Kimya

Prusya Mavisi İnsanlık Tarihini Nasıl Değiştirdi?

Prusya mavisi, bilinen ilk sentetik pigmenttir; aynı zamanda tarihteki ilk sentetik boyadır. Keşfi de planlı bir çalışmanın değil, rastlantının ürünüdür.

1706 yılında, renk tüccarı Johann Jacob Diesbach, koşnil böceklerinden kırmızı boya üretmeyi başaramadı ve bu nedenle filozof ve ilahiyatçı Johann Konrad Dippel’den yardım istedi. Dippel, simya ile ilgileniyordu. Hem adi metalleri altına çevirmeyi hem de insan ömrünü uzatacağına inandığı “yaşam iksirini” keşfetmeyi hedefliyordu.

Bu iksiri elde etmek için özellikle hayvan kemikleri gibi organik maddeleri potasla ayrıştırmayı denedi. Ortaya çıkan karışımı damıttığında, yoğun ve tatlımsı bir kötü kokuya sahip bir yağ üretti. Daha sonra bu yağa “Dippel yağı” adını verdi.

Johann Konrad Dippel (1673–1734). Alman bir teolog, simyacı ve doktor. Dippel, Almanya’nın Hessen bölgesinde, Frankenstein Şatosu’nda doğmuş ve bu nedenle hayatının belirli dönemlerinde “Frankenstein” soyadını kullanmıştır.

O dönemde insanlar, tadı ve kokusu ne kadar kötü olursa, bir maddenin o kadar şifalı olduğunu kabul ediyordu. Bu nedenle Dippel yağı, yaklaşık yüz yıl boyunca evrensel bir şifa kaynağı olarak büyük ilgi gördü.( Ancak o kadar zehirli bir bileşikti ki iki yüzyıl sonra kimyasal silah olarak kullanılacaktı.)

Prusya Mavisi Nasıl Bulundu?

Diesbach, koşnil böceklerinden kırmızı bir boya üretme konusunda deneyimliydi. Bu amaçla böcekleri, yeşil vitriyol ve potas ile birlikte kaynatıyordu. Ancak bu süreçte gerekli olan potası bulmakta zorlanmaya başlamıştı.

Dişi koşinil böcekleri kaktüslerle ziyafet çekerken (solda) tüylü beyaz bir balmumuyla kaplanır. (sağ üstte). Daha sonrasında boyayı işlemek için bu balmumunun çıkarılması ve gövdelerin (sağ altta) kurutmaları gerekecektir. Yarım kilo boya üretmek için yaklaşık 70.000 böceğe ihtiyaç vardır.

Yeşil vitriyol denen madde aslında demir sülfattı. Potas ise, odun artıkları ve bitkisel maddelerin bir kapta kaynatılıp suyu tamamen uçurulduğunda geride kalan küldü; bu külün büyük bölümü potasyum karbonattan oluşuyordu. Dippel’in elinde ise bu maddeden bol miktarda vardı. Sonuçta potas, Dippel’in “büyülü” ilacının temel bileşenlerinden biriydi.

Ancak Dippel’in potası, Diesbach’ın kullandığı vitriyolle bir araya geldiğinde beklenmedik bir şey oldu. Karışımdan son derece parlak ve etkileyici bir mavi renk ortaya çıktı.

Bu renk, Prusya ordusunun üniformaları için tam aranan tondaydı ve kısa sürede Prusya mavisi adıyla anılmaya başladı. Ressamlar da bu pigmente hızla ilgi gösterdi. Vincent van Gogh’un ünlü Yıldızlı Gece tablosundaki gökyüzünün etkileyici mavisi, Prusya mavisine dayanır.

Ressamlar için Prusya mavisi özellikle heyecan vericiydi, çünkü son derece pahalı olan ultramarini kullanmak zorunda kalmıyorlardı. Ultramarin, lapis lazuli taşlarının öğütülüp karmaşık bir saflaştırma sürecinden geçirilmesiyle elde ediliyordu.

Pablo Picasso, kendi “Mavi Döneminde” bu rengi sık olarak kullanmıştır. Japon ahşap-baskı sanatçısı Katsushika Hokusai ünlü eseri “ Kanagawa’nın Büyük Dalgası” (The Great Wave off Kanagawa)  adlı eserinde yine Prusya mavisini kullanmıştır.

Sonuç olarak

Bu keşif Avrupa’da adeta bir “mavi ateşi” başlattı. Tartışmalı teolojik görüşleri nedeniyle Berlin’de hakkında açılan davalardan kaçmak zorunda kalan Dippel, artık Prusya mavisi adıyla anılan bu yeni pigmenti ticarileştirmeyi başaramadı. Ancak bu kadar çarpıcı bir buluşun sırrı da uzun süre saklı kalamadı.

Yalnızca birkaç yıl içinde üretim tarifi fabrikalara girdi. Prusya mavisi resimde, duvar kâğıtlarında, bayraklarda ve posta pullarında yaygın biçimde kullanılmaya başladı; Prusya ordusunun resmî üniforma rengi hâline geldi.

İnsanlar bu renge adeta kapılmıştı. Hatta kelimenin tam anlamıyla onu içiyorlardı. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde, İngiliz Doğu Hindistan Şirketi, Avrupa’da daha egzotik görünsün diye Çin çaylarını Prusya mavisiyle boyuyordu.

Scheele, bu sentetik yeşil pigmenti ilk olarak 1775 yılında sodyum karbonata, arsenik trioksit  ekleyerek üretti. Son olarak, bu pigmentin parlak yeşil rengini sağlamak için bakır sülfat ekledi. Böylece, Scheele’in kimyasal formülü AsCuHO3 olan ölümcül yeşil rengi ortaya çıktı.
Paris Yeşili, zümrüt yeşili, gibi farklı isimler ile bilinen bu pigment kısa sürede moda olacaktı.

Dippel’in iksirinin bileşenlerinden biri, ilerleyen yıllarda Hokusai’nin Büyük Dalga’sındaki sulara rengini veren maviyi ortaya çıkarmakla sınırlı kalmayacaktı.

Prusya mavisi, ferrosiyanür adlı bir bileşik içerir. Bu maddeyle deneyler yapan Alman kimyager Carl Wilhelm Scheele, 1782 yılında bir kavanoz Prusya mavisini, üzerinde sülfürik asit kalıntıları bulunan bir kaşıkla tesadüfen karıştırdı. Bu basit görünen hata, modern çağın en etkili zehirlerinden birinin, yani siyanürün keşfiyle sonuçlandı. Scheele, ortaya çıkan bu yeni bileşiğe “Prusya asidi” adını verdi.


Kaynaklar ve ileri okumalar


Size Bir Mesajımız Var!

Matematiksel, matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konular da ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Matematiksel

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.