Yürümenin Felsefesi

Yürümenin Felsefesi için son zamanlarda okuduğum insan hayatında kalıcı iz bırakacak içerikte kalburüstü bir kitap diyebilirim. Felsefe kelimesine karşı bir uzaklığınız varsa bile düşünme eyleminin insani bir eylem olduğunu hatırla(t)makta fayda var.

En son söyleyeceğimizi en başta söylememiz gerekirse; bu kitap başlığının hakkını fazlasıyla veriyor. Ben isim koyacak olsaydım “Yürümenin Bitmeyen Hikâyesi veya Felsefesi” diyebilirdim.

Öncelikle Fransız yazar Frederic Gros kalemi çok güçlü olduğu hissedilen bir felsefe profesörü, kitabın orjinali Marcher, une philosophie.
Tercüme konusunda, ilk sayfalardan ilerledikçe olumsuz olan düşüncem sonrasında pozitife dönüştü.

Tercüme işi kolay değildir. Hangi alanda yapılacaksa o alana ait kavramların özümsenmesi gerekir. Albina Ulutaşlı’nın tercümesi insanı kitabın orijinaline gitme ihtiyacı hissettirmiyor. Bence kelime hazinesi çok geniş bir tercüme olmuş.

Tek bir şerhim; orijinal -kaynakta hangi kelimeyle ifade edilmiş bilmiyorum- Gandhi ‘nin anlatıldığı 172. sayfada “tekabüliyet” -parallelik “correspondance” ifadesinin yerine “mütekabiliyet” – karşılıklılık “reciprocity” olması gerekli gibi geldi sadece.

Kitap bölümler halinde yaşadığı çağın ötesine seslenmiş ve iz bırakmış başta Nietzsche, Rousseau, Thoreau ve Kant gibi önemli filozoflar olmak üzere Nerval ve Rimbaud gibi kalemi güçlü şair ve yazarlarla birlikte sivil itaatsizlik deyince ilk akla gelen Gandi gibi şahsiyetlerin yürümeyle olan ilişkileri üzerinden size uzun bir yolculuk yaptırıyor.

Ayrıca bu önemli şahsiyetlerin hayatına dair önemli çizgileri bu yürüyüş vesileyle bulmuş olacaksınız.

Kitap en başta sizi durup düşündürecek “yürümek spor değildir” diyerek başlıyor. Zihniniz o halde ne öyleyse sorusunun cevabını 180 sayfada fazlasıyla buluyor. Eğer bir kitap sizde merak uyandırıyorsa o kitabı okuyun.

Bir de yürümekle aranız nasıl? Eğer iyi bir yürüyüşçü iseniz yürümenin nelere kadir olduğunu yaşanmış örnekleriyle göreceksiniz. Ayaklarını kaybedinceye kadar yürüyenlerden, her türlü şehir şöhretinden kaçan ve kendini orman yürüyüşlerine atanlara, sorunlarını yürüyerek çözenlerden hayatın anlamını yürümekle bulanlara ve dualarına yürümeyi eşlik edenlere kadar çok fazla sayıda örnek…

Kitap sadece soyut olarak yürümenin felsefesini yapmıyor. Nasıl yürüyeceğinize kadar, iyi yürüyüşçülerden aldığı derslerle ve ayrıntısıyla anlatıyor.

Örneğin, tek mi birkaç kişiyle mi yürümek? Hızlı mı yavaş mı yürümek? Uzun mu kısa mı yürümek? Amaçlı mı amaçsız mı yürümek? Nasıl yürürsek gerçekten yürümüş oluruz, fazlasıyla detaylar yer almakta.

Yürümenin çoğu insan eyleminin üzerinde tutulduğunu, hatta tabuları yıkacak seviyede okumanın önüne dahi geçirildiğine şahit olacaksınız. Çünkü yürürken de evreni / kâinatı okuyacaksınız. Bunu bizdeki kutsal ziyaretlere de karşılık gelen “hac yolculukları” için dağlarda yapılan yürüyüşlerde bulmak mümkün.

Ama herkesin yürümeye farklı anlamlar yükleyebildiği de bir gerçek. Örneğin, Kant yazmadan önce yürürken başka birisi çözemediği problemleri halletmek için, kimisi hakikate ulaşmak, kimisi doğayla buluşmak için ve bu “içinler” sürerek devam edebiliyor.

Sonuç; siz iyisi mi yürüyün ama spor olsun diye değil, uzunca, kendinizi kaybedercesine ve unuturcasına yürüyün. Yürümenin ritmini yakalayın, iki ayağı üzerine durabilen “insan” olmanın hazzını duyarcasına yürüyün.

Aradığınız bir şeyler varsa, örneğin hakikati kendi hakikatinizi arıyorsanız, yürürken ya gözünüze ya kulağınıza ya aklınıza olmadı kalbinize muhakkak bir şeylerin fısıldanacağı inancıyla yürüyün.

Kitapta bir noktada yürümek o kadar kutsala doğru yola çıkar ki yürümeyi sevmeyen filozof dahi olsa onları es geçer ve kinikler denilen (bizdeki meczuplara benziyor) insanların absürt, doğal ama hayvansı hareket ve davranışlarının yürümekle birlikte cazip gösterildiğini de görüp yadırgayabilirsiniz.

Kitap bazılarına ağır gelse bile sürükleyici ve yoğun betimlemeleriyle kendinizi içine itilmiş bulacaksınız. Okuma alışkanlığı olanlar için sorun teşkil etmeyecektir, fakat başlarda sıkılırsanız sonuna kadar sebatla okuyun, pişman olmayacaksınız. Kitabı yürürken okumayacaksınız evet, ama okuduktan sonra yürüyeceksiniz, unutmayın!

Yürümenin Felsefesi isimli kitapla ilgili benim yazacağım çok şey var. Gördüğünüz gibi yürümenin kahramanları olarak öne çıkarılan tarihte iz bırakmış kişilerden hiç bahsedemedik. Bu kitap üzerine gerçekten bir kitap yazılabilir.

İçeriği gerçekten dolu ve kuvvetli, yakaladığı aforizmalar ayrı bir yazı konusu olabilir, altını çizdiğim sadece bir tanesiyle bitiriyorum.

“Bedenin üstlendiği bu tekdüze vazife düşünceyi özgür bırakır”

Yorum ve değerlendirmelerinizi #linkedin adresimden yapabilirsiniz. İyi okumalar.

Yasin Kalli

www.linkedin.com/in/yasinkalli

Matematiksel

Etiketler

Editör

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.
Başa dön tuşu