Serseri Uydular – Ploonet

Astronomlar yıllardır gezegenin tanımını yapmakta zorlanıyorlar. Hepimizin bildiği üzere ilk akla gelen, güneş sistemimizin en dışında, keşfedildiğinden beri henüz güneş etrafındaki bir turunu bile tamamlayamamış ve yıllardır gezegen mi değil mi tartışmaları arasında kalan Plüton.

Yıllarca süren tartışmalardan sonra sonunda Plüton’u bir gezegen değil cüce gezegen olduğu kararlaştırıldı.

En güncel tanımıyla bir gezegen;

  • Kütleçekimi sayesinde küresel bir yapı oluşturacak kadar ağır olan,
  • Termonükleer füzyona sebebiyet vermeyecek kadar ağır olan,
  • Çevresini gezegen oluşumundan kalan gaz ve tozlardan temizlemiş olan ve içinde bulunduğu yıldız sistemindeki yıldızın doğrudan uydusu olan gökcismidir.

Plütonla ilgili tartışmalar süredursun, artık gökbilimciler dikkatlerini daha uzaklara, güneş sistemimizin dışındaki gezegenlere çevirmiş durumdalar.

Exoplanet (ötegezegen) olarak adlandırılan bu gökcisimleri en basit tanımıyla kendi güneşimizin dışında başka bir yıldızın yörüngesinde dönen gökcisimleridir.

Bundan yalnızca 150-200 yıl önce kendi güneş sistemimizdeki bir cismin keşfi bile tüm bilim camiasında büyük bir etki yaratırken artık kendi güneş sistemimizin de dışına çıkıp farklı ötegezegenler keşfedebiliyoruz.

Peki gözlemlemek kolay bir iş mi? Tabi ki değil.

En basit anlatımıyla astronomlar bir ötegezegeni keşfetmek için yıldızların parlaklıklarını sürekli incelerler. Şayet yıldızın parlaklığında bir azalma meydana gelirse bu, yıldızın önünden geçen bir ötegezegen anlamına gelebilir.

Ancak bunu anlayabilmek için yıldızı aylar, yıllar hatta bazen onyıllarca gözlemlemek gerekmektedir.

Hatta artık astronomlar ötegezegenlerle de yetinmeyip exomoon (Öte uydu) ‘ların bile izlerini sürmeye başladılar.

Aynı mantık ile öte uydu veya öte ay, bir ötegezegen veya diğer yıldız dışı ekstrasolar bir cisim etrafında dönen doğal bir uydudur. Ancak öte uydular hakkındaki anlaşmazlıklar devam etmekte.

Çünkü bir yıldızın parlaklığındaki azalış bir öte uydudan kaynaklanacağı gibi başka bir öte gezegenden de kaynaklanabilir. Ki tespit edilen öte uydunun boyutunun Neptün kadar olduğunu hesaba katarsak, bu kadar büyük bir gökcisminin öte uydu olamama ihtimali de bir diğer etmen.

Ötegezegenler, öte uydular, hatta Moonmoons (bir uydunun uydusu) terimlerini duymuş olabilirsiniz. Ancak daha önce hiç Ploonet (Gezay) ismini duymuş muydunuz?

Ploonet, ingilizce gezegen (Planet) ve uydu (Moon) anlamına gelen kelimelerin bir birleşimi.

27 Haziran 2019’da University of Antioquia in Medellín ‘den astronom Mario Sucerquia ve ekibinin yayımladığı bir çalışmayla Ploonet ismi literatüre geçti.

Bu gurubun odak noktası, ‘Hot Jupiter’ olarak adlandırılan yörüngesinde oldukları yıldızlara bizim Jupiterimizden daha yakın gaz devleridir.

Bazı gökbilimciler bu gaz devlerinin aslında güneş sistemlerinin eteklerinde oluşmuş olduğunu ve zamanla içe doğru göç ettiklerini düşünmektedirler. İşte bu yakınlaşmanın sonucunda bu gezegenlerin uyduları bir süre sonra gezegenin kütleçekiminden kurtulup yıldızın kütleçekimine kapılarak bir gezegen haline gelebiliyorlar.

Yani ploonet bir başka deyişle gezaylar, bir zamanlar uydu olup kendi konak gezegeninin kütle çekiminden kurtulup ömürlerinin geri kalanını gezegen olarak geçirecek gökcisimleridir.

Ancak araştırmacıların yapmış olduğu simulasyonlara bakıldığında bu ‘sonradan gezegenlerin’ çok uzun ömürlü olduğu söylenemez. Simulasyona göre Ploonet’lerin nerdeyse yarısı eninde sonunda konak gezegeninin kütleçekimine yenik düşüp yok oluyor.

Küçük bir kısmı yıldız tarafından yutulurken, bir diğer kısmı da gezgin uydu halini alıyor.

Üstelik Dünyamızın uydusu ay da potansiyel bir Ploonet.

Dünya’nın geldit kuvvetinden ötürü Ay, her yıl bizden 3-4 cm uzaklaşmakta. Bu da belli bir süre sonra bizim kütleçekimimizden kurtulup Güneş’in etrafında dönen bir ploonet’e dönüşmesine neden olabilir.

Ancak bu ‘bir süre’ ortalama 5 milyar yıl.

Güneş’in 5 milyar yıl içinde kırmızı dev evresine geçip inanılmaz bir derecede genişleyecek. Bu da ayın belki hiçbir zaman bir ploonet olamayacağının bir göstergesi olabilir!

Kaynaklar

Matematiksel

Hazırlayan: Hakan Uluçay

Hakan Uluçay
Meraklı, okumayı, araştırmayı seven biri. Nörobilim, evrim, tarih, felsefe, psikoloji gibi alanlara ilgi duyuyorsam da yıllardır değişmeyen asıl odağım astrofiziktir. Kurumsal hayat içinde bir bilimsever olarak okuduklarımı, ilgimi çeken yazıları insanlarla paylaşmak ve popüler bilime bir nebze olsun katkı sağlamak için buradayım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.