Tıp ve Sağlık

Uzman Yorumlarıyla Pfizer/BioNTech mRNA COVID-19 Aşısının Faz-3 Verimlilik Değerlendirmesi

Pfizer/BioNtech COVID-19 aşı adayının faz 3 klinik denemelerinin sonuçları NEJM’de yayımlandı. Pfizer ile Oxford ekiplerinin çalışmalarının karşılaştırıldığı uzman görüşleriyle koronavirüs aşısının yeterliliği ve verimliliği üzerine önemli karşılaştırmalı bilgiler içeren makaleyi sizlerle Matematiksel ailesi olarak paylaşıyoruz.

Leicester Üniversitesi, Klinik Virolog/Onursal Profesör Dr. Julian Tang’ın Görüşleri:

“Aşının sonuçlarını son haftalarda manşetlerde gördük bile. Diğer aşı denemelerinin sonuçları gibi interim analizler görece olarak daha az sayıdaki Covid-19 vakalarının her bir aşı-plasebo kol uygulaması temel alınarak elde edildi. Pfizer-BioNTech aşı denemesine bakıldığında Oxford-AstraZeneca denemelerinden çok daha basit tasarımıyla –tek tip plasebo (salin) ile daha sık doz ayarlama takvimi oluşturularak- ve benzer primer klinik son noktasıyla dikkat çekiyor: PCR onaylı SARS-COV-2 enfeksiyonuyla uyumlu en az bir COVID-19 semptomu içermesi.

Pfizer aşısının tek doz sonrasında %52 verim gösterdiği rapor edilmiş. Çalışma tek dozluk kürün verimlilik değerlendirmesi üstüne kurulmamış elbette. Bunun yanında, birinci ve ikinci dozlar arasındaki zamansal boşlukta COVID-19’a karşı verimlilik %52 civarında iken; ikinci dozdan sonraki ilk 7 günde %91 oranına kadar yükselerek en azından bu uzunlukta bir zaman aralığında tam verim kapasitesine ulaşmış.

Bu çalışma özel olarak yüksek risk grubundaki bireyleri değerlendirmek için yapılmamışsa da sonuçları umut verici:

Altgruplar açısından verimliliğin özel olarak değerlendirilmesi çalışmaları henüz güçlenmemiş olsa da bu yaklaşımla altgruplar için çeşitli yaş, cinsiyet, etnisite, vücut-kütle endeksi veya yüksek riskli COVID-19 komplikasyonlarıyla bağlantılı koşullar dahilindeki verimlilik düzeyleri ayrıca yüksek olarak tahmin edilmektedir. Bütün analiz edilmiş altgruplarda 10 adet Covid-19 vakasından fazlası bulunanlar için verimlilik güven aralıklarının %95’indeki en düşük sınır %30’dan fazla.

 Fakat diğer aşı denemeleri gibi, küçük çocuklar, hamile kadınlar ve bağışıklık sistem bozukluğu olanlar da daha fazla verinin toplanması ve değerlendirilmesi gerekiyor.

Çalışmanın yazarları ayrıca uzun süreli(2 yıl) planlanmış güvenlik takibi konusunda da düşüncelerini dile getirerek aşılanmışlar ile plasebo kolların aşı onaylandıktan sonra bile bu derece uzun süre aşılanmamasındaki etik dışılığa dikkat çektiler. Böylelikle bu karşılaştırmalı güvenlik takibinin süresi daha da azaltılabilir.

Çalışma ikinci dozdan sonra katılımcıların güvenlik ve verimlilik açısından 2 yıl boyunca takibi şeklinde tasarlanmış, ancak aşının yüksek verimliliğine bakılınca ve yasa düzenleyiciler tarafından onaylanıp kamu sağlığı uzmanları tarafından tavsiye edildiği anda plasebo alıcıların 2 yıl boyunca aktif aşılama yapılmadan takip edilmeleri gerekliliğinin etik açıdan önüne geçilebilir.

Ayrıca çalışmanın yazarları aşı formülasyonunun ultra düşük derecede (-70C) depolanması ve ulaştırılabilmesi için geliştirileceğini belirtiyorlar. Devam etmekte olan stabilite çalışmalarında aşının soğuk depolanma gereksinimleri karşılanacak şekilde formülasyon optimizasyonu üzerinde çalışılıyor ve ilerleyen zamanda rapor edilerek sunulacak.

mRNA aşılarının geniş ölçekli insan popülasyonlarında bir enfeksiyöz ajana karşı kullanılmasında çığır açan bu çalışma ekipler tarafından sonuçlandırılma aşamasında.

Raporda sunulanlar aşı adayının performansının da ötesinde çok daha büyük önem taşıyor. Raporun sonuçları, Covid-19’un aşılama ile önlenebileceğini, RNA temelli aşıların insanlığı salgın hastalıklara karşı korumada umut veren bir yaklaşım olduğunu ve RNA temelli aşıların, yeterli derecedeki yatırım kaynaklarıyla hızla geliştirilip sunulabileceğini gösteriyor.

Fakat halen daha bu mRNA aşısının daha uzun bir süreç içinde daha geniş ve deneme amaçlı olmayan bir popülasyonda nasıl çalışacağını görmemiz gerekiyor bu konuda tam bir karara varmamız için.”

East Anglia Üniversitesi, Norwich Tıp Okulu’nda Tıp Profesörü Dr Paul Hunter’ın Görüşleri:

“Kıyaslama yapıldığında Pfizer/BioNTech aşı çalışmaları 43.448 katılımcıdan elde edilen verileri içerirken Oxford AstraZeneca’nın çalışması 8.895 standart dozlu, 2.741 düşük dozlu katılımcıdan veriler içeriyor.   

Pfizer için tahmini aşı verimliliği, ikinci enjeksiyondan sonra %95 oranında (güven aralığı %90.3 ile %97.6 arasında). Oxford’un standart dozunun verimliliği ise %62 iken düşük dozlu aşısı %90 oranında. Oxford’un katılımcı sayısındaki azlığı da hesaba katarsak Pfizer’ın çalışmasına göre daha düşük kesinlik ve verimlilikte olması onu daha belirsiz kılıyor.

Pfizer aşısı daha yaşlı gruptaki çalışmasında 55, 65, 75 yaş üstü bireylerde güven aralığı daha geniş olsa da %90’dan fazla verimlilik gösteriyor. Oxford’un aşısında ise 55 yaş üstü yaşlı insanlar için değerlendirme yapılamamış ve düşük doz aşısı 55 yaş üstüne uygulanamamış, bu yüzden elimizde bu doz için hiç veri yok.

İki çalışmanın da ağır COVID vakaları ya da ölümler için herhangi bir verisi olmadığından ağır hastalığı iyileştirme verimliliği konusunda kesin tahminler yapılamıyor. Pfizer’ın ağır derecede hasta olan 10 COVID vakasında 9’u plasebo grubundayken 1 tanesi aşı grubuna alınmış. Oxford çalışmasında sadece 1 adet ağır vaka var ve 10 adet hastaneye yatırılmış vaka plasebo grubuna alınmış.

Pfizer, asemptomatik vakalar üzerinde aşının etkililiğine dair bir rapor sunmuyor. Oxford çalışmasında ise “asemptomatik ve semptom bilinmeyen vakalar” üzerinde her hafta kendi kendilerine swab testiyle alınan sonuçlara dayanarak standart dozda %3.8 oranında, düşük dozda %58.9 oranında verimlilik rapor edilmiş.

Güvenlik açısından Pfizer aşı denemeleri, aşının ciddi yan etkilerinin aşı olanlarda %0.6 iken plasebolarda %0.5 oranında olduğunu rapor ediyor. Oxford çalışmasında ciddi yan etkiler 168 katılımcıda rapor edilirken bunların 79’u aşı grubunda (%1.4) ve 89’u (%1.5) meningokok aşısı vurulan kontrol grubunda yer alıyor.

Görülen o ki Pfizer aşı çalışmaları ciddi yan etkiler bakımından Oxford çalışmasına göre çok daha düşük oranlar sergilerken iki çalışmadaki ağır yan etkilerin görülme olasılığı aşı ile kontrol grupları arasında birbirine yakın düzeyde. Fakat Oxford grubundaki kontrol denekleri meningokok aşısı aldıkları için ve bu da ağır yan etkiler sergilediği için bu veriler dikkatli yorumlanmalıdır.

Sonuç olarak her iki aşı da verimli ve güvenlidir. Fakat Pfizer aşısı Oxford aşısının standart dozuna göre çok daha verimli ve daha az miktarda ciddi yan etki göstermektedir. Pfizer aşısı ayrıca yaşlı gruplarla Siyahi ve Hispanik bireyler üzerindeki yüksek verimliliğini raporlamaktadır fakat Asyalı bireyler için henüz bir bilgi yoktur. Oxford bu risk gruplarının herhangi birinde henüz bir verimlilik verisi sunamamıştır. Ayrıca Oxford’un düşük dozlu aşı çalışmasının esas hedef risk grubu olan 55 yaş üstü için faz 3 denemelerine dair verileri de henüz bulunmamaktadır.

A. Caner Sönmez

Matematiksel

Kaynak: Science Media Centre

Orijinal Makale: NEJM

a. caner sönmez

yaşamı anlamlandırma yürüyüşünde, "hiç" olmaya giden yoldayım. bir gün tüm beyinlerin birbirine bağlanması, dolayısıyla birbirimizi doğru anlama kapasitelerimizin sonsuzluğa kavuşması hayalim. ve çocukların hepsinin birlikte gülmesi, doyması, doğru yaşaması.. “Bilimsel bilgiyi küçük bir grubun tekeline bırakmak bir toplumun düşün gücünü zayıflatır, onu tinsel yoksulluğa sürükler.” Albert Einstein “Gelmiş geçmiş tüm dikkat gerektiren uğraşlar içerisinde, sevmek uğraşı üzerinde gösterilen dikkat, en yaşamsal önemde olanıdır.” Bertrand Russell "Meselemi hiç'e bıraktım." Max Stirner

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.