100 yılı aşkın süredir bilim insanları, çok sayıda insanın tahminlerinin bir araya getirilmesinin şaşırtıcı derecede doğru sonuçlar doğurduğunu gözlemliyor. Bu olguya kalabalıkların bilgeliği adı veriliyor.

“Kalabalıkların bilgeliği” terimi, gazeteci James Surowiecki’nin 2004 yılında yayımladığı The Wisdom of Crowds: Why the Many Are Smarter Than the Few and How Collective Wisdom Shapes Business, Economies, Societies, and Nations adlı kitabıyla geniş kitlelerce tanındı ve popülerlik kazandı.
Bu düşüncenin kökeni genellikle, Charles Darwin’in kuzeni ve çok yönlü bir bilim insanı olan Sir Francis Galton’un 1907’de Nature dergisinde yayımladığı bir makaleye dayandırılır.

Kalabalıkların Bilgeliği Ne Anlama Geliyor?
1906 yılında Galton, bir hayvancılık fuarına katıldığında ilginç bir yarışmayla karşılaşır. Yarışmada katılımcılardan, canlı bir öküzün kesilip işlendikten sonraki ağırlığını tahmin etmeleri istenir. Ödül, tahmini en yakın olan kişiye verilecektir.
Yarışmaya yaklaşık 800 kişi katılır. Aralarında kasaplar ve çiftçiler gibi deneyimli kişiler de vardır. Ancak bireysel tahminlerin hiçbiri gerçek ağırlığa tam olarak yaklaşamaz. Bu sonuç, başlangıçta Galton’un “sıradan insanların çok da zeki olmadığı” yönündeki önyargısını doğruluyor gibi görünür.

Fakat Galton, tüm tahminleri toplayıp ortalamasını aldığında şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşır. Öküzün gerçek ağırlığı yaklaşık 543 kilogramdır. 800 kişinin tahminlerinin aritmetik ortalaması ise 542 kilogram civarındadır. Çeşitliliğe sahip bu kalabalık, uzmanlardan bile daha isabetli bir tahminde bulunmuştur. Galton, bu bulgusunu bir makale hâline getirerek yayımladı.
Güncel bir örnek ise Kim Milyoner Olmak İster? yarışmasındaki “Seyirciye Sor” bölümüdür. Stüdyodaki izleyicilerin en çok verdiği yanıt, vakaların yüzde 91’inde doğru çıkar.
Elbette tek tek daha iyi tahminler olacaktır. Ancak hangi kişinin tahmininin seçileceğine karar vermek başlı başına bir sorundur. Kalabalığın ortalaması tercih edildiğinde bu belirsizlik ortadan kalkar. Böylece rastgele bir seçim yapmaktan çok daha yüksek bir doğruluk olasılığı elde edilir.
Kalabalıkların Bilgeliğine Güvenmek Ne İşe Yarar?
Kalabalığın bilgeliği, en etkileyici hâlini uzmanların yanıldığı anlarda gösterdi. Gerçek bir kalabalık, kimi zaman sezgisel ama tutarlı biçimde doğruyu yakaladı.
Vortigern and Rowena Oyunu
Bu durumun erken örneklerinden biri, 18. yüzyılın sonunda Shakespeare’e atfedilen sözde kayıp oyun Vortigern and Rowena çevresinde yaşandı. Dönemin saygın isimleri, oyunun gerçekten Shakespeare’e ait olduğunu savunuyordu.

2 Nisan 1796 akşamı, büyük bir heyecanla sahnelenen Vortigern and Rowena, tıklım tıklım dolu bir salonda izleyiciyle buluştu. Ancak sahneye taşınan coşku, izleyicilerin gözünde hızla şaşkınlığa dönüştü.
Salondan yükselen yuhalamalar, oyunun beklentileri karşılamadığını açıkça ortaya koydu. Sıradan tiyatro izleyicilerinden oluşan kalabalık, yalnızca bir temsilin sonunda oyunun Shakespeare’e ait olamayacağını fark etti ve bu tek gösterim, tüm iddiaları sona erdirdi.
Challenger Felaketini Anlamak
28 Ocak 1986’da, uzay mekiği Challenger fırlatıldıktan sadece 73 saniye sonra parçalandı. İçindeki yedi astronot yaşamını yitirdi. Uzmanlar, sonraki otuz yıl boyunca felaketi tüm ayrıntılarıyla araştırdı. Ancak çoğu kişi, dikkat çekici bir noktayı gözden kaçırdı.

