GÜNDEM

Verilerle 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü

Bugün 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği İle Mücadele Günü. Küçücük yürekleri ve taşıdıkları kocaman yükle aramızda var olma savaşı veren Dünya’nın karanlık yüzünden nasiplenmiş çocukların günü…

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre (ILO) 2000 yılından bu yana 94 milyon düşüş sağlanan çocuk işçiliğiyle mücadelede kaydedilen ilerleme, COVID-19 salgını nedeniyle görülen ekonomik buhran sonucunda tehdit altında.

ILO Genel Direktörü Guy Ryder: “Küresel salgın, hane gelirlerini mahvettiği ve aileler desteksiz kaldığı için, birçoğu çocuk işçiliğine yönelebilir. Kriz zamanlarında sosyal koruma hayati önem taşır çünkü en kırılgan olanlara yardım eder. Çocuk işçiliği konusunun, eğitim, sosyal koruma, adalet, işgücü piyasaları politikalarına, uluslararası insan ve çalışma haklarına dâhil edilmesi, kritik fark yaratır.” demektedir.

Çocuk kavramının ne olduğunu biliyoruz; fakat çocuk işçiliği kavramının ne demek olduğu konusunda fikrimiz olmadığı aşikâr. Çünkü “Neden tüm çocuklar hayalini yaşayamıyor?” sorusuna, üzerimize düşen görevi yapamadığımız içindir cevabını veriyorsak, kavramı yakından tanımaya ihtiyacımız var demektir.

Çocuk İşçiliği Nedir?

ILO’ya göre “Çocuk işçiliği” kavramı, çoğu kez çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler yapmaya mecbur bırakılan çocukları tanımlar.

Buna göre çocuk işçiliği şunları kapsar:

  • Çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler.
  • Okula düzenli devam etmelerini engelleyerek eğitim alma hakkının elinden alınmasını sağlayan işler.
  • Okullarından erken ayrılmalarına yol açacak işler.
  • Hem okuyan hem de ağır işlerde çalışan ve bu ikisini beraber yürütmek zorunda bırakılan çocukların çalıştığı işler.

Uç noktalara kadar gelindiğinde çocuk işçiliği, çocukları ailelerinden ayırarak köleleştirir, ciddi hastalıklar, tehlikeler ve ölüm gibi riskli durumlarla karşı karşıya bırakırken; aynı zamanda çok küçük yaşlardan itibaren çocukları çaresizliğe sürükler.

Belirli “çalışma” biçimlerinin “çocuk işçiliği” sayılıp sayılmayacağı çocuğun yaşına, yapılan işin türüne ve aldığı zamana, gerçekleştiği koşullara ve ülkelerin bu alanda gözettikleri hedeflere bağlıdır. Dolayısıyla yanıt hem ülkeden ülkeye hem de belirli bir ülkede sektörden sektöre farklılık gösterir.

Doğası gereği ya da gerçekleştiği koşullar nedeniyle çocuğun fiziksel, zihinsel ya da ahlaki iyi olma halini tehlikeye düşürecek işler “tehlikeli işler” olarak tanımlanır.

En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliği

Çocuk işçiliği çok farklı biçimler alabilirken, öncelik, 182 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3’üncü maddesinde tanımlanan en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğine hemen son verilmesi gerekmektedir:

  • Çocukların alım – satımı ve ticareti, borç karşılığı veya bağımlı olarak çalıştırılması ve askeri çatışmalarda çocukların zorla ya da zorunlu tutularak kullanılmasını da içerecek şekilde zorla ya da mecburî çalıştırılmaları gibi kölelik ve kölelik benzeri uygulamaların tüm biçimlerini;
  • Çocuğun fahişelikte, pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu;
  • Çocuğun özellikle ilgili uluslararası anlaşmalarda belirtilen uyuşturucu maddelerin üretimi ve ticareti gibi yasal olmayan faaliyetlerde kullanılmasını, bunlar için tedarikini ya da sunumunu;
  • Doğası veya gerçekleştirildiği koşullar itibariyle çocukların sağlık, güvenlik veya ahlaki gelişimleri açısından zararlı olan işlerin var olduğu durumlarda derhal müdahalede bulunulmalıdır.

Dünya’daki Gerçekler ve Sayılar

2012 yılında hazırlanan rapor sonuçları maddeler halinde sunulmuştur.

  • Dünyada çalışan çocukların sayısı 2000 yılından bu yana üçte bir azalarak 246 milyondan 168 milyona inmiştir. Bu çocukların yarıdan fazlası, yaklaşık 85 milyonu tehlikeli işlerdedir (bu sayı 2000 yılında 171 milyon idi).
  • Çocuk işçi sayısının en fazla olduğu bölgeler bugün de Asya ve Pasifik’tir (hemen hemen 78 milyon ya da toplam çocuk nüfusun %9,3’ü). Bununla birlikte, Sahra Güneyi Afrika, çocuk işçiliğinin en yaygın görüldüğü bölgedir (59 milyon, %21).
  • Latin Amerika ve Karayipler’deki çocuk işçi sayısı 13 milyon (%8,8), Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki ise 9,2 milyondur (%8,4).
  • Tarım, çocuk işçiliği açısından açık ara en başta gelen sektördür (98 milyon ya da toplam çocuk işçilerin %59’u), ancak hizmet (54 milyon) ve sanayi (12 milyon) sektörlerindeki çocuk işçiler de önemli bir nicelik oluşturmaktadır ve bu çocukların çoğu kayıt dışı ekonomide çalışmaktadır.
  • Erkek çocuklar arasında çocuk işçiliği 2000 yılından bu yana %25 azalırken kız çocuklarda bu azalma %40’tır.

Kaynak: – Küresel tahminler ve eğilimler 2000-2012 (ILO-IPEC, 2013).

Türkiye’deki Gerçekler ve Sayılar

TÜİK’in 2019 yılının IV. çeyreğinde (Ekim-Kasım-Aralık) Hanehalkı İşgücü Araştırması ile birlikte 5-17 yaş grubundaki çocuklara uygulanan Çocuk İşgücü Anketi sonuçları aşağıda yer almaktadır.

Türkiye genelinde 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 16 milyon 457 bin kişi olarak tahmin edilmiş olup bu yaş grubundaki çocuklar, kurumsal olmayan nüfusun %20,3’ünü oluşturur.

Yaş grupları itibarıyla, 5-11 yaş grubundaki çocuk sayısı 9 milyon 12 bin, 12-14 yaş grubundaki çocuk sayısı 3 milyon 796 bin, 15-17 yaş grubundaki çocuk sayısı ise 3 milyon 649 bin kişi olarak tahmin edilmiştir.

Bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin kişi olup çalışan çocuklar arasında 5 yaşında çocuk grubuna ait veri gözlenmemiştir. 5-17 yaş grubunda çalışan çocukların aynı yaş grubundaki çocuklar içinde payını gösteren istihdam oranı ise %4,4 olmuştur.

Çalışan çocukların %79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluşturur.

Çalışan çocukların %79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken, %15,9’unu 12-14 yaş grubundakiler, %4,4’ünü ise 5-11 yaş grubundaki çocuklar oluşturur.

Çalışan çocukların cinsiyete göre dağılımına bakıldığında kız çocukların %29,4, erkek çocukların %70,6 olduğu görülür.

Hem çalışan hem de okuyan çocukların oranı yüzde 65,7 olarak tahminlenir.

Cinsiyetlere göre bu orana bakıldığında kızlarda %66,1, erkeklerde ise %65,6 olmuştur.

Yaş gruplarına göre dağılımına bakıldığında 5-14 yaş grubundaki çalışan çocukların %72,0’ı, 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise %64,1’i aynı zamanda eğitim görmeye devam etmiştir. Çalışan çocukların %34,3’ü okula devam etme şansına sahip olamamıştır.

Çalışan çocukların %35,9’u hanehalkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak için çalışmak zorunda bırakılır.

Çalışan çocukların çalışma nedenlerinde ilk sırayı %35,9 ile “hanehalkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak” alırken bunu %34,4 ile “iş öğrenmek, meslek sahibi olmak”, %23,2 ile “hanehalkı gelirine katkıda bulunmak” izlemiştir. Çocukların %6,4’ü ise “kendi ihtiyaçlarını karşılamak” amacıyla çalıştığını belirtmiştir.

Çalışan çocukların %45,5’i hizmet sektöründe yer alır.

Çalışan çocukların %30,8’i tarım, %23,7’si sanayi %45,5’i ise hizmet sektöründe yer alır. Yaş grubuna göre incelendiğinde; 5-14 yaş grubunda çalışan çocukların %64,1 ile tarım sektöründe 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise %51,0 ile hizmet sektöründe ağırlık kazandığı görülmüştür.

Çalışan çocukların %63,3’ü ücretli veya yevmiyeli olarak çalışır.

İşteki durumuna göre çalışan çocukların %63,3’ü ücretli veya yevmiyeli, %36,2’si ücretsiz aile işçisi, %0,5’i ise kendi hesabına olarak çalıştığını belirtir.

Çalışan çocukların %66,0’ı düzenli bir işyerinde çalışır.

Çalışan çocukların %66,0’ı düzenli işyerinde, %30,4’ü tarla-bahçede, %3,0’ı seyyar sabit olmayan işyeri veya pazar yerinde, %0,5’i ise evde çalıştığını söyler.

Çalışan çocukların %12,9’u aşırı sıcak/soğuk ya da aşırı nemli/nemsiz bir ortamda çalışır.

Çalışma ortamında fiziksel sağlığı olumsuz etkileyen faktörler incelendiğinde; çalışan çocukların %12,9’unun aşırı sıcak/soğuk ya da aşırı nemli/nemsiz bir ortamda çalıştığı, %10,8’inin kimyasal madde, toz duman veya zararlı gazlara maruz kaldığı görülür.

Çalışan çocukların %10,1’i zor duruş şekli veya harekete maruz kalmış veya ağır yük taşımış, %10,0’ı ise gürültü veya şiddetli sarsıntıya maruz kalmıştır.

Çalışan çocukların %6,4’ünün çalıştığı ortamda kaza riski ile karşı karşıya kaldığı, %4,6’sının ise çalıştığı işyerinde göz yorgunluğu veya görsel odaklanma konusunda risk altında olduğu belirlenmiştir.

Çalışan çocukların %1,3’ü çalıştığı yerde bir yaralanma veya sakatlanma yaşadı.

Çalışan çocukların %1,3’ü çalıştığı yerde bir yaralanma veya sakatlanmaya maruz kalırken, %4,4’ü çalıştığı yerde yaralanma veya sakatlanma durumuna tanık olmuştur. İşyerinin çalışma koşullarından kaynaklı herhangi bir rahatsızlık geçirenlerin oranı %0,6 iken, bu duruma tanık olanların oranı %2,2 olarak görülmüştür.

Çalışan çocukların %0,1’i çalıştığı yerde fiziksel, sözlü şiddet veya kötü muameleye maruz kalırken, bu duruma tanık olanların oranı ise %1,5 olmuştur. 

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocukların oranı %45,5’tir.

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocuklar, hane için alışveriş, temizlik, yemek, ütü vb. ev işleri ile hanede kendinden küçük çocuklara veya yaşlı/engelli/hasta bir yakına bakma konularında ailesine destek olan çocukları ifade etmekte olup, çalışan çocuk kapsamında yer almamaktadır.

Bu çerçevede, 5-17 yaş grubunda, ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocukların oranı %45,5 olurken; bu oran, erkek çocuklarında %40,0; kız çocuklarında %51,3’tür.

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocukların %43,5’i hane için alışveriş yapma, çamaşır-bulaşık yıkama, ütü yapma, yemek pişirme, ev eşyalarının temizliği gibi işlerde, %23,2’si hanede kendinden küçük çocukların bakımında, %5,4’ü ise hanedeki yaşlı/engelli/hasta bir yakınının bakımında ailesine yardımcı olur.

Ev işlerine yardımcı olan çocukların %40,2’si haftada iki saat ve daha az zaman harcar.

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocuklar referans haftasında ortalama 5,8 saat bu işlere zaman ayırmıştır.

Çocukların  %40,2’si referans haftasında ev işlerine iki saat ve daha az zaman harcarken, %37,0’ı 3-7 saat, %14,5’i 8-14 saat, %5,4’ü 15-20 saat, %3,0’ı ise 21 saat ve daha fazla zaman harcamıştır.

Cinsiyete göre incelendiğinde; kız çocuklarının ev işlerine daha fazla zaman harcadığı görülmüştür. Erkek çocukların %16,3’ü, kız çocukların ise %28,3’ü ev işlerinde haftada 8 saat ve daha uzun süre emek vermiştir.

Bitiremezken;

Türkiye’deki rakamlara bakıldığında; kayıt dışı çocuk işçi sayısına ulaşılamadığından ve başta tarım sektöründe çalışan çocuk işçiler olmak üzere yaz aylarında çocukların daha fazla çalıştırıldığı göz önüne alınması gerektiğinden durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.

Ev işlerinde çalıştırılan çocuklar ve Suriyeli çocuklar araştırmanın kapsamı dışında bırakılmış olup bu durumun da rakamlara yansıtılamadığına dikkat çekmek isterim. Çünkü şu an ülkemizde 0-18 yaş aralığında geçici koruma statüsüne sahip 1.5 milyon Suriyeli çocuk yaşamaktadır.

Eğitime devam edemeyen çocukların cinsiyet dağılımında büyük oranda toplumsal cinsiyet eşitsizliği farkının olduğunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

Çalışmada yer alan ya da almayan her bir veri, geleceğimizin teminatı olan Dünya çocuklarının hak ettikleri yaşama kavuşmaları konusunda yapmamız gerekenleri hatırlatan küçük bir örnek.

Tüm Dünya çocukları hayalleriyle yaşama hakkına sahipken herkes şanslı doğmuyor kafasından geç olmadan sıyrılmazsak eğer; kendi türümüzü yine kendi türümüze yaptığımız haksızlıklarla yok edeceğiz.

Çok geç olmadan sağlam ekonomik, siyasi ve kararlı politikalarla konu üzerine yol kat edilmesi gerekmektedir. Atatürk’ün de dediği gibi çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.

Kaynakça:

http://tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=33807

https://www.ilo.org/ankara/areas-of-work/child-labour/lang–tr/index.htm

https://www.ilo.org/ankara/areas-of-work/covid-19/WCMS_747793/lang–tr/index.htm

http://bianet.org/bianet/bianet/222544-cocuk-isciligine-dair-her-bir-sayi-bir-cocugun-yasamidir

Matematiksel

Olgun Duran

Ömür boyu öğrencilik felsefesini benimsemiş amatör tiyatro oyuncusu, TEGV'de gönüllü aktivist; kitaplarından, doğaya hayranlığından, yeni yerleri görmekten, gittiği yerlerin kültürünü keşfetmekten ve bunların uğruna çabalamaktan vazgeç(e)meyen kişi...  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu