Dünyayı Değiştiren Ancak Tesadüfen Bulunan 10 İcat

Dünyayı değiştiren bir icadın nasıl bulunduğunu hiç düşündünüz mü? Çoğunlukla bir icadı, gece gündüz çalışan olağanüstü zeki bir bilim insanı tarafından bir plan ve program çerçevesinde ortaya koyulan bir çalışma olarak hayal ederiz. Ancak bu nadiren gerçek olur. Aslında çoğu icat basit bir tesadüf sonucunda hayatımıza dahil olur. Bu yazımızda tesadüfen bulunan icatlar ve kısa hikayelerini sizlerle paylaşalım.

Tesadüfen Bulunan İcatlar

Penisilin

Deney kabına yabancı maddenin karışması aslında bilim insanlarının tercih ettiği bir durum olmasa da günümüzde Alexander Fleming’i bu sayede tanıyoruz. Grip virüsünü araştıran Fleming, tatile giderken kazara petri kaplarından bir tanesini açıkta unuttu. Döndüğünde, içinde stafilokok bakterisi yetiştirdiği petri kabında küfünde ürediğini gördü.

Fleming, daha yakından baktığında küfün etrafındaki halka biçimli bir bölgede bakterinin yetişmediğini fark etti. Bunun nedeni de aslında kaba bulaşmış olan Penicillium bakterisinin ürettiği penisilindi. Fleming daha sonraları, küften elde edilen bu maddenin birçok farklı türden bakteriyi öldürebildiğini anladı. Fleming bu hatayı yapmasaydı antibiyotikler belki de hiç keşfedilmeyecekti.

Çikolata Parçacıklı Kurabiye

Toll House Inn’nin sahibi Ruth Wakefield, kurabiye hamurunu mikserle karıştırırken mikserin yaydığı titreşim raftaki çikolataları hamurun içine düşmesine neden olur. Wakefield, hamuru çöpe atmak yerine çikolatayı küçük parçalara ayırarak yeni bir lezzetin mucidi olur.

Cips

Aslında bu icat, tarihte öfkenin kişiye sağaldığı tek kazanç olarak kabul edilebilir. Ancak bunun nedenini anlamak için biraz geçmişe gitmemiz lazım. 1853 yılında, New York’ta bir restoranda, bir müşteri kızarmış patateslerin kalın olduğundan şikayet edip duruyordu. Nihayetinde şef George Crum bu durumdan çok sıkılacaktı. Bu nedenle sonraki siparişte patatesleri ince dilimler halinde kesti, iyice kızarttı ve bolca tuzladı. Bu sayede atıştırma alışkanlığımız da değişmiş oldu.

Kalp Pili

Buffalo Üniversitesinde elektrik mühendisi olarak çalışan John Hopps, hipotermiye çare olacak bir cihaz geliştirmeyi hedefliyordu. Deneyleri esnasında, radyo frekansıyla çalışan bu cihaz yardımıyla duran bir kalbi yapay uyarılarla tekrar çalıştırabileceğini anladı. Sonrasındaki iki yılı bu buluşu minyatürleştirmek ve vücut sıvılarına karşı korumak için harcadı. Sonucunda ortaya çıkan bir kalp pili oldu. Bu sayede de milyonlarca kişinin hayatı kurtuldu.

Mikrodalga Fırın

mikrodalga fırın

Mikrodalga fırınlarımız, dünyadaki en popüler ev aletlerinden biri haline geldi. Ancak çok az insan bunun tamamen tesadüfen icat edildiğini biliyor. Bazen hayat insana hiç beklenmedik sürprizler hazırlar, okuyacağınız hikaye de bunun güzel bir örneği.

Percy Spencer  askeri elektronik cihazlar üreten Raytheon şirketinde radar sistemleri üzerinde araştırmalar yapıyordu. Radar magnetron adı verilen bir cihazla çalışırken kazayla müthiş bir şey keşfetti. Spencer’ın farkında olmadığı şey, aleti çalıştırırken cebine doğru tutmuş olduğuydu. Bir süre sonra cebinde bulunan çikolatanın erimiş olduğunu fark etti. Bir sonraki denemede hedefi yumurta pişirmekti. Sonuç deneyi izleyen kişilerin yüzüne patlayan yumurtalar idi elbette. Bu denemeleri ona mikrodalga ışınların pişirmede kullanılabileceğini gösterdi. 

Sakarin (Yapay Tatlandırıcı)

İlk yapay tatlandırıcı olan sakarini, Constantin Fahlberg icat etti. Koruyucu maddeler üstünde çalışan Fahlberg, bir yandan da elindeki ekmeği yiyordu. Sonra, eline bulaşmış bir madde yüzünden ekmeğin tadının hafif şekerli geldiğini fark etti. Laboratuvara dönüp adımlarını geriye doğru takip edince bizler de yapay tatlandırıcı yani sakarin ile tanışmış olduk.

Kola

Amerikan İç Savaşı’nda yaralanan kimyager John Pemberton, morfin bağımlısı olup çıkmıştı. 1886’da alternatif olarak koka bitkisi üzerinde araştırmalar yapmaya başladı. Bir süre sonra, çalışmaları sırasında kokulu, karamel rengi bir sıvı elde etti. Sonrasında bu sıvıyı gazlı suyla karıştırmaya ve bardağı beş sentten satmaya başladı. Devamını aslında biliyorsunuz. Coca-Cola adlı bu meşrubat, dünyanın en değerli dördüncü markasına dönüştü.

