Prester John, yani Rahip John adını hiç duydunuz mu? Duymadıysanız yalnız değilsiniz. Çünkü aslında onu hiç kimse görmedi. Yine de bu gizemli kral, bir şekilde Ortaçağ tarihini etkiledi. Dahası, onun etrafında örülen efsane olmasaydı, belki de geometri, haritacılık ve hatta coğrafi keşifler bugünkü biçimini kazanmayacaktı.

1144’te Müslüman orduları, Edessa’da Hristiyan Haçlılara karşı çarpıcı bir zafer kazandı. Bundan kısa süre sonra Avrupa’da bir söylenti yayılmaya başladı. Doğu’da hüküm süren, büyük bir servete sahip Hristiyan bir kral vardı.
Adı Prester John’du ve yenilgiye uğrayan Haçlılara yardım etmeye hazırdı. Doğal olarak bu söylentiyi duyan Avrupalı hükümdarlar büyük ilgi gösterdi. Eğer böyle bir kral gerçekten varsa, savaşın gidişatını yeniden kendi lehlerine çevirmeye yardım edebilirdi.
Yirmi yıl sonra söylenti görünürde doğrulanmış oldu. Çünkü Prester John’un bizzat yazdığı ve Bizans İmparatoru Manuel Komnenos’a gönderdiği söylenen bir mektup ortaya çıktı. Bu mektupta Prester John, Hindistan’dan güneşin doğduğu topraklara kadar uzanan muazzam krallığını anlatıyordu.

Ülkesinde olağanüstü yaratıkların yaşadığını yazıyordu. Son olarak da krallığında, insanları sonsuza dek genç tutan sulara sahip bir çeşme bulunduğunu öne sürüyordu.
Bu mektubu okuyan Avrupalı hükümdarlar şanslarına inanamadı. Uzaklardaki bu kralın desteğini alıp Hristiyanlığın dünya çapındaki zaferini gerçekleştirmeyi hayal etmeye başladılar. Rivayete göre papa da bu küresel Hristiyan krallığı düşüncesine kapılarak özel elçisini doğuya gönderdi. Ondan Prester John’u bulmasını ve mektubuna yanıt götürmesini istedi.
Ancak Orta Çağ’daki okurlar için belirsiz olan şey, bugün bu mektubu okuyanlar için açıktır: Bu metin ustalıkla hazırlanmış bir aldatmacadan ibaretti.
Büyük olasılıkla, Büyük İskender’in Doğu maceraları gibi eski efsanelerden yararlanan Avrupalı bir din adamı tarafından kaleme alınmıştı. Mektubun amacı muhtemelen Haçlı Seferleri’nde savaşan Hristiyan ordularına umut vermekti. Bu bakımdan da gerçekten başarılı oldu. Gerçi sunduğu umut sahteydi.
Rahip John Efsanesi Neden Önemlidir?
Aslında bu öykü o kadar etkili oldu ki Prester John efsanesi, sonraki dört yüzyıl boyunca Avrupa keşiflerinin üzerine ağır ve kaçınılmaz bir gölge gibi çöktü. Onun efsanevi krallığını aramak, Avrupalı kâşifler için bir saplantıya dönüştü.
Çok geçmeden Avrupalı haritacılar, bu efsanevi krallığın yeri hakkında tahminler yürütmeye başladı. Önce bu gizemli kralı Doğu’da aramaya yöneldiler. 13. ve 14. yüzyıllarda İpek Yolu üzerinden Uzak Doğu’ya ulaşan Avrupalı misyonerler ve gezginler de bu arayışa katıldı. Ancak bu yolculuklar kısa sürede önemli bir gerçeği ortaya koydu. Bu toprakların Hristiyanlıkla doğrudan bir bağlantısı yoktu.

Avrupalılar zamanla Rahip John’u Asya’da bulma umudunu yitirdi. Bunun üzerine arayış Afrika’ya kaydı. Özellikle Habeşistan öne çıktı. Çünkü bu bölgede Hristiyanların yaşadığı biliniyordu. 7. yüzyıldaki İslam fetihlerinden sonra temasın kesilmesi de belirsizliği artırmıştı. Sonunda Avrupa’da, Rahip John’un Habeşistan hükümdarı olduğu inancı yaygınlaştı.
Gerçek Krallık Neredeydi?
15. yüzyılda başlayan Keşif Çağı’nda Portekizli kâşifleri harekete geçiren etkenlerden biri de bu efsaneydi. Bu amaçla Portekiz’de ciddi bir hazırlık süreci yürütüldü. Denizciler, gemi inşası, navigasyon ve haritacılık alanlarında eğitildi. Bunun için ülkeye çeşitli uzmanlar getirildi. Kristof Kolomb da bu birikimden yararlandı. Böylece geometri ve haritacılık, keşiflerin ve güç mücadelesinin temel araçları haline geldi.
Portekizliler 1440’ların sonlarından itibaren Gine kıyıları boyunca ilerlemeye başladı. 1480’lerde Afrika’nın güney ucuna ulaştılar. Bu noktada aradıkları krallığa yaklaştıklarını düşündüler. Ancak kısa süre içinde yanıldıklarını fark edeceklerdi.

On dördüncü yüzyılda bile Avrupalı dini liderler Etiyopya İmparatoru ile efsanevi kral arasında bağlantılar kurmuştu.
Sonuç olarak Portekizliler, Rahip John’u hiçbir zaman bulamadı. Buna rağmen Asya’ya ulaşan bir deniz yolu keşfettiler. Bu gelişme, dünya tarihinde yeni bir dönemi başlattı. Aynı süreçte Afrikalılar “öteki” olarak konumlandırıldı. Bu bakış açısı, onların işgücü olarak köleleştirilmesini meşrulaştırmayı kolaylaştırdı.
. Bu efsanenin gelişimi gerçekten büyüleyici bir inceleme alanı sunar. Üstelik yalnızca olağanüstü ayrıntılarla dolu yapısı nedeniyle değil, Prester John’un varlığına duyulan inancın Asya ve Afrika’daki Avrupa keşif ve yayılma tarihini derinden etkilemiş olması nedeniyle de önemlidir.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- The imaginary king who changed the real world – Matteo Salvadore. Yayınlanma tarihi: 19 Mart 2020; Bağlantı: https://www.youtube.com/watch?v=aJKqtoAcutA
- The Search for Prester John. Yayınlanma tarihi: 20 Şubat 2018; Bağlantı: https://www.historytoday.com/miscellanies/search-prester-john
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel



