Kişisel Gelişim

Yetişkinler İçin Marshmallow Testi ve Alışkanlıklarımız

İlk defa 1960’lı yılların sonunda psikolog Walter Mischel tarafından yürütülen Marshmallow testi gelişim psikolojisinin mihenk taşlarından birisidir. Bu deneyde, Stanford’daki Bing anaokulunda eğitim gören ve yaşları dört ile altı arasında değişen çocuklar sadece bir masanın ve bir sandalyenin bulunduğu bir odaya alınır. Masanın üzerinde kurabiyeler, çubuk krakerler ve marşmelovlar vardır. Her çocuğa masanın üzerindeki yiyeceği yemeden 15 dakika beklemesi durumunda, o yiyecekten bir tane daha verileceği söylenir. Çocuk daha sonra odada yalnız bırakılır. Bu deneyi takip eden çalışmalarda çocuklar artık ergenlik çağına gelmişlerdir ve 15 dakika bekleyerek ödülü hak eden çocuklar, hayatın çeşitli alanlarında başarıyı daha kolay yakalayabilen gençlere dönüşmüştür.

2011 yılında yukarıda bahsedilen ilk testin uygulandığı ve artık kırklı yaşlarında olan 59 katılımcıyla yapılan başka bir çalışma, çocukluğunda ödül için 15 dakika bekleyebilen yetişkinlerin prefrontal korteksinde daha yüksek seviyede beyin aktivitesi gözlemlenmiştir. Bu bulgu, prefrontal korteksin dikkatimizi yönetmede ve duygularımızı kontrol altında tutmakta oynadığı rol açısından önemli bir bulgudur.

Marshmallow testi

Marshmallow Testinin Başka Bir Hali

Yetişkin insanlar Marshmallow testinin başka bir hali ile neredeyse günün her anında karşı karşıya gelmektedir. Günümüzde, şekerlemenin okul öncesi çocukların üzerinde kurduğu hakimiyet, yetişkinler üzerinde internet tarayıcısı sekmeleri, telefonlar, tabletler ve hatta saatlerden yardım alınarak kurulur. Beynimizin ödül olarak verilen şekerli yiyeceklere karşı geliştirdiği tepki mekanizması gibi, etrafımızdaki insanlarla ilgili yeni bilgiye ve onlarla olan etkileşimimize dikkat kesilen bir hale evrildik. İlk insanların hayatları boyunca ancak tanıyabileceği insan sayısı ile bugün bizler bir saat içerisinde etkileşime geçebilecek durumdayız. Tüm bunlar beynimizde başa çıkılması gereken ciddi bir durum meydana getiriyor. Yetişkinler için Marshmallow testinden kastettiğimiz şey tam olarak bu.

Bizi sürekli biçimde kesintiye uğratan sadece bildirimler, alarmlar, bip sesleri ve titireşimler değil, biz de sürekli yeni bilginin peşine düşerek kendimizi kesintiye uğratıyoruz. Birisiyle bir şey konuşurken birden telefonumuza bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bütün dikkatimizi vermemiz gereken bir işin ortasında e-posta hesabımızı kontrol diyoruz. Daha bir dakika önce baktığımız sosyal medya hesaplarımızda tekrar bakma dürtümüze engel olamıyoruz. Bu dağılmaların yapabileceğimizin en iyisini yapamayışımıza, üretkenliğimizi azaltmaya ve kendimizi mahcup hissetmeye olan etkileri tartışılmaz. En önemli amacı bizi kesintiye uğratmak ve dikkatimizi çelmek olan olağanüstü güçlü ve iyi tasarlanmış sistemlerin insafına kalmış durumdayız.

Gereksiz dikkat dağınıklıklarından kaçınmak için ne yapmalıyız?

Durumun farkına var.

Farkındalık durumu değiştirmek için yeterli olmasa da, her zaman gerekli olan ilk adımdır. Hangi sıklıkla telefonunuzu kontrol ettiğiniz, bütün dikkatinizi verdiğiniz bir işin ortasında hissetiğiniz e-postanızı kontrol etme dürtüsü, hangi sıklıkta sosyal medya hesaplarınızı kontrol ettiğiniz, bu kontrolün sizde boşa geçen zaman algısı yaratıp yaratmadığı gibi durumları yoklamak farkındalık sağlamak adına önemli. Gördüğünüz gibi Marshmallow testine her an maruz kalıyoruz. Testi geçip geçmediğimiz ise muamma.

Etrafındaki araçları gör ve onlar üzerinde kontrol sağla.

Yukarıda bahsettiğimiz bölünmeler telefon, e-posta, sosyal medya gibi araçları tasarlayan kişiler tarafından özel olarak amaçlanmıştır. Bu araçlar bize içinde bulunduğumuz manzaranın bir parçası, kendi bedenimizin bir diğer uzvu gibi gelir, onları birer araç olarak görmekte genellikle başarısız oluruz. Etrafımızdaki araçları gördükten sonra iş onlar üzerinde kontrol sağlamaya gelir. Burada cevabını aramamız gereken sorular, hangi araçları kullandığımız, bu araçların bizi nasıl böldüğü, bize kendimizi bölmemiz için ne kadar kolaylık sağladığı, hangi alarm ve uyarıları etkisiz hale getirebileceğimiz, bu bölünmelere katkı sağlayamaya uygun özelliklere hangi limitleri koyabileceğimiz gibi sorulardır.

Duyguları yönet ve farkındalığa yatırım yap.

Biz kendi üzerimizde çalışmaya niyet etmezsek hiçbir teknik müdahalenin durumu kurtarmak için bir faydası olmayacaktır. Tüm bu dinamiğin kalbinde duygularımız yatar. Kendimizi tekrar tekrar kesintiye uğratmanın ateşleyicisi, yeni bilgiye karşı hissettiğimiz heyecandır ve yapmaya niyetlendiğimiz her değişiklik bu hisle birdenbire dürtülenmek yerine bu duyguyu anlamakta ve baskılamaktaki yeteneğimize katkı sağlayacaktır.

Duygu yönetimi için yazılmış herhangi bir hazır reçete olmamakla birlikte, yine de kolaylıkla uygulayabileceğimiz çeşitli yöntemler vardır. Düzenli egzersiz yapmak ve yeterince uyumak bu yöntemlerin en önemlileridir. Bunların dışında günlük tutarak deneyimlerimizi tekrar gözden geçirme fırsatı yakalamaya çalışmak veya profesyonel destek almak ve her gün birkaç dakika da olsa meditasyona vakit ayırmak duygusal tepkilerimizi anlamaya ve odaklanmaya yardımcı olabilir.

Göz Atmak İsterseniz

Kaynak ve ileri okuma: The Marshmallow Test for Grownups; https://hbr.org/2014/09/the-marshmallow-test-for-grownups

Matematiksel

Fatma Ayca Cetinkaya

Matematik alanındaki lisans derecemi Ankara Üniversitesi'nden, yüksek lisans ve doktora derecelerimi Mersin Üniversitesi'nden aldım. Mersin Üniversitesi Matematik bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.