miktar azaltan ama sıfırlamayan seçenekler yerine, “hiç risk yok” duygusu veren tercihlere yönelir. Ancak bu durum bazen sıfır risk yanılgısına da neden olur.

sıfır risk

Hiç neredeyse hiç yaşanmayacağını düşündüğünüz bir durum için sigorta yaptırdığınız oldu mu? Yabancı bir ülkede ameliyat olma ihtiyacı gibi senaryoların son derece düşük olasılıklı olduğunu biliriz. Buna rağmen, böyle bir ihtimali akla getirmek bile insanı huzursuz eder.

İnsanlar hesap yaparak karar veren makineler değildir. Çoğu zaman olayların kesin olasılıklarını tartmak yerine, bir ihtimalin bizde uyandırdığı duygulara göre hareket ederiz. Yüzde 1’lik bir felaket olasılığı bile zihnimizde büyür. Bu küçük ihtimalden kurtulup yüzde 0’a ulaşmak rahatlatıcı ve cazip bir sonuç gibi algılanır.

Sıfır Risk Yanlılığı Neden Kaynaklanır?

Sıfır risk yanlılığından kaynaklanan davranışlar, olasılıklı olaylara ilişkin kararlarımızı doğrudan etkiler. Pek çok çalışma, insanların az da olsa risk içeren bir duruma kıyasla hiç risk olmayan seçeneği tercih ettiğini gösterir.

Örneğin, bir gruba belirli bir riski yüzde 5’ten yüzde 0’a düşürmek ile yüzde 50’den yüzde 25’e indirmek arasında bir seçim sunulduğunda, çoğunluk ilk seçeneği tercih eder. Oysa ikinci durumda riskteki azalma çok daha büyüktür. Buna rağmen, hiç risk olmaması fikri, belirsiz bir durum karşısında kişiye psikolojik bir rahatlama ve kesinlik duygusu sağlar.

Ancak kesinliğin bu cazibesi, bizi hatalı biçimde daha kötü bir seçeneğe yöneltebilir. Bu da çoğu zaman gereksiz harcamalara yol açar. Örneğin yaklaşan bir tatil için, günlük 50 dolarlık bütçenizi aşmadan bir araç kiraladığınızı düşünün.

Aracı teslim almaya gittiğinizde, mevcut sigortanızın her türlü hasarı kapsamadığı söylenir ve günlük 19,99 dolar karşılığında “tam kapsamlı, kafanız rahat” bir paket önerilir. Tatilde olduğunuz için araba hasarıyla uğraşmak istemez, tüm riskleri ortadan kaldırma düşüncesiyle bütçenizi aşmayı kabul edersiniz.

Pek çok bilişsel yanlılık gibi, sıfır risk yanlılığı da zihnin kullandığı bir kestirme yoldur. Bu tür kestirme yolların ardındaki temel anlatı, zihinsel yükü azaltmalarıdır. En iyi çözümü hesaplamak zaman ve enerji gerektirdiğinden, insanlar çoğu zaman daha az çaba isteyen ve daha az belirsizlik içeren seçeneğe yönelir.

Her Şey Nasıl Başladı?

Sıfır risk yanlılığı, ilk kez açık biçimde 1987’de yapılan bir çalışmada gösterildi. Araştırmacılar, temizlik ürünlerinin olası yan etkilerini azaltmak için insanların ne kadar para ödemeye razı olduğunu inceledi. Sonuçlar şunu ortaya koydu: İnsanlar, çok küçük bir riski tamamen sıfırlamak için, aynı ölçüde hatta daha büyük bir risk azalmasına göre çok daha fazla ödeme yapmayı kabul ediyordu. Yani mesele riskin ne kadar azaldığı değil, tamamen ortadan kalkıp kalkmadığıydı.

Allais Paradoksu, bireylerin risk ve belirsizlik altında karar verirken, insanların genellikle garanti bir kazancı tercih ettiğini, ancak benzer bir durumda yüksek riskli bir seçeneği tercih edebileceğini ortaya koyar.

Bu durum aslında yeni bir keşif değildir. İnsanların kesinliği tercih etme eğilimi, daha önce de farklı alanlarda gözlemlenmiştir. Bunun en bilinen örneklerinden biri davranışsal iktisatta yer alan Allais Paradoksu’dur. Bu paradoks, insanların benzer kazanç ve riskler içeren iki seçenek arasında, matematiksel olarak daha avantajlı olanı değil, daha “kesin” görüneni seçme eğiliminde olduğunu gösterir.

Sıfır Risik Yanılgısından Nasıl Kaçınmalıyız?

Bu zor bir sorudur, çünkü herkesin riskle ilgili konfor alanı farklıdır. Bulutlu bir günde şemsiyesiz dışarı çıkmak bir kişi için ne kadar rahatsız ediciyse, başka biri için tüm birikimini bir girişime yatırmak o kadar sarsıcı olabilir.

Her zaman “akılcı bir insan bu durumda ne yapardı?” diye durup düşünmek kolay değildir. Yine de karar alma sürecimize bakmak, tercihlerimizi ne ölçüde korkunun ya da olası bir kaybın duygusal ağırlığının yönlendirdiğini fark etmeye yardımcı olur. Bu farkındalık, sıfır risk arzusunun otomatik etkisini zayıflatmanın ilk adımıdır. 

Riski hem duygusal hem de veriye dayalı bir bakışla değerlendirmek de önemlidir. Duygularımızı tamamen devre dışı bırakmamız mümkün değildir. Bu yüzden kararları, hem hissettiklerimizi hem de verilerin söylediğini birlikte dikkate alarak vermek gerekir.

Örneğin hava durumu tahmini yağmur ihtimalinin düşük olduğunu söylüyor olabilir. Ancak yine de yağmura yakalanma düşüncesi zihninizi meşgul edecekse, şemsiyeyi çantanıza koymak daha iyi bir tercihtir.


Kaynaklar ve ileri okumalar

  • Is a Zero-Risk Bias Impairing Your Crisis Response?; Yayınlanma tarihi: 19 Mart 2020; Bağlantı: https://www.psychologytoday.com/e
  • Measuring the zero-risk bias: Methodological artefact or decision-making strategy?; D. (2017). Measuring the zero-risk bias: Methodological artefact or decision-making strategy? Zeitschrift für. Psychologie, 225(1), 31–44. https://doi.org/10.1027/2151-2604/a000284
  • White, J. L. et al. (2023). Trends in Adolescent Human Paillomavirus Vaccination and Parental Hesitancy in the United States. J. Infect. Dis., 228(5), 615-626.   https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/36869689/

Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.