Patlamanın hemen ardından yatırımcılar, Challenger fırlatmasında görev alan dört ana yüklenicinin hisselerini hızla satmaya başladı: Lockheed, Rockwell International, Martin Marietta ve Morton Thiokol. Bu dört şirket arasında en sert düşüşü Morton Thiokol yaşadı. Şirketin hisseleri gün sonuna kadar yaklaşık yüzde 12 gerilerken, diğer üç şirketin kaybı yüzde 3 civarında kaldı.
Bu fark, yatırımcıların sorumluluğu Morton Thiokol’e yüklediğini gösteriyordu. Üstelik yatırımcılar bu tepkiyi, henüz ortada somut bir kanıt yokken verdi.
Altı ay sonra, yatırımcıların sezgilerinin doğru olduğu ortaya çıktı. Rogers Komisyonu’nun yürüttüğü soruşturmada, sorunun kaynağının Morton Thiokol’ün ürettiği itici roketlerdeki O-ring contalar olduğu ortaya çıktı. Ünlü fizikçi Richard Feynman, komisyonda yaptığı sunumla bu contaların düşük sıcaklıkta nasıl işlevsiz kaldığını açık biçimde gösterdi.
Yine de, kalabalığın bilgeliği bu kadar kısa sürede doğru şirketi nasıl tespit etti, henüz net bir yanıt bulmadı. Finansal piyasalar çok sayıda faktörü aynı anda değerlendirir; bu nedenle yatırımcıların hangi sinyallere dayanarak karar verdiğini anlamak her zaman kolay değildir. Fırlatma öncesinde bazı mühendislerin dile getirdiği kaygıların, bazı yatırımcılara ulaşmış olması elbette olasıdır.
Scorpion denizaltısının bulunması
22 Mayıs 1968’de ABD Donanması Scorpion adlı denizaltıyla bağlantıyı kaybetti. Enkazın bulunması gerekiyordu. Ancak eldeki istihbarat, aramanın yapılabileceği alanı yeterince daraltamıyordu.
Bunun üzerine deniz subayı John Craven alışılmadık bir yöntem denedi. Kalabalığın bilgeliğinden yararlanmaya karar verdi. Matematikçilerden kurtarma uzmanlarına kadar farklı alanlardan geniş bir gruba ulaştı. Her birinden, denizaltının nerede olabileceğine dair bir tahmin istedi.
Tahminler toplandı ve ortalaması alındı. Ortaya çıkan nokta, Scorpion’un daha sonra bulunduğu yerden yalnızca 200 metre uzaktaydı.
Ne Zaman İşe Yarar?
Kalabalığın bilgeliği, ilk bakışta kolay bir çözüm gibi görünür. Çok sayıda kişiye bir soru sorulur, yanıtlar toplanır ve sonuç çıkarılır. Ancak bu yöntem her zaman işe yaramaz. Kalabalığın gerçekten isabetli bir sonuca ulaşabilmesi için dört temel ölçüt belirleyici rol oynar.
İlk olarak, bağımsızlık gerekir. Her katılımcı, tahminini diğerlerinden habersiz şekilde yapmalıdır. İnsanlar, başkalarının ne düşündüğünü bildiğinde, yanıtlar birbirine benzemeye başlar ve fikir çeşitliliği kaybolur.
İkinci olarak, çeşitlilik önemlidir. Farklı geçmişlere, bilgi düzeylerine ve bakış açılarına sahip katılımcılar gerekir. Örneğin, öküzün ağırlığını tahmin etme yarışmasında çiftçiler, kasaplar, hayvancılık uzmanları ve konuya yalnızca uzaktan ilgi duyan kişiler birlikte yer almıştı.
Üçüncü ölçüt yerindenliktir. Katılımcıların tahminlerini, kendi kişisel ve yerel bilgilerine dayanarak yapmaları gerekir. Merkezî ve tek tip bilgiye bağımlı kalındığında, kolektif zekânın avantajı zayıflar.
Son olarak, birleştirme gerekir. Elde edilen tahminlerin, ortak bir sonuca dönüştürülmesi şarttır. Öküz örneğinde bu, tahminlerin basit ortalaması alınarak yapılmıştı. Bu yöntem en yaygın olanıdır, ancak tek seçenek değildir.
Özetle, her kalabalık isabetli tahmin üretemez. Gerçek bir kolektif bilgelik için sadece soruyu değil, kime sorulduğunu da doğru seçmek gerekir.
Kaynaklar ve ileri okumalar
- Why You Can’t Always Trust the Wisdom of the Crowd. Yayınlanma tarihi: 5 Aralık 2016. Kaynak site: Time Bağlantı: Why You Can’t Always Trust the Wisdom of the Crowd.
- How to unleash the wisdom of crowds. Kaynak site: Conversation. Yayınlanma tarihi: 9 Şubat 2016. Bağlantı:: https://doi.org/10.64628/AB.r6ewnr3nx
Size Bir Mesajımız Var!
Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.
Matematiksel





