SOSYAL BİLİMLER

Sorumluluktan Kaçış Hali: Sosyal Kaytarma

Sosyal kaytarma, bireylerin tek başlarına çalışılarak sergiledikleri performans ile bir gruba dahil olduklarında sergiledikleri performansları karşılaştırıldığında, grup halindeyken göstermiş oldukları bireysel çabalarının azalması durumu olarak ifade edilir.

Sosyal kaytarma davranışı ilk olarak Ringelmann tarafından, bireylerin bir gruba dahil olduklarında üretkenliklerinin ve verimliliklerinin azalması olarak tanımlanmıştır.

Ringelmann, gönüllü erkeklerden oluşan bir grup birey ile sırasıyla bir, üç ve sekiz kişilik deneyler yapmış, erkeklerden tek başlarına ve grup içindeyken, ucunda gerinim ölçer bulunan bir ipi ellerinden geldiğince kuvvetli bir biçimde çekmelerini istemiştir.

Deneyin sonucunda erkeklerin, bireysel olarak gösterdikleri kuvvetlerin toplamının, grup içindeyken gösterdikleri kuvvete eşit olmadığını görmüştür. Gruptaki birey sayısı arttıkça her birey azalan oranda gruba katkı sunmuştur.

Bu deney ile Ringelmann, grup çalışmalarında birey sayısı arttıkça toplam bireysel performansın azaldığı sonucuna varmış, grup büyüklüğü ile performansta gösterilen çaba arasındaki bu ters orantılı ilişki “Ringelmann Etkisi” olarak kavramsallaşmıştır.

Sonraki yıllarda kavram Ingham ve arkadaşları tarafından sosyal kaytarma olarak adlandırılmıştır. Ingham ve arkadaşları Ringelmann’ın yapmış olduğu halat çekme deneyini tekrarlamışlar, deneye katılanların gözlerini bağlayarak halatları iki şekilde çekmelerini istemişlerdir.

Birincisinde halatı tek başlarına, ikincisindeyse grupla beraber çektiklerini düşünmelerini sağladılar. Deneyin sonucunda grup büyüklüğü arttıkça bireysel performansta gösterilen çabanın azaldığını gözlemlediler.

Araştırmacılar sosyal kaytarma davranışlarının, grup üyeleri ve kurum için olumsuz sonuçlara sebep olacağını öne sürmüşler, bu durumu sosyal bir hastalık olarak ifade etmişlerdir.

Sosyal kaytarma davranışı gösteren bireylerin, benzer durumlar ile karşılaştıklarında da aynı kaytarma davranışı gösterme ihtimalleri yüksektir.

Sosyal Kaytarmanın Nedenleri

Motivasyon

Bir görev verildiği zaman motivasyonu düşük olan insanlar, bir gruba dahil olduklarında kaytarma davranışlarını daha fazla göstermektedirler.

Sorumluluk Dağılımı

İnsanlar gösterdikleri çabanın önemli olmadığını ve yaptıkları işten kişisel olarak sorumlu olmadıklarını varsaydıklarında, kendilerinden başka birinin harekete geçeceğini düşünürler.

Grup Büyüklüğü

Grup büyüklüğü ile gösterilen çaba ters orantılı bir ilişkiye sahiptir. Küçük gruplarda bireysel performanslar fazlayken, grup büyüklüğü arttıkça gösterilen çaba azalmaktadır.

Beklentiler

Grup performansı ile ilgili olumlu ve olumsuz düşünceler, gruba olan inanç bireyin göstereceği çabayı etkilemektedir.

Sosyal kaytarmanın sonuçlarını en aza indirebilmek için küçük gruplar oluşturmak, bireysel hesap verebilirlik, görev ve sorumlulukların net olarak tanımlanması, gruba bağlılığı ve aidiyeti arttırmak gibi önlemler alınabilir.

Sosyal Kaytarmanın Sonuçları

Sosyal kaytarma aslında herkesi olumsuz etkiler. Davranışı göstermeyen kişilerde; motivasyonda azalma, performans veriminde düşüş, adaletin olmadığı inancı, güvensizlik, iş yükünün artması, tükenmişlik, gruba veya kuruma aidiyetin azalması gibi sonuçlara sebep olabilir.

Kaytaran kişilerde ise; bu durumun alışkanlık haline gelmesi, grup üyeleri tarafından dışlanma, performans veriminin düşmesi, aidiyetin azalması ve kişilik gelişiminin olumsuz yönde etkilenmesi görülmektedir.

***
Sosyal kaytarma geçerli bir olgu olarak kabul görse de bazı durumlarda geçerliliğini yitirebilir. Örneğin Rusya’daki kolektif çiftliklerde (kolhoz) ve İsrail’deki kolektif topluluklarda (kibutz) üretilen kişi başına düşen ürünün, bireysel olarak üretilendense grup ile üretimde daha yüksek olduğu görülmüştür.

İlknur Çetinkaya

Kaynakça

Özan, M. B. & Gündüzalp S. & Yaraş Z. & Polat H. (2020). Eğitim Kurumlarında Sosyal Kaytarma. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi.

Durgun, M. (2017). Sosyal Kaytarma ve Ringelmann Etkisi.

Matematiksel

İlknur Çetinkaya

Nelson Mandela'nın sözleri ile ‘’Bir toplum, kendini en belirgin biçimde çocuklarına nasıl davrandığıyla ortaya koyar. Başarımız, her toplumun en kırılgan fertleri ve aynı zamanda en büyük zenginliği olan çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığıyla ölçülmelidir’’. Çocuklarımızın yaşamdan, öğrenmekten keyif aldığı, öğrenmenin sınıfların dört duvarı arasına hapsedilmediği, çocuklarımızın özgür hissettiği, oyun oynayabildiği, çocukluklarını yaşayabildikleri, başarılarının sınavla ölçülmediği, her birinin başarıyı yetenekleri ve ilgi alanlarında tattığı, yüzlerinden gülümsemenin eksik olmadığı güzel yarınlara

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu