Tarihten Ders Almak: Beyaz Zambaklar Ülkesi Finlandiya

Tarih bazı uluslara korkunç bir son hazırladığı gibi bazıları için de parlak sayfalar açmaktadır. Bunun en iyi örneklerinden birisi de Finlandiya olabilir..

Bundan yıllar önce, Moskova Devlet Tiyatrosu’nun duvarlarında büyük çatlaklar meydana gelmiş. Mühendisler, bu çatlakların nasıl oluştuğunu araştırmaya başlamışlar, binanın birkaç yerinden temelleri açtıktan sonra, artık çürümeye ve çökmeye yüz tutmuş bu koca taş binanın, vaktiyle ahşap temeller üzerine yapıldığını fark etmişler.

Çatlakları gören mühendisler, tehlikeyi önlemek için neler yapmak gerektiği konusunda düşünmeye başlamışlar. Binayı yıkmak yerine, öncelikle köşelerden bağlayarak temele inerek çürüyen tahta kazıkların yerine sağlam granit taşlar yerleştirmişler. Böylece bütün temeli baştan sona yenilemişler. Bundan sonra Devlet Tiyatrosunun eski binası yeniden sağlam temellerine kavuşmuş.

***

Devletlerin tarihi ve ulusların yaşamı da Moskova’daki Devlet Tiyatrosu gibidir. Devlet düzeninin eski temelleri, kendi döneminde her ne kadar yeterli görülürse görülsün, bu temeller, bu eski idare biçimleri artık zayıf ve yetersiz kalmaktadır.

Bilinen bir atasözü vardır; “Yeni toplumlar, beraberinde yeni şarkılar getirir.” Zaman içinde insan nesilleri de değişip yenileniyor. Her nesil, beraberinde yeni kavramlar, yeni arzu ve istekler getiriyor. Yeni nesillerin artık eskimiş, zamanı geçmiş idare biçimlerine riayet etmesi beklenemez. Yeni nesillere daha yeni, daha mantıklı, daha adil ve daha sağlam temellere dayalı idare biçimleri uygulanmalıdır.

Yeni yaklaşımla, ülkelerde sarsıntı ve yıkımlara olanak tanımadan, halkın iradesi için daha çok bilgi ve düşünceye dayalı, daha adil yöntemlere başvurulmalıdır. İdareciler, halkın iradesi ve eğitimin yavaş yavaş düzeltilmesi gerektiğini anlamazlıktan gelirse, devlet binasının duvarları da zaman içinde yıpranır, çatlaklar oluşuyor. Dışarıdan sağlam ve dayanıklı görünse de bu durumda zaman içinde yıkılmasına şaşırmamak gerekir.

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı Finlandiya1.jpg

KAHRAMANLAR VE HALK

Devletlerin güçlü yada zayıf olması, ulusların yükselmesi yada gerilemesi yalnız yöneticilerin yeterlilikleri ve iktidarından yahut da iradesizliğinden kaynaklanmaz. Yöneticiler ister iyi yada kötü ister kahraman veya gaddar olsunlar, onlar kendi uluslarının bir aynasıdır.

Onlar bu halkın içinden gelmiştir. Bir toplum nasılsa idarecileri de onlara benzer işte bu yüzdendir ki; “Her ulus layık olduğu yönetime ve yöneticilere sahip olur.” Bir ulusu harekete geçirecek güç ortaya çıkınca, o ulus da kendiliğinden harekete geçer. Ne zaman ki bir bulut kümesi, elektrik yüküne doyarsa şimşek kendiliğinden oluşur.

FİNLER

Avrupa’nın en kuzeyinde bulunan Finlandiya’nın sert bir iklimi vardır. Havası genellikle sislidir. Ağustostan itibaren soğuklar başlar. Arazisi de oldukça kıraçtır. Çoğu yerler sarp granit kayalarla kaplıdır. Kalan yerler ise çukur ve bataklıktır. Ülkede
maden namına hemen hemen hiçbir şey yoktur. Tarım çok güçlükle yapılabilmektedir. 

Halkı da hiçbir zaman tam bağımsızlıklarını elde edememiştir. Kimi zaman bir komşusunun, kimi zaman da diğer komşusunun yönetimi altında bulunmuştur tarihe baktığımızda. Finlerin bugün sahip olduğu kültür ve medeniyet, ulusun bütün üyelerinin ortak çalışması sonucudur.

HALK KAHRAMANI SNELMAN

“Finlandiya, daima Rusya ve İsveç tarafından işgal edilmek riski ile karşı karşıyadır. Güçlü olan komşularına karşı direnebilmesi için, kültürel açıdan onlardan daha ileri olması gerekir.”

Johan Vilhelm Snellman bu sözleri zamanla vatandaşların beynine kazınmıştır. Snelman çıkardığı “Sayma” isimli gazetede vatandaşlarına daima; “Ne zaman bizim küçük ulusumuz büyük komşularından daha yüksek bir medeniyete sahip olursa işte o zaman tehlike ortadan kalkmıştır” derdi.

Snelman yaz kış demeden ülkeyi dolaşır, genç yaşlı fark etmez zekâ sahibi insanlar ile karşılaştığında, hemen onlarla sohbete tutuşur, kitaplar verir, adreslerini alarak onlarla mektuplaşırdı.

***

“Aydınlar bir ulusun beyni gibidir. Bu halk sizi iyi bir öğrenimin ardından, bir maaşa konasınız ve akşamları kahvelerde iskambil veya domino masasının başına geçip eğlenesiniz, diye okutmamıştır. Okumuş insanların tümü ulusal zekâyı geliştirmek ulusal vicdanı ayağa kaldırmak ve ulusal iradeyi kuvvetlendirmek yükümlülüğü ile karşı karşıyadır.”

“Halkı eğiterek tarihi bir geçmişe dayanan milletlerin arasına sokmak sizin vazifenizdir. Unutmayın ki halkın kaba, cahil, sarhoş, hasta ve sefil olması sizin eksikliğiniz ve sizin kabahatinizdir.”

“Siz de kendi ulusunuzun Robinson’u olmak istemez misiniz? Robinson bomboş bir adada insan eti yiyen bir yerliyi eğitmiş, kendisine arkadaş ve yardımcı haline getirmiştir. Siz ise, büyük şehirlerde, yüksekokulların, gazete binalarının, tiyatro ve müze duvarlarının dibinde durarak, ulusumuzun milyonlarca insanı hakkında, “Bunlar cahil, kaba ve ayyaştır!” diye yakınıyorsunuz.”

“Bütün bir ülkeyi sulamak için bir, iki, üç ırmak kâfi gelmez. En ücra kulübeler bile göl, pınar veya dere gibi su kaynaklarına ihtiyaç duymaktadır. Halkın manevi susuzluğu da buna benzer. Ülkemizin her tarafında ulusumuzun kana kana içebileceği gür pınarlar bulunmalıdır.”

***

Peki, sonra ne oldu? Diye soracaksınız. Ne olacak? Fin çocuğunun kurduğu bu plan, çok yükseklerde uçan bir insanın kurabileceği bir plandı. Öğretmenlerin çoğu Snelman’ın bu sözleri ile şevke gelerek, bilgisizlik ve cehalete karşı savaşta onun yanında oldu. Bunların her biri bir süre sonra ülkede büyük bir kültür gücü oluşturdu. Böylece çok geçmeden ülkenin her yerinde kendini ulusuna adamış yüzlerce Snelman ortaya çıktı.

Bu devrimi gerçekleştirebilmek için uyanık uygarlık yolunda çalışmaktan bıkmayan insanlara ihtiyaç vardır. Birçok öğretmen, hâkim, avukat ve doktor her aksam kahvehanelerde oturup iskambil oynamaktan ve bira içmekten vazgeçerek tekrar kitap okumaya başladılar. Halkı aydınlatabilmek için önce kendileri aydınlanma ihtiyacı hissettiler. Usta konuşmacılar ve konferansçılar çıkmaya başladı her yerde.

Bazı konu başlıkları belirlenerek bu konularda en güzel kitabı yazanlara ödül verilmeye başlandı ve yazarın kitaplarının basılması için yardım edildi. Böylece halkın yararlanması için hazırlanan kitaplar daha ucuza satılır hale geldi.

Bir iki kuşak sonra yepyeni bir Fin memur sınıfı çıktı ortaya. Bilgi, anlayış ve ahlaki bakımdan oldukça ilerleme kaydederek bütün dünyaya örnek teşkil ettiler. Artık Finlandiya halkı, devlet memurlarının varlığı ile gurur duymakta idi. Snelman’ın ünü gerçek halk kültürünü ortaya çıkaran halk öğretmeni olmasından ileri geliyordu. Snelman ve arkadaşları halk öğretmeni sanıyla bitmek tükenmez çalışmalar sonucu bataklık ülkesi Finlandiya’yı“Beyaz Zambaklar Ülkesi” ’ne dönüştürmüşlerdir.

En büyük kavram, kafaları değiştirmek ve bunu biz sadece eğitimle başarabiliriz. Bu sebeple Finlerin eğitime ve öğretmenlerine verdiği değer yadsınamaz. En kritik noktalardan birisi insanları bir şeylere zorlamak yerine neden bunun yapılması gerektiğini anlatarak ikna yöntemine gitmek gerekliliğidir.

Enver Paşa Özdemir

Referanslar: Beyaz Zambaklar Ülkesinde: Grigory Petrov

Göz atmak isterseniz:

Matematiksel

Editör

Bu yazı gönüllü yazarlarımız tarafından hazırlanmış veya sitemiz editörleri tarafından belirtilen kaynaktan aslına uygun kalınarak eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu