Bir Fransız Bilim İnsanının Halleri: Lavoisier’in Kellesi

Lavoisier yaşamı iki devrim etrafında şekillenmiştir. İlki yüzyıllar boyunca simya adı altında sürdürülen çalışmaların bugünkü kimya bilimine dönüşmesi, diğeri ise 1789 Fransız İhtilali’dir. Bu ikinci devrimin bedelini de Lavoisier hayatı ile ödemiştir.

Lavoisier, 1743’te varlıklı bir ailenin çocuğu olarak Paris’te dünyaya geldi. Her ne kadar hukuk eğitimi alsa da, eğitimi süresince okulundaki fen ve laboratuvar derslerini takip etti. 1764’te mezun olduğunda artık bir hukukçuydu fakat fen bilimlerine ilgi duymaya devam ediyordu. Ancak kendini tümüyle bilime adadığını söylersek yanılırız, hukukla ilgili herhangi bir yapıtına veya çalışmasına rastlamasak da, hayatı boyunca devlet işlerine kafa yormaya devam etti…

21 yaşında Paris’in sokaklarını aydınlatma proje yarışmasında birinciliği aldı, Fransız Bilim Akademisince altın madalya ile ödüllendirildi. 25 yaşına geldiğinde kimya alanındaki çalışmaları göz önüne alınarak Akademi’ye üye seçildi. Bu arada hükümetin özel bir komisyonunda görevlendirilen genç bilim adamı, metrik sistemin oluşturulması, Fransa’nın jeolojik haritasının çıkartılmasa, tarımda verimin yükseltilmesi gibi pek çok uygulamalı bilimsel çalış­malarını düzenledi. Ama tüm bu uğraşlarına karşın Lavoisier kendisini asıl ilgilendiren kopmadı; her fırsatta özel laboratuvarına çekilip deneylerine devam etti. Tüm bu çalışmalarında ona en büyük destek kaynak çevirileri yapan, makale ve kitaplarını yayına hazırlayan eşinden geldi.

Original caption: Antoine Lavoisier, (1743-1794), is shown demonstrating the decomposition of water. --- Image by © Bettmann/CORBIS
Original caption: Antoine Lavoisier, (1743-1794), is shown demonstrating the decomposition of water. — Image by © Bettmann/CORBIS

Lavoisier’in aslında ne yeni kimyasal bir nesne ne de yeni kimyasal bir olgu keşfettiği söylenebilir.
Onun yaptığı, başkalarının bulduğu nesne ve olguları açıklayan, kimyasal bileşime açıklık getiren bir kuram oluşturmak, kimyasal nesneleri adlandırmada yeni ve işler bir sistem kurmaktı.  Lavoisier’in ortaya koyduğu temel düzeyde nitelendirilebilecek ilkelere bakıldığında, onun rahatlıkla modern kimyanın mimarı olduğu söylenebilir. 1789’da yayınladığı Traité Élémentaire de Chimie (Temel Kimya İncelemesi) adlı yapıtı fizikte Newton’un ünlü Princiapa’sına eş sayılır.

Lavoisier’i unutulmaz yapan bir özelliği de nesnelerin kimyasal değişimlerini ölçmede gösterdiği
olağanüstü duyarlılıktı. Bu özelliği onun “Kütlenin Korunumu Yasası” diye bilinen çok önemli bilimsel bir ilkeyi ortaya koymasını sağlamıştır.

1794’de Lavoisier Devrim Mahkemesi önüne çağrıldı. Hakkında iki suçlama vardı: 1-  devrim karşıtı olarak karalanan aristokrasiyle ilişkisi; 2- vergi toplamada yolsuzluk (Lavoisier topladığı vergilerin küçük bir bölümünü laboratuvar deneyleri için harcamış­tı).

Lavoisier, idam kararını veren mahkemeden bilimsel deneylerini tamamlamasına kadar mühlet istemiş, ancak yargıçtan “cumhuriyetin bilginlere ya da kimyacılara ihtiyacı yok, adaletin tecellisi geciktirilemez” yanıtını almıştı. Lavoisier, dönemin ün kazanan idam şekli olan giyotinle idam edildi.

Günümüzde sosyal medya da sıklıkla rastladığımız bir hikaye vardır bu idamla ilgili…

İdam edileceğini öğrenen Lavoisier, matematikçi Lagrange’i çağırır. “Kellem giyotinden sepete düştüğünde gözlerime bak; eğer iki kere kırpıyorsam, insan kafası kesildikten sonra bir süre daha beyninin düşünmekte olduğunu anlarsınız.”der.

Lavoisier’nin kafası kesildikten sonra sepete düşer ve iki kere göz kırpar.

Elbette bir efsane ile karşı karşıyayız ama biraz merakla bu efsanenin ardındaki gerçekler sorgulanabilir. Bu göz kırpma olayı ilk kez 1990’da bir internet sayfasında nakledilmiş. (http://www.straightdope.com/columns/read/1172/does-the-head-remain-briefly-conscious-after-decapitation). Lavoisier zamanında ve ondan sonra yazılan biyografiler bu olaya yer vermiyor.

Bu efsanenin ilk versiyonu, olasılıkla, Lavoisier’in kendi yaşamında duyduğu olaylara dayanıyor. Şöyle ki, Fransız devriminin sonrasında büyük bir korku dönemi yaşanmış, çok sayıda insanın kellesi gitmişti.joseph_ignace_guillotin-2

Ölüm cezasına karşı olan Doktor Guillotin bu cezadan vazgeçilinceye kadar hiç değilse, acısız ve daha insani hale getirilmesini önermişti. Ne bilsin ki adı tarihe bu yeni ve ‘insani’ ölüm makinesi olan giyotinle geçecekti?

Fransız ihtilali döneminin önde gelen mimarlarından biri sivri dili ve ateşli söylemleri ile tanınan gazeteci Jean-Paul Marat idi. Marat’ta sonunda bir suikaste kurban gitmiştir. Bu efsanenin ilk çıkış kaynağı, Marat’ı öldüren Charlotte Corday’dır.charlotte-corday

O zamanlarda bu suikastın ardından idam edilen Corday’ın kafası giyotinle kesildikten sonra, cellatın sepete düşen kelleye tokat attığı, bunun üzerine Corday’ın yanaklarının öfkeyle kızardığı ve yüzünde aşağılayıcı bir ifade belirdiği iddiaları dolanmaktaydı etrafta. Bu söylenti de elbette doğru olamaz ancak Lavoisier’in de bu söylentiden haberdar olması kuvvetle muhtemeldir.

Gelelim hikayedeki matematikçi Lagrange kısmına…

Lagrange’in adı, bu efsaneye ilk rastladığımız 1990 yılının Straight Dope ağ sayfasında geçmiyor. Burada tanıklardan Lavoisier’in öğrencileri olarak söz ediliyor.

Bununla birlikte, Lavoisier gerçekten de Lagrange’i çok desteklemis, onun  Fransa’da çalışabilmesini ve bilimsel çalışmalarını sürdürmesini sağlamıştı. Çünkü o dönemlerde, Fransız vatandaşı olmayanların Fransa’da çalışması ya da mal mülk edilmesi yasaktı.

Şunu da akılda tutmak gerekir ki, giyotinle idamlar devrim sonrasi Fransa’sında teknik bir şekilde ele alınıyordu ve Lagrange’in ya da bir başka tarafsız gözlemcinin giyotin sehpasına yaklaşarak kopuk kelleyi gözlemlemesi olanaksızdı. Lavoisiser ile aynı gün, 25 dakika içinde 38 kişinin kafası kesilmişti. Böyle bir gözlem yapacak ortam yoktu.

Yine de, bu efsanenin bu kadar yaygın olması gerçekten bu konuda yapılan bir deneyle de ilgili olabilir. lacenaire_006

Hayatı pek çok romana esin kaynağı olan Pierre-François Lacenaire 19.  yüzyılda yaşamış bir cani idi. Lacenaire 1836’da idam edilmeden önce bir anlaşma yaptı. Kafası kesildikten sonra göz kırpacaktı ve bu kontrol edilecekti. Tüm efsanenin çıkışı olasılıkla bu gerçek olaya dayanmaktadır.

Bu arada Lacenaire’de gözlerini kırpmadı.

Sibel Çağlar

Kaynaklar:

http://www.afl.org.tr/old/inceleme/96-bir-fransiz-bilim-adaminin-halleri

Bilimin Öncüleri (Cemal Yıldırım), TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları

http://en.wikipedia.org/wiki/Antoine_Lavoisier

Matematiksel

 

Paylaşmak İsterseniz

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bunlara da Göz Atın

Uzay Yolculuğunda Bir Türk Kadını: Prof. Dr. Dilhan Eryurt

29 Temmuz 1969 tarihinde insanlık adına, kaderimizi değiştirecek büyük bir adım atıldı. Binlerce yıl boyunca, …

2 Yorumlar

  1. değişikmiş etkilendim valla

  2. güzel bir yazı, güzel bilgiler, teşekkürler sibel hanım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ga('send', 'pageview');