Bakalit

Telefonların gövdelerinde eskiden bakalit kullanılıyordu.

Bakalit, Leo Hendrik Baekeland adlı Belçikalı kimyacı tarafından 1909 yılında tesadüf eseri bulunmuştur. Baekeland aslında lak böceklerinden elde edilen pahalı bir ürün olan gomalak için sentetik bir karışım yapmaya çalışıyordu. Baekeland, formaldehit ile kömürün atık bir ürünü olan fenolü birleştirdi ve karışımı ısıya maruz bıraktı. Gomalak benzeri bir malzeme yerine, istemeden ısı ve baskı altında erimeyen benzersiz bir polimer yarattı. Buna bakalit adını verecekti. Sonrasında da bu madde takıdan elektrikli malzemelere kadar her alanda kullanılır hale geldi.

Mürekkep Püskürtmeli Yazıcı

1980lerden önce kullanılan yazıcılar genellikle hareket eden parçalardan, pompalardan ve atık keselerinden oluşmaktaydı. Tüm bu parçaların varlığı, bu yazıcıları pahalı, hantal ve verimsiz hale getiriyordu. Modern mürekkep püskürtmeli yazıcı ise tüm bu olumsuz özellikleri ortadan kaldırmayı hedefliyordu. 1970lerde Japonya’da Canon ve Hewlett-Packard, ilk kullanılabilir mürekkep püskürtmeli yazıcıyı üretmek için birbirleri ile yarış halindeydiler. Ancak, Hewlett-Packard, Canon’da çalışan bir araştırmacı olan Ichiro Endo tarafından yenilgiye uğrayacaktı. Endo’nun bu yazıcıyı üretmesine ilham kaynağı olan şey ise içi mürekkep dolu bir şırıngaya kazara bir lehim havyasının dokunmasını görmesi oldu. Isı mürekkebin hacminin artmasına ve dışarı taşmasına neden oldu. Endo, mürekkebi kontrollü bir şekilde akıtmanın yönteminin bu olduğunun farkına vardı ve birkaç gün içerisinde, daha sonra Canon Bubblejet adını alacak olan yazıcıyı üretti.

X-Ray

Röntgen, eşinin elinin fotoğrafını X-ışınlarıyla oluşan fotoğraf plakasında gördüğü zaman keşfinin tıbbi olarak kullanılabileceğini anladı.

8 Kasım 1895’te Alman fizik profesörü Wilhelm Röntgen, katot ışını tüplerinin etkilerini incelerken tuhaf bir buluşa imza attı. Yaptığı bir deneyde bir tüpün içindeki tüm havayı boşalttı ve içini gazla doldurup elektrik akımı geçirdi. Üstü siyah kâğıtla kaplanmış olmasına rağmen, birkaç metre ötedeki bir yüzeyin görünmez ışınlarla aydınlatıldığını fark etti. Sonrasında da bu durumun bilinmezliğini vurgulamak için bu ışınlara “X” adını verdi. Röntgen bu bilinmeyen ışınları sistematik olarak incelemeye başladı. İlk keşfinden iki ay sonra, makalesini yayınladı. Daha sonra bu ışınların insan dokusunu geçtikleri ve kemiklerin görüntülenmesine izin verdikleri anlaşıldı. Tesadüfen bulunan icatların bir kısmının hikayesi bu biçimde. Eğer ekleme yapmak isterseniz yorumlardan bize iletebilirsiniz.



Kaynaklarlar ve ileri okumalar: 

  • 15 Life-Changing Inventions That Were Created By Mistake; Bağlantı: www.businessinsider.com
  • 10 Inventions That Changed The World, But Were Made By Mistake; Yayınlanma tarihi: 24 Mart 2015; Bağlantı: www.storypick.com
  • 10 Accidental Inventions That Changed the World; Yayınlanma tarihi: 5 Haziran 2017; Bağlantı: https://www.treehugger.com/

Dip Not

Matematiksel, 2015 yılından beri yayında olan ve Türkiye’de matematiğe karşı duyulan önyargıyı azaltmak ve ilgiyi arttırmak amacıyla kurulmuş bir platformdur. Sitemizde, öncelikli olarak matematik ile ilgili yazılar yer almaktadır. Ancak bilimin bütünsel yapısı itibari ile diğer bilim dalları ile ilgili konularda ilerleyen yıllarda sitemize dahil edilmiştir. Bu sitenin tek kazancı sizlere göstermek zorunda kaldığımız reklamlardır. Yüksek okunurluk düzeyine sahip bir web sitesi barındırmak ne yazık ki günümüzde oldukça masraflıdır. Bu konuda bizi anlayacağınızı umuyoruz. Ayrıca yazımızı paylaşarak da büyümemize destek olabilirsiniz. Matematik ile kalalım, bilim ile kalalım.

Sibel Çağlar

Merhabalar. Matematik öğretmeni olarak başladığım hayatıma 2016 yılında kurduğum matematiksel.org web sitesinde içerikler üreterek devam ediyorum. Matematiğin aydınlık yüzünü paylaşıyorum. Amacım matematiğin hayattan kopuk olmadığını kanıtlamaktı. Devamında ekip arkadaşlarımın da dahil olması ile kocaman bir aile olduk. Amacımıza da kısmen ulaştık. Yolumuz daha uzun ama kesinlikle çok keyifli.
Başa dön tuşu