GÜNDEMYAŞAM

Vücudun Temel Koruması Olan Bağışıklık Sistemi Nasıl Çalışır?

Bağışıklık sistemi sağlığa yönelik tüm tehditlere karşı vücut savunmasını koordine eden dev bir hücre, doku ve organ işbirliği mekanizmasıdır. Bu sistem olmadan, kağıt kesiği veya nezle gibi basit bir şey bile milyarlarca bakteri, virüs ve toksine maruz kalınacağı için ölümcül olabilir.

Kolunuza bir sivrisinek konduğunu düşünün. Sizi ısırarak kimyasal maddelerini teninize enjekte edip sizden beslenmeye başlıyor. Ortaya çıkan kırmızı kabarcık ve arkasından gelen kaşıntı olmasa sineğin sizi ısırıp ısırmadığını bilemezsiniz.

Küçük bir ayrıntı da olsa o kabarcık bağışıklık sisteminiz tarafından korunduğunuzun işaretidir.

Bağışıklık Sistemi Çalışma Biçimi

Bağışıklık sistemi, lökosit olarak bilinen ve kemik iliğinde oluşan milyarlarca beyaz kan hücresinden oluşur. Bu hücreler, vücudun toksin ve atıklardan temizlenmesine yardım eden kan dolaşımı ve lenf sistemlerine yerleşirler.

Vücudumuz lökositlerle doludur: her bir mikrolitre kanda 4000-11000 arasında lökosit vardır. Bunlar hareket ederken adeta güvenlik görevlisi gibidirler. Sürekli olarak kan, doku ve organları şüpheli olabilecek semptomlar için tararlar.

Bu sistem temel olarak antijen denilen yapılara güvenir. Patojen ve diğer yabancı maddelerin yüzeyinde bulunan bu moleküler yapılar vücudu istila eden yabancı organizmalarla savaşırlar.

Lökositler yabancı organizmaları farkettiği an vücudun koruyucu bağışıklık sisteminin devreye girmesi yalnızca dakikalar sürer.

Vücudumuza gelen tehditler oldukça değişkendir; bu sebeple bu tehditlere bağışıklık sisteminin de aynı ölçüde adapte olması gerekir. Bu da tehditlerle farklı yollarla savaşan çok sayıda değişik lökosit demektir. Bu çeşitliliğe rağmen lökositleri saldırıları yöneten iki temel hücre grubuna ayırıyoruz.

Birincisi kana makrofaj ve dentrik hücreler göndererek bağışıklık sistemini harekete geçiren fagositlerdir. Bunlar dolaşım halindeyken karşılaştıkları her yabancı hücreyi yok ederler.

Bu süreç fagositlerin kullandıkları istilacı unsurun antijenini tanımlamasını ve bu bilgiyi savunmayı düzenleyen ikinci temel hücre grubuna iletir. Yani limpositlere…

T hücresi denilen bir grup limposit hücre onları öldürmek için enfekte vücut hücrelerini tarar. Bu esnada B hücresi ve yardımcı T hücresi antikor denilen özel proteinleri üretmeye başlamak için antijenlerden edindiği bilgileri kullanır. En önemli unsur bu aşamadır. Her antijenin yalnızca kendisiyle eşleşen bir antikoru vardır; anahtar-kilit gibi. Bu mekanizmayla yabancı hücreleri yok ederler.

B hücreleri bunlardan milyonlarca üretebilir. Sonra bu antikorlar vücudu dolaşarak en kötü tehdit ortadan kalkana kadar istilacı maddelere saldırırlar. Tüm bunlar olup biterken aşina olduğumuz yüksek ateş ve şişme gibi semptomlar aslında bağışıklık sisteminin tepkisine yardım etmek için ortaya çıkmaktadır.

Sıcak vücut bakteri ve virüslerin üreyip yayılmasını zorlaştırır. Çünkü bunlar yüksek ısıya dayanıksızdırlar. Vücut hücreleri zarar gördüğünde, hasar çevresindeki dokular içine sıvı akmasını sağlayan bir madde yayarlar. Bu da şişmeye yol açar. Bu ayrıca istilacı madde ve hasarlı hücreleri kullanan fagositleri de çeker.

Genellikle bağışıklık sistemi bir tehdidi birkaç gün içinde yok eder. Her zaman hasta olmanızın önüne geçemez ama amacı da zaten bu değildir.
Asıl amacı bir tehdidin vücudunuzda tehlikeli boyutlara ulaşmasını durdurmaktır.

Zaman içerisinde bu sürekli gözetim sayesinde bağışıklık sistemi başka bir fayda daha sunar: uzun süreli bağışıklık kazanmamıza yardım eder.

B ve T hücreleri antijenleri algıladığında bu bilgiyi gelecekte yabancı maddeleri tanımakta kullanabilirler. Aynı tehdit tekrar söz konusu olduğunda hücreler aynı antikoru yeniden kullanarak tehdit daha fazla hücreyi etkilemeden üstesinden gelirler. Kızamık gibi belli hastalıklara bu şekilde bağışıklık kazanırsınız.

Kimi insanların oto immün hastalıkları vardır, bunlar bağışıklık sistemini kandırır ve vücudun kendi sağlıklı hücrelerine saldırmasına neden olur. Bunlara neyin yol açtığını kimse bilmiyor ama bu hastalıklar bağışıklık sistemini değişen şekillerde sabote ediyor ve artrit, tip 1 diyabet, MS gibi hastalıklara yol açabiliyor.

Pek çok birey için sağlıklı bir bağışıklık sistemi tahminen hayatınız boyunca 300 soğuk algınlığı ve sayısız potansiyel enfeksiyon ile başarıyla savaşacaktır.

Bağışıklık sistemi olmadan bu tehditler çok daha etkili bir hale gelir. Bir dahaki sefere nezle olduğunuzda veya sinek ısırığını kaşıdığınızda bağışıklık sisteminizi düşünün. Hayatımızı ona borçluyuz.

İzlemek isterseniz…

Kaynak
https://ed.ted.com/lessons/how-does-the-immune-system-work-emma-bryce

Matematiksel

Paylaşmak Güzeldir

Busra Meral

Keyifli okumalar...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı