Astronomi

Voyager 2 ve Voyager 1 Sondalarına Ne Oldu?

NASA’nın ikiz Voyager sondaları, yaklaşık yarım yüzyıldır Güneş Sistemi’ni ve onun evrendeki yerini anlamaya yönelik en zorlu sorulara yanıt arayarak uzayın derinliklerinde yol alıyor. Hâlâ bilinmeyen bölgelere doğru ilerleyen bu sondalar, insan yapımı araçların ulaşabileceği sınırları zorlamaya devam ediyor.

voyager uzay araçları

Voyager ikiz sondaları, dış Güneş Sistemi’ni keşfetmek amacıyla 1977 yılında Florida’dan, farklı tarihlerde uzaya fırlatıldı. Adının aksine, Voyager 2 ilk yola çıktı. 20 Ağustos 1977’de uzay yolculuğuna başladı; onu, 5 Eylül 1977’de fırlatılan Voyager 1 takip etti. Bu iki görev, insanlığın Güneş Sistemi’nin uzak sınırlarına yönelik en iddialı keşiflerinden birini başlattı.

Her ne kadar ikinci sırada olsa da, Voyager 1 daha hızlı bir yörünge izleyerek ilerledi. Mars ile Jüpiter arasındaki asteroit kuşağını geçtikten sonra hız kazandı ve aynı yılın Aralık ayında Voyager 2’yi geride bıraktı.

Voyager 1 kamerasından Jüpiter’in en büyük uydusu

Voyager 1, 1998 yılında Jüpiter’i inceleyen Pioneer 10 sondasını geride bırakarak, Dünya’dan en uzak insan yapımı nesne unvanını kazandı. O tarihten bu yana, bu rekoru elinde tutmaya devam ediyor.

Voyager Uzay Araçları Şimdi Neredeler?

Voyager Programı’nın temel amacı, Güneş Sistemi’nin en uzak bölgelerini keşfetmekti. Bu kapsamda, uzay araçları dış Güneş Sistemi’nde yer alan gaz devi gezegenler — Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün — üzerinde ayrıntılı incelemeler yaptı. Ayrıca bu gezegenlerin manyetik alanlarını ve toplam 48 uydusunu gözlemleyerek, modern gezegen biliminde çığır açan veriler sağladı.

Uzay araçları bu keşif aşamasını 1989’da tamamladıktan sonra, NASA görev tanımını yeniden belirleyerek Voyager’ları yıldızlararası bir yolculuğa yönlendirdi.

2012 yılında Voyager 1, yıldızlararası uzaya ulaşan ilk uzay aracı oldu. 2018’de ise Voyager 2 aynı başarıyı elde etti. Günümüzde her iki araç da, Güneş’in oluşturduğu parçacık ve manyetik alan kalkanı olan heliosferin dışında faaliyet gösteren tek uzay araçları olma özelliğini sürdürüyor.

NASA’ya göre Voyager 1, Dünya’dan yaklaşık 24 milyar kilometre uzakta ve saatte 61 bin kilometre hızla ilerliyor. Voyager 2 ise yaklaşık 21 milyar kilometre uzaklıkta ve saatte 55 bin kilometre hızla yol alıyor.

NASA ayrıca her iki Voyager aracının Güneş Sistemi dışındaki konumlarını gösteren etkileşimli üç boyutlu bir görselleştirme sunuyor. Bu sayede sondaların yıldızlararası uzaydaki yolculuğu anlık olarak izlenebiliyor. NASA, her iki Voyager sondasının da 2020’lerin sonlarına kadar çalışmayı sürdürebileceğini düşünüyor.

Geleceğe Mesaj Altın Plaklar Taşıyor

voyager altın plak
Her iki Voyager aracı da, bir Altın Plak taşıyor. Bu plak, insanlık adına evrene gönderilen bir mesaj niteliğinde.

Voyager 1 ve Voyager 2, insanlığa ait bir hatırayı da beraberlerinde taşıyor. Bu hatıra, Altın Plaklar olarak bilinen özel kayıtlarda saklanıyor.

Plakların içinde 55 farklı dilde selamlamalar, doğa sesleri, çeşitli kültürlere ait müzikler ve görseller yer alıyor. Ayrıca, Dünya’dan ayrıldıkları dönemde ABD Başkanı olan Jimmy Carter’ın insanlık adına yazdığı bir karşılama mesajı da kayıtlara eşlik ediyor.

Sonuç Olarak

1990 yılında Voyager 1 kameralarını Dünya’ya çevirdi. Ortaya çıkan fotoğraf, Dünya’nın bugüne kadar çekilmiş en uzak görüntüsü idi. Sonucunda bu karede gezegenimiz, karanlığın içinde asılı duran, bir pikselin küçücük bir parçasından ibaretti. Voyager projesinde yer alan astrofizikçi Carl Sagan, bu uzak görüntü üzerine düşünürken bir çağrı yaptı.

Dünya, engin bir sahnenin çok küçük bir parçası. Bütün o imparatorlar, generaller ve diktatörler tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün. Onlar ki zafer anlarında, ufacık bir noktanın çok küçük bir kısmının ‘anlık’ hakimleri olabildiler. Yaşattıkları sonsuz zulmü düşünün. 

Bu noktacığın bir köşesini mesken tutmuş sakinlerin, başka bir köşesinde, başka sakinlere yaptıkları zulmü düşünün. Ne çok yanlış anlaşılma yaşadılar. Birbirlerini öldürmeye ne kadar meraklıydılar. Nefretleri ne kadar büyüktü…

Tavrımız, kendimizi önemli sanışımız, evrende ayrıcalıklı olduğumuz yanılgısı, bu soluk mavi noktada sınava tabi tutuluyor. Gezegenimiz, onu çevreleyen geniş kozmik karanlıkta yapayalnız bir nokta. Bu enginlikte, bu önemsizliğimizde, bizi kendimizden kurtaracak yardımın, başka bir yerden gelebileceğine dair bir işaret yok. Dünyamız, şimdiye kadar yaşama ev sahipliği yaptığı bilinen, tek gezegen. Türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok. En azından yakın gelecekte. Ziyaret etmek mümkün. Yerleşmek, henüz değil…

Astronominin, tevazu öğrettiğini ve karakteri şekillendirdiğini söylerler. İnsanın ahmakça kibrini, bu uzak görüntüden daha iyi temsil eden bir şey olacağını sanmam. Bence bu, sorumluluğumuzun altını çiziyor. Birbirimize karşı daha nazik olmalı ve bu soluk mavi noktayı el üstünde tutmalıyız. Bildiğimiz tek yuva, o…”


Kaynaklar ve ileri okumalar:


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.