Tarih

Torino Kefeni Bir Mucize mi Yoksa Sahtekarlık mı?

Her dinde kutsal olarak kabul edilen bazı nesneler vardır. Bu nesnelerin gerçekliğini doğrulamak zor olduğu için, büyük ölçüde bilimin kapsamı dışında kalırlar. Ancak Torino Kefeni için aynı durum geçerli değildir. Torino kefeni (The Shroud of Turin), İsa’nın çarmıhtan indirildikten sonra sarıldığı iddia edilen ve üzerinde İsa’nın yüzünün ve vücudunun bir silueti olduğu düşünülen bir kumaş parçasıdır. Muhtemelen hiç bir dini obje, bu kumaş parçasından daha çok inceleme görmemiştir.

Torino kefeninin gerçekliği yüzyıllar boyunca sorgulandı. Bu durum günümüzde de devam ediyor. Son birkaç on yılda konu ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar tartışmayı bitirmek yerine ortalığı daha da karıştırdı. Torino Kefeni kutsal bir kumaş, bir mucize mi yoksa tarihin önemli aldatmacalarından bir başkası mı? Yapılan araştırmaları aktarmadan önce, konu hakkında kısaca bilgi verelim.

Torino kefeninin gerçekliğini savunanlar genellikle yaralara ve kan lekelerine dayanarak adamın çarmıha gerilmiş gibi göründüğüne dikkat çekerler.

Torino Kefeni Hakkında Ne Biliyoruz?

Kefen olduğu iddia edilen bu kumaşla ilgili kayıtlar ilk olarak 14. yüzyıla ait kayıtlarda yer alıyor. Aslında o günden beri de tartışmalar devam ediyor. Bu kumaş 400 yıldan fazla bir süredir İtalya’nın Torino kentinde saklanıyor. Bugün, kanıtların çoğu, Kefen’in Orta Çağ civarında ortaya çıktığını ve insan eli ile yaratıldığını gösteriyor. Buna rağmen, görüntünün tam olarak nasıl yapıldığı konusunda hala bir fikir birliği yok. Bu durum da bir dizi saçma teori üretilmesine neden oluyor.

Kefen ile ilgili ilk gerçek çalışmalardan bazıları, 20. yüzyılın başlarında Yves Delage adlı bir Fransız anatomist tarafından yapıldı. Onun gözlemleri ve daha yakın zamanda yapılan benzer çalışmalardan elde edilenler, görüntünün ölümden önce ciddi bir şekilde yaralanmış bir adama tekabül ettiği hipotezini büyük ölçüde destekledi. İlerleyen yıllarda kendilerini Torino Kefeni Araştırma Projesi (STURP) olarak adlandıran farklı bir grup araştırmacı konuyu ele almaya karar verdi.

Bu ekip bir dizi modern teknik kullanarak Torino kefenini yakından inceledi. Ekibin 1981’de yayınlanan sonuçları , Torino kefeninin kökenlerinin bilim anlayışının ötesinde olduğunu ima ediyor gibiydi. Ekip, görüntünün insan vücudu gibi üç boyutlu bir nesneyle temas yoluyla oluştuğunu da söylüyordu. Kısacası kefenin kutsallığını onaylamıştı. Elbette bunun devamında da yeni araştırmalar başladı. Bir kimyager ve mikroskopi uzmanı olan Walter McCrone, 1978’de STURP ekibinden bağımsız bir araştırma yaptı. Vardığı sonuç, Orta Çağ’da yetenekli bir sanatçının bu kefeni yaptığı oldu.

Soldaki resim, Örtü üzerindeki işaretleri göstermektedir. Sağdaki, yüz daha fazla ayrıntı göstermek için geliştirilmiştir.

Ancak kefenin gerçekliğine karşı en büyük kanıt, arkeologlar tarafından yaygın olarak kullanılan bir teknikten geliyor. 1988’de bir grup bilim insanı, kefenin birkaç küçük parçasını karbon 14 tarihleme yöntemi ile inceledi. Sonunda 1260 ile 1390 yılları arasında yapıldığını buldu. Oysa ki İsa’nın izlerini taşıması için olması gereken yaş iki bin kadardı.

Karbon 14 Tarihleme Yöntemi İle Belli bir Şeyin Yaşını Nasıl Hesaplarız?

1978’den kalma bir hatıra pulu, S Torino kefeninin güney Fransa’daki Savoy bölgesinden İtalya’nın Torino kentine taşınmasının 400. yıldönümü için basılmıştı.

Karbon 14’le tarihleme yöntemi şu ilkeye dayanır. Canlı organizmalar dokularındaki radyoaktif olmayan karbona (karbon-12) ek olarak, ölçülebilir miktarda, radyoaktif karbon da (karbon-14) biriktirir. Bütün canlılardaki karbonun esas kaynağı ise atmosferdeki karbondioksittir. Atmosferde bulunan karbondioksitteki karbon-l2 ‘nin karbon-14’e oranı temelde hep sabit kalır. Ancak canlı organizmalar öldükten sonra artık atmosferden yeni karbondioksit soğurmazlar. Dolayısıyla bir hayvan, bitki veya bakteri ölüsündeki karbon-14 bozunarak yıllar içinde giderek azalır. Oysa ki radyoaktif olmayan karbon-12’nin miktarı organizmanın öldüğü tarihte olduğu gibi kalır.

Sonuçta organizmanın ölümünü izleyen zaman dilimi uzadıkça karbon 14’ün karbon-12’ye oranı düşer. Karbon-14 düzeyinin yarıya düşebilmesi için gereken zamanın 5730 yıl olarak hesaplanmıştır. Bu sayede ölü bir organizmadaki karbon-14’ün karbon 12’ye oranına bakarak ölüm tarihi yaklaşık olarak hesaplanmaktadır. Karbon-14’le tarihleme yöntemi arkeolojide ve jeolojide yaygın olarak kullanılmaktadır.

Torino Kefeni İle İlgili İddialar Bitmedi

Örtünün yaşının belirlenmesi maalesef herkes için yeterli cevabı verememişti. Bunun üzerine araştırmacılar İsa’nın öldüğüne inanılan tarihte Kudüs’te etkili olan bir deprem olduğunu ve bu nedenle yanlış hesaplama yapılmış olduğunu iddia ettiler. Deprem sırasında Dünya’nın kabuğunda üretilen yüksek frekanslı basınç dalgaları nötron emisyonları üretebilirdi. Bunlarda keten liflerindeki nitrojen atomlarıyla doğrudan etkileşime girerek kefendeki kimyasal reaksiyonları tetikleyebilirdi. Sonuçta da bu durum yanlış bir radyokarbon tarihlemesine yol açabilirdi. Bu iddia teorik olarak mümkün olsa da diğer bilim insanları tarafından onay görmedi. Ancak bu iddia tartışmayı yeniden alevlendirmeye yetti.

Bu tartışmaya ortadan kaldırmak için araştırmacılar bu kez de örtü üzerinde modern adli tıp tekniklerini kullandılar. Keten bezindeki sözde çarmıha gerilme yaralarından kaynaklanan kan lekelerine odaklandılar. Kefen içindeki kolların ve vücudun en olası konumunu yeniden oluşturmaya çalıştılar. Kefendeki tüm kan lekelerini incelendiğinde, bunların çarmıha gerilen ve sonra bir mezara konan bir kişinin gerçek kan lekeleri olamayacağını, aslında kefeni yaratan sanatçı tarafından el yapımı olduğunu ortaya çıkardılar. Bu Torino kefeni ile ilgili tartışmalara ve inanışlara son verdi mi dersiniz. Elbette hayır…


Kaynaklar ve ileri okumalar için

Matematiksel

Başa dön tuşu