Çiçek hastalığına karşı aşının geliştirilmesine dair bilimsel başarı öyküsü çoğu zaman 18. yüzyılda yaşamış İngiliz hekim Edward Jenner ile başlatılır. Oysa bu hikâye, sanılandan çok daha uzun, çok katmanlı ve farklı coğrafyalara uzanan bir geçmişe sahiptir.

14 Mayıs 1796’da Edward Jenner, bahçıvanının sekiz yaşındaki oğlu James Phipps’i, inek çiçeği geçiren bir sütçü kızdan aldığı materyalle aşıladı. Birkaç hafta sonra ise, hastalığın gelişip gelişmeyeceğini görmek için çocuğu bilerek çiçek hastalığına maruz bıraktı.
Sonucu henüz bilinmeyen bir yöntemi denemek adına küçük bir çocuğu dünyanın en ölümcül hastalıklarından biriyle karşı karşıya bırakması, doğal olarak büyük bir tepki doğurdu. Ancak dönemin koşulları bu tabloyu daha karmaşık hâle getiriyordu.
Edward Jenner Çiçek Aşısını Nasıl Buldu?
1722 yılında Newgate Hapishanesi’nde tutulan altı mahkûmu idam bekliyordu. Bu nedenle, bir deneye katılmaları hâlinde affedilip serbest bırakılacaklarını öğrendiklerinde teklifi kabul ettiler. Deney kapsamında, kollarında açılacak küçük bir çizikten çiçek hastası bir kişinin kabuklarından alınan irinle aşılanacak, ardından hastalığa maruz bırakılarak bağışıklık geliştirip geliştirmedikleri izlenecekti.
Deneyi yürütmesi için Dr. Charles Maitland’in kraliyet izni vardı. Bu izni, dönemin Galler Prensesi Caroline of Ansbach vermişti. Caroline, bir yıl önce üç hekimle birlikte, Maitland’in kısa süre önce Türkiye’den dönen Lady Mary Wortley Montagu’nun dört yaşındaki kızına uyguladığı yöntemi yakından izlemiş ve sonuçlardan etkilenmişti.

Mary Wortley Montagu, Britanya elçisinin eşi olarak birkaç yıl yaşadığı İstanbul’da çiçek hastalığını önlemeye yönelik eski bir uygulamayla tanışmıştı. Bu yöntemi 1717 yılında bir arkadaşına yazdığı mektupta ayrıntılı biçimde anlattı. Mektubunda, uygulamanın nasıl yapıldığını, kullanılan iğneyi ve verilen maddenin miktarını tarif etti. Ayrıca bu işlem sonucunda ölüme rastlanmadığını belirtti.
Kendisi de çiçek hastalığını ağır geçirmiş ve yüzünde kalıcı izler kalmış olan Mary, hastalığın önlenebileceği düşüncesinden etkilendi. Bu nedenle, o sırada Britanya Elçiliği’nde hekim olarak görev yapan Dr. Maitland’in gözetiminde oğlunu aşılatmaya karar verdi. Çocukta ciddi bir yan etki görülmedi.

İngiltere’ye döndükten sonra Mary ve Maitland, bu yöntemi savunmayı sürdürdü. Bu çabalar, Newgate Hapishanesi’ndeki deneyin yapılmasına zemin hazırladı. Deneye katılan mahkûmların tamamı hayatta kaldı.
Bunun ardından Prenses Caroline, altı yetim çocuğa da aynı işlemin uygulanmasını önerdi. Sonuçlar olumlu oldu. Caroline, bu gelişmeler üzerine kendi çocuklarını da çiçek hastalığına karşı aşılatmaya karar verdi. Kraliyet ailesi, uygulamanın İngiltere genelinde yaygınlaşmasını destekledi.
Edward Jenner Çiçek Aşısını Nasıl Buldu?
Aşılamanın kökeni onuncu yüzyılda Çin’e uzanır. Bu dönemde hekimler, çiçek hastalığı geçirmiş kişilerin kurutulmuş kabuklarından elde edilen tozu sağlıklı insanların burnuna üfleyerek hastalıktan korunmayı amaçlıyordu.

Bu uygulama, çiçek hastalığını bir kez geçiren kişilerin hastalığa yeniden yakalanmadığının fark edilmesine dayanıyordu. Çoğu vakada hastalık hafif seyrediyor ve bağışıklık gelişiyordu. Ancak uygulama bütünüyle güvenli sayılmazdı.
Bazı kişiler çiçek hastalığını ağır geçiriyordu. Bu durum, yöntemin ciddi sınırlamaları olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Bu nedenle variolasyon zamanla terk edildi. Yerini, Edward Jenner’in geliştirdiği yeni bir yöntem aldı.

1796 yılında İngiliz hekim Edward Jenner bir sezgiye kapılacaktı. Çevresindeki yüz binlerce insan çiçek hastalığının acı verici belirtileriyle ölürken, onun dikkati yerel bir sütçü kız olan Sarah Nelmes’in pürüzsüz, sağlıklı görünen tenine yöneldi. Çiçek hastalığına yakalananların yaklaşık üçte birinde neredeyse kesin ölümü haber veren irinli yaralar, Sarah’nın yüzünde yoktu. Yalnızca ellerinde, Blossom adlı ineği sağarken ortaya çıkan birkaç leke vardı.
Yerel halk bu çirkin görünümlü hastalığa “inek çiçeği” diyordu. Ancak birkaç kabarcık dışında Sarah ve diğer sütçü kızlar dikkat çekici biçimde sağlıklıydı. Jenner bunu bir rastlantı olarak görmedi.
Sınırlı gözlemlerine dayanarak Sarah’nın püstüllerinden küçük bir örnek aldı ve bunu James Phipps adlı genç bir çocuğun koluna enjekte etti. Daha sonra Phipps’i bu kez doğrudan çiçek hastalığıyla karşı karşıya bıraktı. Beklentilerin aksine çocuk hastalanmadı. Tüm risklerine rağmen bu girişim, Phipps’e bağışıklık kazandırmıştı.
Sonuç Olarak
Bugün etik açıdan ağır biçimde eleştirilen bu deney, tıpta yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Çiçek hastalığı da insanlığın tıbbi yöntemlerle tamamen ortadan kaldırdığı ilk hastalık hâline geldi. Çiçek hastalığının viral bir hastalık olduğu ortaya çıktığında, araştırmacılar hastalığa yol açan virüse Latince “çiçek” ya da “püstül” anlamına gelen variola adını verdi.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- The Mysterious Origins of the Smallpox Vaccine. Yayınlanma tarihi: 4 Temmuz 2018. Kaynak site: Smithsonianmag. Bağlantı: The Mysterious Origins of the Smallpox Vaccine
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





