Anasayfa » ZİHİN AÇAN YAZILAR » Yıkımın Vermiş Olduğu Haz

Yıkımın Vermiş Olduğu Haz

Muhtemelen, gerek sosyal medyada gerekse bizzat kendiniz, insanların yol kenarında veya inşaat alanı yakınlarında yıkım yapan iş makinelerini izlediğine şahit olmuşsunuzdur. Dozerler, vinçler, tahrip olan yapılar..

Peki, sosyal medya literatürüne tabir-i caizse ‘ata sporumuz’ olarak geçen bu durumun sebebi nedir?

Herhangi bir olgu üzerinde kontrolü elinde bulundurmak, insanın en temel ihtiyaçlarından bir tanesidir. Her ne kadar pozitif dürtülere sahip olsak da, yıkıma, bir nesneyi ya da olguyu tahrip etme üzerine de dürtülerimiz mevcuttur. Bu bağlamda kasti olarak bir şeyi tahrip etmek, haz veren bir olgudur çünkü insana tahrip olan şey üzerinde bir kontrole sahip olduğu hissi verir ve kendisini güçlü hissettirir. Ayrıca bu tahrip etme dürtüsü yalnızca somut bir nesne üzerinde etkili olmamaktadır.

Zaman zaman kendimize bile zarar verebilecek bir şekilde davranmaya meyilliyizdir. Özellikle bir şeyin uygun olmadığını düşündüğümüz durumlarda bu tahrip etme dürtüsü kendini göstermektedir. Buna örnek olarak, sürekli başarısızlık hissi yaşayan bir insanın, ilişkisini bitirmeye meyilli olması ya da çevresindekilerden uzaklaşma, kendi kabuğuna çekilme dürtüsü verilebilir. Savaş esnasında arkadaşının vurulduğunu gören bir askerin gözünün dönmesi ve önüne gelen hemen her şeyi tahrip etme dürtüsü bir diğer örnek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Henüz üstbenliğimizin tam oturmadığı çocukluk yaşlarında, nesneleri kırmak, oyuncakları parçalarına ayırmak şeklinde etkisini gösteren bu dürtü, ilerleyen yaşlarda yerini fiziksel aktivite gerektiren sporlara bırakmaktadır. Çünkü günlük yaşantımızda, örneğin herhangi bir sinir harbinde, bir şeylere kırma, zarar verme isteği, gerek sosyal gerekse maddi ve manevi anlamda olumsuz sonuçlara neden olabilmektedir.

Örneğin telefonda tartışan çiftler, her tartışma sonrası telefonu duvara fırlatıp parçalama dürtüsüne engel olmak durumunda kalmaktadır. Bu negatif enerjiyi dışarı atmanın en makul yolu ise fiziksel aktivitelerdir.

Sigmund Freud bu olguyu, yaşama dürtüsü olan Eros’un zıttı olarak ölüm dürtüsü olan Thanatos şeklinde tanımlamıştır. Thanatos’u korku, nefret, kızgınlık gibi olumsuz duygularla ilişkilendirmiş, cinayet, tahrip gibi anti-sosyal davranışlara sebep olduğunu vurgulamıştır.

Evrimsel perspektiften baktığımızda ise tahrip etme ya da tahrip olanı izleme hazzı ilginç bir hal almaktadır. Aynı av peşinde koşan iki yırtıcının birbirlerini tahrip etme isteği, özellikle etrafta tonlarca, size zarar vermek isteyen yırtıcının olduğu avcı-toplayıcı dönemlerde, insanların kendisine zarar verebilecek canlıların tahribinden fayda sağlamaları ya da hayvanların kendi gen havuzundan olmayan canlıları öldürme dürtüsü ve güç göstergesi evrimsel açıdan yıkımın, canlılar dünyasında bir kontrolü eline alma mekanizması olarak görülmesini sağlamaktadır. Son olguya örnek olarak aslanların, kendi gen havuzundan olmayan genç aslanları öldürmesi verilebilir.

Sonuç olarak, yıkıma sebep olmak ya da hatta uzaktan izlemek bir güç ve kontrolü eline almanın bir göstergesi olabilir. Çoğu zaman biz bu dürtümüzü çeşitli sosyal normlardan dolayı dizginlemek zorunda kalsak da, yıkımı seyretmenin, bir nevi bastırılmış dürtümüzü tatmin etme konusunda yardımcı olduğu söylenebilir.

Hakan ULUÇAY

Kaynaklar

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Yazıyı Hazırlayan: Hakan Uluçay

Hakan Uluçay
Doğuştan meraklı, okumayı, araştırmayı, yeni bilgiler edinmeyi seven bir insanım. Nörobilim, evrim, tarih, felsefe, psikoloji gibi alanlara ilgi duyuyorsam da yıllardır değişmeyen asıl odağım astrofiziktir. Kurumsal hayat içinde bir bilimsever olarak okuduklarımı, ilgimi çeken yazıları insanlarla paylaşmak ve popüler bilime bir nebze olsun katkı sağlamak için buradayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.