Anasayfa » ZİHİN AÇAN YAZILAR » Zekanız Hakkında Ne Bilebilirsiniz?

Zekanız Hakkında Ne Bilebilirsiniz?

İnsanlar, uzak ara, dünyadaki en zeki türü oluşturur. Ama bu ne anlama gelir?

On yıllar boyunca çok sayıda bilim insanı tarafından zekânın çok değişik tanımları yapılmıştır. Başarılı ilk IQ testinin yaratıcıları Fransız Binet ve Simon zekâyı şöyle tanımladı: “İyi muhakemede bulunmak, iyi akıl yürütmek; bunlar zekânın temel faaliyetleridir.”

Weschler Yetişkin Zekâ Ölçeği gibi testler aracılığıyla bugün hâlâ kullanılan sayısız zekâ ölçümü ve teorisi geliştiren Amerikalı psikolog David Weschler zekâyı, “amaçlı olarak hareket etme ve çevreyle etkin biçimde başa çıkma genel kapasitesinin toplamı” olarak tanımlamıştı.

Alandaki bir diğer öncü isim Philip E. Vernon zekâ için, “ilişkileri anlamak, kavramak ve akıl yürütmek için etkili genel bilişsel yetenekler” diyordu.

İnsanlar bir şeyle doğrudan etkileşime girmeden onu anlayabilecek kadar zekidir. Örneğin tipik bir insan büyük asma kilitlerle kapanmış bir kapıya yaklaşırsa hızla şöyle düşünür, “Pekâlâ, kapı kilitli” ve gidip başka bir giriş aramaya başlar. Bu ufak bir şey olarak görülebilir ama zekânın açık bir işaretidir; kişi durumu gözlemler, ne anlama geldiğini çıkarsar ve buna uygun şekilde tepki verir.

Mantık, akıl yürütme, kavrama, planlama; bunların hepsi eylem belirlemek için kullanılmıştır. Bu zekâdır.

Zekâyı ölçmek için bir yola sahibiz: IQ testleri.

IQ zekânın kaygan, belirsiz doğasını hesaba katan bir ölçümdür ama çoğu insan bu testlerin olduğundan daha kesin sonuçlar verdiğini varsayar.

Bir popülasyonun ortalama IQ’su her zaman 100’dür. Eğer birisi, “X ülkesinin ortalama IQ’su sadece 85’tir” derse bu yanlıştır. Aşağı yukarı şunu demekle aynı şeye gelir: “Bir metrenin uzunluğu X ülkesinde sadece 85 santimdir.”

Geçerli IQ testleri, saptanan “normal” dağılıma göre sizin kendi popülasyonunuzdaki tipik zekâ dağılımında nereye düştüğünüzü söylerler. 90 ila 110 arasındaki bir IQ ortalama olarak değerlendirilir, 110 ila 119 arası “ortalama üstü”, 120 ila 129 arası “üstün” ve 130’un üzerindeki her şey “çok üstün” olarak sınıflandırılır. Öte yandan, 80 ila 89 arasındaki bir IQ “ortalama altı”, 70 ila 79 arası “sınır” ve 69’un altındaki herhangi bir şey “aşırı düşük” olarak değerlendirilir.

Popülasyonun yüzde 80’inden fazlası, 80 ila 119 arasında ortalama bölgeler içine düşer.

Tipik bir IQ testi sizin ham zekânızı ölçmez ama popülasyonun geri kalanıyla karşılaştırıldığında ne kadar zeki olduğunuzu açığa vurur.

Bunun kafa karıştırıcı sonuçları da olabilir.

Diyelim ki kuvvetli bir virüs 100’ün üstünde IQ’ya sahip herkesi dünyadan silip süpürdü. Geride kalan insanlar hâlâ 100 ortalama IQ’ya sahip olacaktır. Salgından önce 99 IQ’ya sahip olanlar aniden 130 üstüne çıkacaktır.

Albert Einstein ve Stephen Hawking gibi insanların IQ’larının 160 bölgesinde olduğu ölçülmüştür, çok üstün seviye de olsa popülasyon ortalamasının 100 olduğunu düşündüğünüzde bu o kadar da etkileyici görünmez.

Ortalama IQ her zaman 100’dür ama bunun fiilen zekâ anlamında neye değer olduğu değişkendir.

Bilim insanları ve araştırmacılar tarafından kullanılan IQ testleri titizlikle tasarlanmıştır. Bu bilimsel IQ testleri, desen tamamlama testleriyle uzamsal farkındalığı, belli sorularla kavrama hızını, deneğin belli kategorilerden sözcükler saymasını isteyerek sözel akıcılığı vb. ölçer; bunlar araştırılması gereken mantıklı şeyler olsa da bir dehayı, zekâsının sınırlarını saptayacak şekilde tanımlaması pek mümkün değildir.

Bir başka sorun da zekâ testlerindeki performansın daha çok sosyal yetişme koşulları, genel sağlık, test yeteneği, eğitim seviyesi vb. şeylere de bağlı olmasıdır. Dolayısıyla testler faydalı olabilir ama ölçmeye niyetlendikleri şey için kesin cevap değillerdir.

Araştırmalar zekâ testlerindeki performansın tüm değişiklikler ya da öğrenme deneyimlerine rağmen bir insanın hayatı boyunca epey sabit kaldığını göstermiştir, demek ki bir dizi rastgele durumdan ziyade içsel bir niteliği tespit ediyor olmalılar.

Kısacası zekâyı ölçmek, hatta güvenilir şekilde tanımlamak bile zor zanaat.

Biz en iyisi sayılara takılmayalım…

Kaynak: Dean Burnett – Bir Sinirbilimci Beyninizde Neler Olup Bittiğini Anlatıyor, syf: 101- 105

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Sibel Çağlar

Avatar
Kadıköy Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi, ardından uzun süre özel sektörde matematik öğretmenliği, eğitim koordinatörlüğü diye uzar gider özgeçmişim… Önemli olan katedilen değil, biriktirdiklerimiz ve aktarabildiklerimizdir bizden sonra gelenlere... Eğitim sisteminin içinde bulunduğu çıkmazı yıllarca iliklerimde hissettikten sonra, peki ama ne yapabilirim düşüncesiyle bu web sitesini kurmaya karar verdim. Amacım bilime ilgiyi arttırmak, bilimin özellikle matematiğin zihin açıcı yönünü açığa koymaktı. Yolumuz daha uzun ve zorlu ancak en azından deniyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.