Yeni Bir Stres Kaynağı: Sosyal Medya

Bizleri stresin dikenli yollarında yürüten ne kadar çok faktör var değil mi? Stresin yollarında yürürken ruhumuz ve bedenimiz ızdırap çekse de hepimiz bazı zamanlarda, bazı konularda, bazı amaçlar için bu yollarda yürümeye mecburuz. Ancak stresin çok ileri boyutlarının sevimsiz şekilde tehlikeli olduğunu da biliyoruz.

En çok stres yaşadığınız anları hayal ettiğinizde aklınıza hangi anlar geliyor bilmiyorum. Eminim çoğumuzun bu anlarla alakalı kesiştiği noktalar vardır. Ancak ülkemizde ve dünyada günlük rutinde olan, hatta epey zaman ayrılan bir şey var ki kendisi yepyeni bir stres unsuru: Sosyal Medya..

***

Bazen diyet yapmaya, sağlıklı yaşamaya karar verdiğinizde kendinizi daha fazla abur cuburun, fast-foodun içinde bulursunuz. Normalde yemediğiniz şeyleri normalde yemediğiniz kadar fazla şekilde tüketmiş olabilirsiniz. Çünkü bir ”göreve” çevirdiğimiz şeylerin yarattığı zorunluluk hissi, akıntının tersine kürek çekmemize sebep olabilir.

Sosyal medyada da aynı psikolojik döngüye kapılmış olmamız pek sürpriz değil ancak araştırma hakkında düşünmemiz stresi uysallaştırma becerisi geliştirmemize katkı sağlayabilir.

İngiltere’deki Lancaster Üniversitesi araştırması gösteriyor ki sosyal ağ kullanıcıları, sosyal medya kullanımlarından dolayı stres yaşadıklarında, sosyal medya platformlarına giderek daha fazla bağımlı hale gelme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

sosyal medya

Facebook ve Instagram gibi sosyal paylaşım sitelerinin (Social Networking Sites – SNS) kullanıcılarının, sosyal medya stresi (teknostres) olarak bilinen yeni bir fenomenin içinde oldukları görülmektedir..

444 Facebook kullanıcısının alışkanlıklarına yönelik araştırmalar; arkadaşlarla sohbet etme, haberleri tarama vb. etkinlikler strese yol açmaya başladıkça, kullanıcıların etkinlikler arasında geçiş yaptıklarını gösterdi.

Yani araştırmanın gösterdiği bulgulara göre, kişiler bu tür bir stres ile karşı karşıya kaldıklarında, stres unsurunu kapatmak veya daha az kullanmak yerine; sosyal medya platformlarının birinden diğerine geçiş yapıyor, stresi yaratan ortamın girdabında kayboluyorlar.

Bilgi Sistemleri Dergisi’nde (Information Systems Journal) yazan Friedrich-Alexander Universität Erlangen-Nürnberg, Lancaster Üniversitesi ve Bamberg Üniversitesi araştırmacıları da Facebook platformundaki kişilerin, aynı platformun neden olduğu strese yönelik başa çıkma mekanizması olarak yine platform içinde dikkat dağıtma eğiliminde olduklarını belirtti.

Elbette bu eğilimler ileri safhalarda sosyal medya bağımlılığının artmasına sebep oluyor.

Araştırma ekibi, teknostresin kullanıcıların hayatlarına olan etkilerine baktıklarında; sosyal ağların (SNS) kişisel hayatlarını istila ettiklerini, ağlarını arkadaşlarınınkine uyacak şekilde uyarladıklarını, aşırı fazla sosyal bilgi edindiklerini, platformlarda sürekli değişiklikler ve güncellemelerle karşı karşıya kaldıklarını gördüler.

Araştırmacılar ayrıca teknostresle başa çıkmanın iki ayrı yolunu da incelediler.

Bunlardan ilki, sosyal medyadan uzak kalıp diğer etkinliklere katılmaktı. Bazı kullanıcılar hesaplarını kapatıp arkadaşlarıyla veya aileleriyle yaşadıkları sorunlar hakkında konuşuyorlar, platformlarda daha az zaman harcıyorlardı.

Bununla birlikte, diğer yöntemi seçenlerdeki davranış, aynı sosyal medya uygulaması içerisinde farklı faaliyetlerde bulunmak ve potansiyel olarak sosyal medya bağımlılığına giden bir yolda ilerlemekti..

Bu yöntem, siteleri daha düzenli kullanan sosyal medya kullanıcıları arasında daha yaygındı. Bu yöntem zaten araştırmanın sonucunu vurgulayan, yani işe yaramayan yöntemdi.

Profesör Sven Laumer bu yöntem için “Kullanıcının SNS (sosyal medya) alışkanlığı ne kadar güçlüyse, onu strese karşı bir başa çıkma davranışı aracı olarak kullanma ve SNS’ye bağımlılığı kazanma olasılığı o kadar yüksek” dedi.

***

Unutmayalım dünya hazlarının bir sonu yok ve unutmayalım ki zaten gördüğünüz pek çok şey, sadece ”sizin görün” diye yapılıyor. 🙂

Gün içinde ”en güzel hayat benimki” yarışına mola verip, aldığınız nefesin hazzına odaklanmayı deneyin. Telefon olmadan denizi, dağları seyretmeye gidin..

Emin olun kısmi bir rahatlama yaşatacaktır.. Aklınıza Instagram gelirse denizden veya dağdan bir taş alıp bağrınıza taş basın.. 🙂

Şaka bir yana bu konunun bu denli önemli olmasının sebebi, odaklanma becerimizin neredeyse yok olmaya yüz tutmuş olmasıdır. Böyle giderse günümüzde, gelecekte en başarılı ya da en mutlu insanlar; en temel gereksinimlerimiz, becerilerimizden olan ”odaklanabilme, anı hissetme” becerilerine sahip olanlar olacaktır.

Konuyu video ile incelemek isterseniz:

Kaynak: *https://www.lancaster.ac.uk/news/social-media-stress-can-lead-to-social-media-addiction

Ceren Demir

Kendini, insanları, dünyayı tanıma ve anlama çabasında, belki de kaosta olan , filmin oyuncularından, dünya üzerindeki küçücük noktalardan biriyim. Pamukkale Üniversitesi ve AGH University of Science and Technology' de Uluslararası Ticaret ve Finans alanında kendimi eğitmeye çalıştım. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Ekonomi bölümünde yüksek lisansa devam ediyorum. Voleybol sporunda antrenör yardımcılığı yaptım ve lisanslı oynadım. Spora ve sanata düşkünüm. Resim yapmayı çok seviyorum. Klasik müziğe, doğaya, doğa sporlarına, felsefeye, psikolojiye, kitaplara ilgi duyuyorum. Okumayı, yazmayı, öğrenmeye çabalamayı çok seviyorum. Sanıyorum 7. günlüğüme başlayacağım. Satranç ve Rusça'ya merak saldım. Bahsettiğim tüm 'bencil' bilgilerimi önemsiz sayıyorum. Sadece denizdeki kum tanelerinden biri olduğumun farkındayım. Ancak okyanusları merak etmekten vazgeçemiyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Başa dön tuşu
Kapalı