Arkeologların Uzlaşamadığı Nebra Gökyüzü Diski Nedir?

Nebra Gökyüzü Diski son yılların en büyüleyici, kimilerine göre en tartışmalı arkeolojik bulgularından biri. Bu diskteki tasarım, başta anlamsız gibi görünecektir. Ancak aslında bunun Tunç Çağı’nın en sofistike ve etkili eserlerinden biri olduğu tahmin ediliyor.

İlk etapta MÖ 1600’e tarihlenen, mavi yeşil küfle kaplı olan bu bronz diskin çapı 32 santimetre ve ağırlığı ise 1.8 kg kadardır. Diskin üstü hilal şeklinde ay, güneş (ya da dolunay), yıldızlarla süslüdür. Diskin kenar kısmı boyunca, muhtemelen diski bir nesneye yapıştırmak için yapılmış delikler yer alır. Birçok araştırmacı, diskin evrenin en eski gerçekçi tasviri olduğunu kabul etmektedir. Aynı zamanda de ürün ekme ve hasat zamanını hesaplama için kullanılan bir tür alet olduğunu düşünmektedir.

Nebra Gökyüzü Diskinin Bulunma Hikayesi de Aslında İlginç

Diski, 1999 yılında, Almanya’da, Berlin’in 112 mil güneybatısında, Ziegelroda Ormanı’ndaki Nebra kasabası yakınlarında hazine avcıları buldu. Ne yazık ki bu avcılar diski yerden çıkarırken zarar görmesine de neden oldular. Ganimeti ele geçiren bu avcılar diski, iki kılıç, iki balta, bir keski ve bilezik parçaları ile birlikte bölgedeki arkeologlara satmaya çalıştılar.

Nebra Gökyüzü Diski ve diğer buluntular

Ancak bu nesnelerin kanunen, çıkarıldıkları yer olan Saksonya Anhalt eyaletine ait olduğunu ve yasal olarak satılamayacağını öğrendiler. Şubat 2003’te diski İsviçre’deki bir antika koleksiyoncusuna 400 000 dolar karşılığında satmayı denediler. Ancak bu koleksiyoncu aslında İsviçre polisinin, Basel’da Hilton Oteli’nin bodrum katındaki barda hazine avcılarını yakalayacak olan grubuna mensuptu. Disk, şu anda Saksonya Anhalt eyaletine aittir. Bu disk, 2012 yılındaysa 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biri olarak kabul edildi. Ardında da UNESCO Dünya Belleği Listesi’ne dahil oldu.

Nebra Gökyüzü Diski Aslında Nedir?

Tunç Devri’nde yaşayan insanlar tarım toplumu oldukları için, yıl içerisinde zamanı tespit etmek (yani böylelikle ürün ekme ve hasat zamanlarını belirlemek) için kullanılan bir yöntem olması hayati önem taşıyordu. Bunun bir yolu güneşin doğarken ve batarken bulunduğu konuma dikkat etmekti. Nebra Diski’nin gökbilimsel bir alet olma ihtimalini merak eden Bochum Üniversitesi Profesörü Wolfhard Schlosser, diskin her iki tarafında bulunan yayların arasındaki açıyı ölçtü. Sonrasında bunun 82 derece olduğunu saptadı.

Nebra Gökyüzü Diski

Aynı zamanda Mittelberg Tepesi’nde güneşin, yaz ortasındaki doğuşu ve kış ortasındaki doğuşu arasındaki zamanda ufuk çizgisi boyunca ortalama 82 derece kadar hareket ettiği de bilinmektedir. Bunun sonucunda Schlosser, Nebra Diski’ndeki yayların aslında gündönümlerini tam da gerçek konumlarında gösterdiği sonucuna vardı. Bu sonuç, tarım toplumlarının zannedilenden çok daha önce gökyüzüyle ilgili karmaşık hesaplamalar yaptığı anlamına gelir.

Diskin Üzerindeki Kabartmalar Konusunda Farklı İddialar Vardır

Bugünün bakış açısı ile geçmişi anlamaya çalışmak elbette kolay değil. Kimilerine göre disk aslında gündüz vakti gökyüzünün aldığı hali, yay da gökkuşağını temsil etmektedir. Ayrıca bazı araştırmacılar da yayın güneş gemisi olduğuna inanmaktadır. Tunç Devri dönemi İskandinavya’sından kalan bir nesnede ve Danimarka’da bulunan, 15. ya da 14. yüzyıldan kalma bir eser olan ve bir at arabasının güneşi çekerken gösterildiği Trundholm Güneş Arabası’nda, bir geminin içinde bulunan disk tasvirleri vardır.

Trundholm Güneş Arabası

Ayrıca benzer bir batıl inanç Mısırlılarda vardır. Bu inanca göre Güneş Tanrısı ve aynı zamanda en güçlü tanrıları olan Ra, ertesi sabah güneş doğarken yeniden doğmak için gece bir gemiyle gökyüzünde yolculuk eder. Eğer Nebra Diski’nin en alt kısmındaki altın yay bunu temsil ediyorsa bu o bölgede de böyle bir inanç olduğuna dair bir kanıt sayılabilecektir.

Nebra Gökyüzü Diski Bir Aldatmaca mı?

2004’ün sonlarında Nebra Diski tartışmaların odak noktası haline geldi. Regensburg Üniversitesi profesörü Alman arkeolog Peter Schauer diskin modern zamanlarda aldatmaca olduğunu iddia etti. Profesörün bu konuda kendi yorumu, diskin 19. yüzyıldan kalma, bir davul olduğu şeklindedir. Ancak daha sonra profesörün iddialarını açıklamadan önce nesneyi şahsen incelemediği ve alanıyla ilgili hiçbir dergide de kuramlarını yayınlamamış olduğu ortaya çıktı.

Tartışma konusu olan Nebra Gökyüzü Diski ve onunla birlikte bulunan bazı Bronz Çağı eserleri. C: Prehistorya Devlet Müzesi, Halle, Almanya.

Buna rağmen Schauer’in itirazları Almanya’da arkeoloji çevrelerinde büyük şaşkınlık yarattı. Sonrasında da diskin gerçek olup olmadığı konusunda önemli sorular ortaya çıkardı. Bunlardan ilki, bulunduğu şartlardan dolayı, Nebra Diski’nin gerçek bir arkeolojik bağlamı olup olmadığıdır. Bu yüzden, özellikle nesnenin bir benzerinin olmaması nedeniyle tarihinin anlaşılması çok zor olmuştur.

Almanya’daki Halle Arkeolojik Araştırmalar Enstitüsü, diskin gerçekten antika olduğuna dair somut kanıtlar ortaya koydu. Enstitü nesneyi, antika olduğunu kanıtlayan bir dizi ayrıntılı teste tabi tuttu. Sonucunda diskte kullanılan bakırın Avusturya Alpleri’nde Tunç Çağı’na ait bir maden ocağından alınmış olduğu belirlendi. Diskin üzerindeki paslanmanın mikrofotografiyle elde edilen resmi, nesnenin gerçekten eskiçağa ait olduğunu, yani sahte olamayacağını kanıtlayan görüntüler çıkardı.

Nebra Gökyüzü Diski
Diskin üzerindeki paslanmanın mikrofotografiyle elde edilen resmi

Ayrıca 2006 yılının başlarında bir grup Alman bilim insanı, disk üzerinde bir inceleme daha yaptı. Sonucunda da nesnenin gerçek olduğu ve karmaşık bir gökbilimsel saat olarak kullanıldığı sonucuna vardı. Bu açıdan bakıldığında, Nebra Gökyüzü Diski bilinen ilk gökyüzü rehberidir. Ancak hikaye burada bitmiyor olabilir.

Arkeologlar Bu Diskin Hangi Zamana Ait Olduğu Konusunda Hala Anlaşmaya Varamadı

Nebra Gökyüzü Diski ile ilgili sorun, yağmacılar onun diğer Tunç Çağı eserleriyle aynı tortuda bulduklarını iddia etmeleri ancak hikayelerin tam olarak örtüşmemesidir. Bu diskin yüzeyin 5 santimetre altında bulunduğu söylenmişti. Ancak o bölgede arkeologlar tarafından bulunan çoğu Bronz Çağı eseri, 15 ila 20 santimetre derinliğe gömüldü. Bu da gökyüzü diskinin çok daha yakın bir döneme ait olacağı anlamına geliyor.

Dahası, Bronz Çağı kılıçlarının, baltalarının ve bileziklerinin de aynı noktadan bulunduğuna dair ikna edici bir kanıt ortada yoktur. Arkeologlara göre bu durum, diskin bireysel bir bulgu olarak değerlendirilmesi ve araştırmanın ona göre yürütülmesi gerektiği anlamına geliyor.

Nebra Gökyüzü Diski

2020 yılında, arkeologlar, keşif alanı ve bulgunun çevresindeki koşullara ait çeşitli verileri yeniden analiz ettiler. Analiz sonuçları, diskin tahmin edilenden 1.000 yıl daha sonraya; yani Demir Çağı’na tarihlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.

Kimi araştırmalar diskin bir çiftin parçası olduğunu ve diğerinin hâlâ bulunmayı beklediğini düşünüyor. O zamana kadar net bir cevabı bulmak mümkün olmayacak gibi gözüküyor. Ancak yine de Nebra diski kendisini ziyarete gelenleri büyülemeye devam ediyor. Nebra gökyüzü Diski, Almanya, Halle’deki Prehistorya Devlet Müzesi’nde sergileniyor.



Kaynaklar ve ileri okumalar:


Dip Not:

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.

Bu Yazılarımıza da Bakmanızı Öneririz