SOSYAL BİLİMLER

Komplo Teorilerine Neden İnanıyoruz?

İnsanlar son derece ihtimal dışı komplo teorilerine neden inanırlar? Bunun nedeni olaylarda kalıp saptama filtrelerimizin açık olması ve potansiyel yanlış kalıpları da inanç biçimimizle uyumluluk göstermesi durumunda çok fazla sorgulamadan bu filtrelerden içeriye kabul etmemiz şeklinde cevaplanıyor.

Komplo teorisyenleri de bu esnada, rastlantısal olayları anlamlı bir biçimde birbirleri ile bağlayarak anlamlı kalıplara dönüştürüyor ve bu kalıplara amaçlı özneler yüklüyorlar.

Sonucunda işin içine karşılaştığımız yeni bilgileri, benimsemiş olduğumuz görüşlerle, dünyaya bakışımızla ve inançlarımızla uyumlu olacak, onları doğrulayacak şekilde değerlendirme eğilimi olarak tanımlanan doğrulama eğilimi eklendiğinde komplocu kavrayışın temeli ortaya çıkmış oluyor.

Günümüzde sahte haberler ve komplo teorileri o kadar detaylı bir şekilde hazırlanıp yayılabiliyor ki en aklı başında, en zeki olanlarımız bile bunlara inanabiliyor.

Haberlere görsel eklenmesi okuyucunun haberi gözünde canlandırmasını kolaylaştırarak inanılırlığı artırıyor. Bilimle ilgili yalan haberlerde de beyin röntgeni görseli bulunmasının inanılırlığı artırdığı biliniyor.

En çok inanılan yalan haberlerin başında, insanların siyasi görüşlerini destekleyen haberler geliyor. Fanatik bir seçmen, rakip partiden biri hakkındaki asılsız iddialara inanmaya hazır halde oluyor. Bu da iddiaların çok fazla sorgulanmadan kabul görmesi anlamına geliyor.

Hele ki bu iddialar kendi güvendiği haber kaynakları ve otorite figürleri tarafından yayılıyorsa çoğu zaman inceleme gereği de duymuyor.

Yalan haberleri ve komplo teorilerini yaymanın en başarılı yolu ise sürekli tekrar edilmesi. Okuyucu aynı yalan haberi sürekli ve farklı kaynaklardan duyunca bir süre sonra doğru olduğuna kanaat getiriyor.

Bu gibi durumlarla karşılaşmış ve yalan habere inanan kişiyi delillerle ikna etmeye çalışmış olabilirsiniz. Ancak eminiz sizin de fark etmiş olacağınız gibi bu aslında pek de işe yarayan bir yöntem değil.

Üstelik araştırmalar gösteriyor ki, ikna etmeye çalıştığınız insanlar ne kadar zekiyse, yanlış inanışlarını değiştirmek de o kadar zorlaşıyor.

Komplo Teorileri İle Mücadele

Neyse ki bu durumu değiştirmenin bir yolu var. Uzmanlar, ‘aşılama’ adını verdikleri bir yöntemin yalan haberlere şüpheyle bakmayı sağladığını gördü.

George Mason Üniversitesinden John Cook ve Bristol Üniversitesinden Stephan Lewandowsky, iklim değişikliğine inanmayan kişilerle bir çalışma yürüttü. Bu kişilerin, bilimciler arasında iklim değişikliğine karşı şüpheyle yaklaşan geniş bir kitle olduğuna dair yanlış bir algısı vardı. Bu algı yayımlanan sahte imza kampanyaları ile desteklenmişti.

Cook ve Lewandowsky direkt olarak iklim değişikliği hakkında açıklama yapmak yerine, katılımcılara geçmişte sigara üreticilerinin kullandığı taktikleri gösterdi.

Sigara içmenin akciğer kanseri ile ilgisi olmadığını kanıtlamaya çalışan bu sahte araştırmaları gören katılımcılar, bazı konularda böyle yanıltıcı girişimler olabileceğine dair net bir örnek görmüş oldu. Bu taktikleri görmek, katılımcıların iklim değişikliğini reddeden sahte araştırmalara daha şüpheci yaklaşmasını sağladı.

Günümüzde yalan haberlerin yaygınlığı göz önünde bulundurulduğunda, yanlış bilgiyi tespit etme ve eleştirel düşünme gibi konuların okullarda öğretilmesi artık bir gereklilik haline geldi. Sonuçta bu yetenekler sadece komplo teorileri ve yalan haberleri fark etmek için değil, her türlü dolandırıcılığa karşı korunmak için de kullanılıyor.

Kişinin IQ’su ne olursa olsun, biraz şüpheci bir mantık yürütme, herkesin işine yarayacaktır.

Okumaya devam etmek için: Sahte Haberlerin Gerçek Tarihi

Kaynaklar:

https://www.theguardian.com/books/2019/apr/01/why-smart-people-are-more-likely-to-believe-fake-news

https://www.dunyahalleri.com/zeki-insanlar-sahte-haber-ve-komplo-teorilerine-daha-cok-inaniyor

Matematiksel

Sibel Çağlar

Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim…Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere...Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim.Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı.Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı