Kişisel Gelişim

Toplumsal Beklentiler Bizi ve Geleceğimizi Nasıl Biçimlendirir?

Beklentiler biz farkında olmadan kararlarımızı, davranışlarımızı ve hatta göstereceğimiz çabanın miktarını etkileyebilmektedir.

Bu yazının sonunda zihninizde oluşması muhtemel iki soru aşağıdaki gibidir. Yazıda ikinci soruya yanıt verilecektir, ancak birinci sorunun cevabı size bırakılmıştır. 1. İnsanlar üzerinde deney yapılmalı mı yapılmamalı mı? 2. Son günlerde Quantum felsefesi ile oldukça gündemde olan “iyi düşün, iyi olsun” inancı gerçek olabilir mi?

Ben görmeden inanmam, bana bunu ispatlamanız lâzım” diye düşünenlerdenseniz analitik düşünceye dayalı bilimsel bir bakış açınız var demektir. İnsan zihninin toplumsal değerlerin, normların ve davranış kalıplarının ne kadar etkisinde kaldığına dair yapılan çalışmalar insan ve toplum etkileşimine ışık tutarken, aslında nelerden etkilenerek bakış açımızı geliştirdiğimizi de göstermektedir. Psikoloji ile sosyolojinin buluştuğu bu ortak çalışma alanlarından birine parmak basan ve 1968 yılında kitap haline getirilen bir deneyden bahsetmek istiyorum.

Beklentilerin Üzerimizdeki Etkisi İle İlgili Bir Deney

Robert Rosenthal ve Lenore Jacobson beklentilerin performans üzerindeki etkisini birinci ve ikinci sınıf öğrencilerinde deneyerek göstermiştir. Bir psikolog ve ilkokul müdürünün işbirliğinde gerçekleşen deney, eğitim psikolojisi açısından devrim niteliğinde bir çalışma olarak da ele alınmakta ve sonuçları hâlâ tartışılmaktadır. Deneyin detayları şu şekildedir:

  • Öncelikle öğrencilere IQ testi yapılır.
  • Ardından öğretmenlere öğrencilerinden %20’sinin üstün zekâ potansiyeli olduğu söylenir.
  • Öğretmenlere bu öğrencilerin isimleri verilirken diğer çocukların seviyeleriyle ilgili bilgi verilmez.

Esas mesele üstün zekâlı olarak isimleri verilen öğrencilerin tamamen rastlantısal olarak seçilmesi, aslında ortalama ya da daha az seviyede olan çocukların da bu listede yer almasıdır. Bu durumda öğrenciler arasında tek fark zannedildiği üzere zeka seviyeleri değil, öğretmenlerinin kendilerinden BEKLENTİLERİ olarak ön plana çıkmaktadır. Bu nedenle “Beklenti Etkisi” ya da “Kendini Gerçekleştiren Kehanet” olarak bilinen deneyin efsaneye dayanan kısmı “Pygmalion Etkisi” olarak tanınmaktadır.

Bu deneyde öğrencilerin başarısını artıran nedir?

Öğretmenlerin ismi belirtilen öğrencilere yönelik yüksek beklentiye girmesi onlarla daha çok ilgilenmelerine, sordukları sorulara daha uzun cevap vermelerine ve hatalarını görmezden gelerek eğitici yöntemlerle bu hatalardan yeni bilgiler edinmelerine, dolayısıyla gelişimlerine katkı sağlamalarına neden olmuştur. Yani olumlu pekiştirmenin yanı sıra pozitif destek de sağlanmış ve yoğun ilgiye dayalı bir eğitim gerçekleşmiştir. Tam bu noktada yazının başında yer alan ilk soru akla gelmektedir. Çünkü bu öğrencilerin sonraki durumları da takip edildiğinde başarılarını devam ettirdikleri görülmüştür; yani deney nedeniyle tesadüfen seçilen birkaç öğrencinin hayatı olumlu yönde etkilenirken peki ya diğerleri?

Akıllı Hans

Akıllı Hans

Benzer bir deney daha önce hayvanlar üzerinde de beklentilerin işe yaradığını göstermiştir. William Von Osten isimli matematik öğretmeni Hans ismini verdiği ve daha sonra Akıllı Hans olarak ünlenen atına günleri, sayıları hatta temel matematik işlemlerini öğrettiğini belirterek 1910’larda oldukça talep gören gösteriler düzenlemiştir. Bilim insanlarının da dikkatini çeken atın bu başarısı araştırıldığında; soru soran kişiyi görmediğinde ya da cevabı bilmeyen bir kişi tarafından test edildiğinde başarı oranının düştüğü belirlenmiştir. Dolayısıyla, sonuçta atın aslında bir matematik dehâsı değil, beklentileri okuma konusunda iyi bir davranış gözlemcisi olduğu anlaşılmıştır. Bulgular matematik öğretmeninin istediği yönde olmasa da atın bu kadar ince detaylarla davranışları anlayıp yorumlayarak doğru cevaba ulaşması gerçekten dikkate değer bir olay olarak değerlendirilebilir.

Beklentiler Yaşantılarımızı Önemli Biçimde Etkiler

Yapılan deneyler davranışları anlama ve yönlendirme konusunda oldukça önemli ipuçları vermektedir. Özellikle iş hayatında yöneticinin birebir çalıştığı insanlara karşı beklentilerinin çalışma performansları ve çıktılar üzerinde etkili olabileceğini göstermesi açısından da önem taşımaktadır. Eğitim hayatının ilk yılları özellikle kişiliğin oluştuğu erken dönemlere denk geldiğinden oldukça önemli olmakla birlikte, çalışma hayatında muhatap olduğumuz kişiler de kariyer yönetimi ve işyeri davranışları üzerinde olumlu ve olumsuz yönde etkili olabilmektedir.

Bu nedenle, henüz bir davranışı sergilemeden önce ne yönde hangi adımlarla hareket edeceğimize karar verirken aslında zihnimizde yalnız değiliz ve toplumsal beklentiler kadar çalışma ortamına ait beklentiler de farkında olmadan kararlarımızı, davranışlarımızı ve hatta göstereceğimiz çabanın miktarını etkileyebilmektedir. “Olabilir, etkilemesinde ne sakınca var?” diye düşünebilirsiniz ancak beklentiler her zaman pozitif olmayabilir.

Golem Etkisi

Sizi rakip olarak gören yöneticiniz ya da eğitmeniniz tersi şekilde olumsuz yönde bildirimler yaparak özgüveninizi düşürebilir ve başarma konusunda göstereceğiniz çabayı azaltabilir. Golem etkisi olarak bilinen bu negatif pekiştirme, başlangıçta kulak asmasanız bile zamanla bilinçaltınızda yer ederek derin kökler salan negatif düşüncelere dönüşebilir. En azından hevesiniz kaçar ve daha fazla o konuda ilerlemek istemezsiniz. Dolayısıyla bireysel açıdan kendi psikolojik dengemizi koruyabilmek için gerçekten arzu ettiklerimiz ile başkalarını memnun etmek için istediğimizi zannettiğimiz hedefler arasındaki farkı görmeye çalışmak gerekmektedir. Şimdi hayallerinizi ve hedeflerinizi yeniden gözden geçirerek hangilerini gerçekten istediğinize karar verme zamanı.

Göz Atmak İsterseniz

Kaynaklar

  • Rosenthal, R., & Jacobson, L. (1968). Pygmalion in the Classroom: Teacher Expectation and Pupils’ İntellectual Development. New York: Holt, Rinehart & Winston.
  • İnce, F. (2018). Kuşaklar Arası Etkin İletişim ve Davranış, Eğitim Yayınevi, Konya.
  • Sebeok, T. A., & Rosenthal, R. (1970). Clever Hans Phenomenon: Communication with Horses, Whales, and People. NY Academy of Sciences, New York.

Matematiksel

Fatma İnce

Son günlerde doğrusal olup olmadığı tartışılan zaman kavramı, telafisi mümkün olmayan en kıymetli kaynaklarımızdan biri olarak, bizi hayata geliş amacımızı bulmak için zorlamaktadır. Günlük hayatın koşuşturması içinde hızla akıp giden hayat, sınırlı bir süre içinde keşfedilmesi gereken birçok fırsatı aynı anda sunmaktadır. Hayatı keşfederek ve hakkını vererek yaşayabilmenin en önemli anahtarlarından biri kendinizi tanımaktır. Bu nedenle, her şeye ve herkese vakit ayırırken en kıymetli varlığımızı ihmal etmemek için kendimize yatırım yapmamız gerekmektedir. Bilgi birikimi artırmak ve bunu isteyen kişilerle paylaşmak kişinin kendisini geliştirerek başkalarına fayda sağlayabilmesinin en güzel yöntemlerinden biridir. Bu nedenle, belirli bir süreyi kapsayan yaşamın her anının farkında olmak yani farkındalık her şeyin başlangıcıdır. Kişisel farkındalık ve kendini keşfetme sürecinde bilgi alışverişi yaparak bu serüveni benimle paylaşmanız dileğiyle, iyi okumalar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu